Güne zamanında ve zinde başlamak için, yatmadan önce saatimizi kurar, erkenden yatarız. Derin bir uykunun ardından, ev ahalisi ile güneş doğmadan bir süre önce saatin sesine uyanır ve ayaklanırız.
Gecenin karanlığını ve sessizliğini penceremizden izleriz önce. Güneş, ay, yıldızlar, gökyüzü, ağaçlar, denizler, çiçekler, kuşlar, böcekler ve tabiî ki yaratılmışların en şereflisi insan.
Var olan tüm bu güzellikler, muhteşem bir düzen içerisinde varlıklarını sürdürmektedir. Hepsi vazifesini bilerek, üzerlerine düşeni en iyi şekilde yapmanın gayreti içerisinde. Her birinde bir büyük yaratıcının izlerini görmek zor olmasa gerek.
Her sabah olduğu gibi, bir hareketlilik olur evimizde. Çok önemli bir randevu vardır. Özel bir buluşma gerçekleştirilecektir. Kalplerde ve gönüllerde bunu heyecanı hissedilir.
Hazırlık yapılır ve huzurla özel buluşma gerçekleşir. Sevinç doluverir içimiz o vakit. Bir rahatlama olur, huzur dolar aile fertlerinin kalbi.
***
Gün başlamıştır artık.
Güneş, gece karanlığından sıyrılarak o sıcacık yüzünü bulutların arasından göstermiş, yeni bir günün başladığını pırıl pırıl ışıltısıyla evimize yansıtmıştır.
Her zamanki gibi, sıkılmadan ve üşenmeden hazırlanırız işyerimize ulaşmak için. Evden çıkmadan veda faslı başlar tabii ki. Sevgiyle ailemizle kucaklaşır, günümüzün ve işlerimizin hayırlı olması için iyi dilek talebinde bulunuruz.
Hele o yumurcaklar yok mu! Onlarla vedalaşmak ayrı bir fasıldır.
İş yerimizin yolunu tutmaya başlarız. Daha yolda düşünmeye, planlamaya başlarız işlerimizi. Otobüste, araçta, metroda, tramvayda veya yürüyerek. İşimize konsantre olmuşuzdur artık.
Masamıza oturduğumuzda ise keyif çayımızı arar gözlerimiz. Ve günün yoğunluğuna kaptırırız artık kendimizi.
Bir bakmışız ki güneş tam tepemizde. Farkında olmadan öğlen vakti girmiştir bile. Ama bu arada da bir hayli iş yaptığımızı fark ederiz ajandamıza baktığımızda.
Yine önemli bir randevumuz vardır. “Vakit gelse de görüşebilsem” arzusu içerisindeyizdir. Çok özel bir duygudur o. Ve sevinçle görüşme tamamlanır.
***
Öğle yemekleri yenmiş, hafif hafif üzerimize ağırlık çökmeye başlamıştır. Bu arada gelen misafirler ağırlanmakta, toplantılar, telefon görüşmeleri, bilgisayar başında proje hazırlığı, koşuşturmaca devam etmektedir.
Arada ofis dışındaki işler için dışarı çıkmak, hem üzerimizdeki rehaveti atmak açısından hem de spor açısından da yararlı olur.
Yine işlere dalarız. Masamız dosyalarla, evraklarla doludur. Yapılacak iş çoktur. Ancak içimizde bir özlem kıpırtısı vardır sürekli. Saatimizi arada kontrol eder, “acaba özel buluşma vakti ne zaman gelecek?” diye bekleyiveririz. Görüşmeyi kaçırırız diye öyle çok tedirgin oluruz ki, hiç aklımızdan çıkarmayız.
Bir vakit bile onunla olamamayı düşünemeyiz. Evet, onsuz olamayız.
Ve nihayet beklenen ve özlenen vakit gelir. Özel görüşme için gereken hazırlıklar yapılır. Huzurla beklenen buluşma gerçekleşir.
O vakit her şey durur. İşlerimiz, görüşmelerimiz, toplantılarımız, telefonlarımız, radyo, televizyon, hatta akan su bile.
Onunla olmanın keyfine varmak için, herkes ile teması keseriz.
***
Ve akşam vakti girmiştir. Güneş kendini kaybettirmiş, ortalık karanlığa bürünmüştür. Bu karanlık, korkunun değil sevdiklerimize kavuşmanın belirtisidir bizler için. Evimize doğru yola koyularak ailemize, sevdiklerimize kavuşma anını bekleriz artık.
Eve girişteki o sıcak karşılama hepimizin beklediği özel anlardandır. Tebessümle bir “hoş geldin” sözü, adeta tüm yorgunluğunuzu unutturmak için yeterlidir.
Ancak, unutmadığımız bir şey var ki, özel buluşma vakti gelmiştir. Eve hızlıca gitmemizin en önemli nedeni de aslında bu buluşmayı kaçırmamaktır.
Az sonra gerçekleşecek görüşme için tüm hazırlıklar tamamdır. Ve o buluşma hasretle bir kez daha gerçekleşir. Gönlümüze adeta su serpilir. Anlatılmaz bir ferahlama, mutluluk duygusu sarar vücudumuzu. Bu duygu ailemize de yansımaktadır belki farkında olmadan.
***
Sofra kurulmuştur. Yemek kokuları daha içeri girerken burnumuza gelmiş, ne kadar acıktığımızı adeta o zaman fark etmişsizdir. Ev sıcaklığı, yemeğin sıcaklığına baskın çıkmakta, yediklerimize tarifsiz bir lezzet katmaktadır.
Bu arada yumurcaklarla da bir oyun faslı gerekleştirmek günün yorgunluğunu atmak için tek başına yeterlidir.
Saat bir hayli ilerlemiştir. Artık yatma vakti gelmiştir. Kimi okuluna, kimi işine, kimi ise ev oturmasına gidecektir. Herkesin yapacağı işler vardır.
Ancak günün son buluşma vakti de gelmiştir. Bütün gün süren beraberliğimiz, bizi motive etmiş, işlerimizi bereketlendirmiş, ailemize huzur vermiş, her türlü tehlikeden ve kötülüklerden alıkoymuş, çevremize güven hissi vermiştir.
Sevmeyi, sevilmeyi, merhameti, yardımlaşmayı, fedakârlığı onunla tanımışızdır çünkü.
Ona kavuşmanın özlemiyle, günün son buluşmasını gerçekleştiririz. Gecenin karanlığında, her taraf sessiz ve ıssız. Ancak içimizde fırtınalar kopar. Sizi hayata bağlayan, var olmanızı sağlayan bir güç, günün her vaktinde sizinle beraberdir. Bu duygu tarif edilmez, ancak yaşanır.
***
O, bizi seviyor, özlüyor, değer veriyor, bekliyor. Ya biz? Biz de özlüyor muyuz? Ona kavuşmak, onunla olmak için can atıyor muyuz? Onunla beraberken huzur doluyor mu içimiz?
Herkes için özel bir buluşmadır onunla olmak. Ne mutlu onu bilenlere, tanıyanlara, onunla beraber olanlara. O’na, sonsuz sevgi ve saygıyla.