Emine UÇAK ERDOĞAN
Newrozdan nevruza acılar biriktirmek

Newrozdan nevruza acılar biriktirmek

 

Bundan yıllarca önceydi. Devlet babanın ‘Newroz diye bir şey yoktur nevruzdur ve bayramdır hadi kutlayın ve mutlu olun bu bir emirdir” diyerek Allah ne verdiyse jop, tazyikli su, kurşun yağdırmadığı günlerdi.

O zamanlar bayramlar, kutlamalar hepimiz için sevinçli günlerdi. Ortalığın toz duman olduğu, savaşı andıran görüntülerin yaşandığı günler değildi.

Uzun süren kışın, pencerelerimize kadar yükselen karların ardından; güneşin sıcak yüzünü göstermeye başladığı günlerde biz çocuklar için gerçekten eğlenceli günler başlardı. Çocukluğumdan artık hayal meyal hatırladığım kutlamalardı bunlar. Büyüklerimizin ‘ah siz eski günlerde görecektiniz, ne büyük ateşler yakılırdı” sözlerinin eşliğinde hazırlıklar başlardı. Olsun ateşlerimiz küçük de olsa ‘newroz, cigur’ bizimdi. Ve bir çocuk için yeterince renkli günlerdi. Newroz zihnimde sadece ateş yakmak, o ateşin üzerinden atlamak, halaylar çekmek olarak canlanmıyor. Birbirine bağlı veya bağımsız başka kutlamalar, ritüeller de vardı çocukluğumun baharlarında. Geceleri bir çeşit meşalelerle delikanlıların yaptığı ateşli gösteriler. Karanlıkta çizdikleri şekiller. Bir tür korkuluk yaparak bütün köyün evlerini gezerek tekerlemeler eşliğinde topladığımız buğdaylar. O sırada söylediğimiz tekerlemeler, bazı evlerden ritüel gereği üstümüze su atılması… Soğan kabuğuyla pişirdiğimiz yumurtalar. O yumurtaları tokuşturup bir tür yarış yapmalar. Velhasıl daha birçok renkli hatıra. Artık yok olmaya yüz tutmuş birlik ve beraberlik günleri. Şenlikler, mesireler… Bu kutlamaların Anodolu’nun bütün kültürlerinde benzerleri var. Bu topraklarda yüzyıllarca yaşayanların günlük yaşantılarının, kutlamalarının, yaslarının birbirleriyle örtüşmesi normal. Normal olmayan ‘bayram’ın kalıplara, şekillere ve yasaklara konulmaya çalışılması.

Bu ortalığın toz duman olduğu günlerde çocukluğumun o renkli hatıralarını daha çok özlüyorum. Daha ilk günlerinden itibaren hepimize neşe, oyun ve renk getiren bahar günlerini… Tüm işlerin imeceyle, türkülerle çoluk çocuk, kadın erkek birlikte yapıldığı o yaz günlerini özlüyorum. Televizyon ekranlarında o toz-duman, hır-gür, dayak-öfke görüntülerini görünce buruk bir acı dimağımı yıkıyor. Çocukluğumun o renkli newroz günlerinden bu günlere nasıl geldiğimizi düşünüyorum.

Bir yerde yanlışlık olduğu kesin. Kutlamaları resmiyette kabul edip, kendi ölçülerine göre kutlanmasını isteyen devlet baba yanlış yapıyor. Bu görüntülerin sadece yasakların olduğu illerde yaşanması bunu açıkça ortaya koyuyor. Bu sertliğe bir o kadar sert çıkış yapan, çocukların ellerine taş verenler de yanlış yapıyor. Asıl derdim doğrunun-yanlışın kimde olduğu değil. O çocukların yaşadıkları… Çünkü olan çocuklara oluyor.

Anılarında bayramı savaş ve acı günleri olarak hatırlayacak bir nesil yetişiyor. 90’lı yıllarda doğan çocuklara newrozu sorun bakalım; bayram olarak hatırlayan çıkacak mı?

Asıl dimağımı yakan buruk acı bu…

Çocuklarımız bayram gibi yaşanan bayram günleriyle büyümeli ki yarınlara umut büyütsünler. Bir bayramları var ellerinde kendilerini çocuk gibi hissedebilecekleri onu da çok görmeyin.  

“Nevruz resmi bayramdır” demekle bayram olmuyor. Bunu bu yıl büyük acılarla tekrar yaşadık. “Mutlu ol bu bir emirdir” demekle de mutlu olunmuyor devlet baba. Bunu bizden öncekilerde acı tecrübelerle yaşamış olmalısın.

Bir dahaki bayramda özgür bırak çocuklarını…

Bırak herkes istediği gibi kutlasın bayramını.

İsteyen newroz, isteyen nevruz desin.

Ve istediği gibi kutlasın. Özgürlük iyidir…

Ve bayramlara da çok yakışır.



emine.erdogan@10yazar.com

Yorum Yaz   

YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (5)
Osman ÇELEBİ tarafından 2008-05-04 10:13:51 tarihinde yazılmış
osman.celebi.anadolu@gmail.com
Yahu nevruz İslamiyetin bayramı değil.. Bırakın nevruzu.
erkankop tarafından 2008-04-02 16:45:49 tarihinde yazılmış
selam
Tamam da yazdıklarınızı keşke dikkate alsalar, keşke herkes sizin yazdıklarınızı dikate alsa
Osman ÇELEBİ tarafından 2008-03-31 19:51:21 tarihinde yazılmış
tezatlıklar ve demokrasi
Anlayamıyorum bazen özgürlük kavramını. İsteyen istediği şekilde düşünebilme özgürlüğüne sahip olmalıdır amma: düşünelim ki memleketimizde bilimsel sosyalizm hız kazandı ve materyalist akımlar büyüdü. Bunlar ile mücadele etmeyerek demokrasi diyerek bıraktık eylemlerini basın açıklamalarını yapsınlar... Silahlı eylemleri de yok diyelim o yüzden çete kapsamındada yargılayamıyoruz diyelim.. ve sonucunda memelektin yarısının sosyalist ve hatta materyalist olduğunu hayal edelim.Bu demokrasimidir?
Osman ÇELEBİ tarafından 2008-03-31 19:50:24 tarihinde yazılmış
anlaşılmazlıklar var
bu demokrasi ve özgürlük nasıl bir kavramdır ki kürt ırkçılığı yapanlara aşırı müsama gösteriyor. Irkçı Türk yada Kürt neden aynı kefede değerlendirilmiyor? Neden hala Kürtler pozitif ayrımcılıkla şımartılıyor ve provakasyonlara açık hale geliyor. Doğuda Güneydoğuda yaşayan halka iş ve ekmek götürsek acaba bu insanlar dağa çıkarlar mı? ABD nin izniyle ve icazetiyle nekadar politika izlenebilir? Sanıyormuyuz ki ABD ve AB bu sorunun bitmesini istesin? ABD'ye hoşgörü MHP'ye hoşgörüsüzlük mü?
Veysel AĞAÇÇAVDIRAN tarafından 2008-03-31 09:52:19 tarihinde yazılmış
aceba
Selamunaleyküm. Yazını okudum ve anlayamadım. Neyi anlayamadığımı anlatayım. Birincisi ben müslümanım ırkım ve geçmişim örfüm törem bana neyi emrederse emretsin ben ancak ALLAH ın bana verdiklerini alır onun kaldırdıklarından ise uzak dururum. Bahsedilen nevruz yada newrozun peygamberimiz tarafından bize bildirilen bir bayram olduğunu hiç duymadım yada okumadım İslamdan öncekileri Rabbimiz kaldırmıştır. Ayrıca kutlamalar gerçekten kutlamayken bizde hiç alakamız olmadığı halde kutlardık.