Fatih AKYÜZLÜ
Onunla Buluşmak

Onunla Buluşmak

Yeni bir güne başlamak. Heyecan verici bir duygudur hepimiz için.

Güne zamanında ve zinde başlamak için, yatmadan önce saatimizi kurar, erkenden yatarız. Derin bir uykunun ardından, ev ahalisi ile güneş doğmadan bir süre önce saatin sesine uyanır ve ayaklanırız.

Gecenin karanlığını ve sessizliğini penceremizden izleriz önce. Güneş, ay, yıldızlar, gökyüzü, ağaçlar, denizler, çiçekler, kuşlar, böcekler ve tabiî ki yaratılmışların en şereflisi insan.

Var olan tüm bu güzellikler, muhteşem bir düzen içerisinde varlıklarını sürdürmektedir. Hepsi vazifesini bilerek, üzerlerine düşeni en iyi şekilde yapmanın gayreti içerisinde. Her birinde bir büyük yaratıcının izlerini görmek zor olmasa gerek.

Her sabah olduğu gibi, bir hareketlilik olur evimizde. Çok önemli bir randevu vardır. Özel bir buluşma gerçekleştirilecektir. Kalplerde ve gönüllerde bunu heyecanı hissedilir.

Hazırlık yapılır ve huzurla özel buluşma gerçekleşir. Sevinç doluverir içimiz o vakit. Bir rahatlama olur, huzur dolar aile fertlerinin kalbi.

 

***

Gün başlamıştır artık.

Güneş, gece karanlığından sıyrılarak o sıcacık yüzünü bulutların arasından göstermiş, yeni bir günün başladığını pırıl pırıl ışıltısıyla evimize yansıtmıştır. 

Her zamanki gibi, sıkılmadan ve üşenmeden hazırlanırız işyerimize ulaşmak için. Evden çıkmadan veda faslı başlar tabii ki. Sevgiyle ailemizle kucaklaşır, günümüzün ve işlerimizin hayırlı olması için iyi dilek talebinde bulunuruz.

Hele o yumurcaklar yok mu! Onlarla vedalaşmak ayrı bir fasıldır.

İş yerimizin yolunu tutmaya başlarız. Daha yolda düşünmeye, planlamaya başlarız işlerimizi. Otobüste, araçta, metroda, tramvayda veya yürüyerek. İşimize konsantre olmuşuzdur artık.

Masamıza oturduğumuzda ise keyif çayımızı arar gözlerimiz. Ve günün yoğunluğuna kaptırırız artık kendimizi.

Bir bakmışız ki güneş tam tepemizde. Farkında olmadan öğlen vakti girmiştir bile. Ama bu arada da bir hayli iş yaptığımızı fark ederiz ajandamıza baktığımızda.

Yine önemli bir randevumuz vardır. “Vakit gelse de görüşebilsem” arzusu içerisindeyizdir. Çok özel bir duygudur o. Ve sevinçle görüşme tamamlanır.

 

***

Öğle yemekleri yenmiş, hafif hafif üzerimize ağırlık çökmeye başlamıştır. Bu arada gelen misafirler ağırlanmakta, toplantılar, telefon görüşmeleri, bilgisayar başında proje hazırlığı, koşuşturmaca devam etmektedir.

Arada ofis dışındaki işler için dışarı çıkmak, hem üzerimizdeki rehaveti atmak açısından hem de spor açısından da yararlı olur.

Yine işlere dalarız. Masamız dosyalarla, evraklarla doludur. Yapılacak iş çoktur. Ancak içimizde bir özlem kıpırtısı vardır sürekli. Saatimizi arada kontrol eder, “acaba özel buluşma vakti ne zaman gelecek?” diye bekleyiveririz. Görüşmeyi kaçırırız diye öyle çok tedirgin oluruz ki, hiç aklımızdan çıkarmayız.

Bir vakit bile onunla olamamayı düşünemeyiz. Evet, onsuz olamayız.

Ve nihayet beklenen ve özlenen vakit gelir. Özel görüşme için gereken hazırlıklar yapılır. Huzurla beklenen buluşma gerçekleşir.

O vakit her şey durur. İşlerimiz, görüşmelerimiz, toplantılarımız, telefonlarımız, radyo, televizyon, hatta akan su bile.

Onunla olmanın keyfine varmak için, herkes ile teması keseriz.

***

Ve akşam vakti girmiştir. Güneş kendini kaybettirmiş, ortalık karanlığa bürünmüştür. Bu karanlık, korkunun değil sevdiklerimize kavuşmanın belirtisidir bizler için. Evimize doğru yola koyularak ailemize, sevdiklerimize kavuşma anını bekleriz artık.

Eve girişteki o sıcak karşılama hepimizin beklediği özel anlardandır. Tebessümle bir “hoş geldin” sözü, adeta tüm yorgunluğunuzu unutturmak için yeterlidir.

Ancak, unutmadığımız bir şey var ki, özel buluşma vakti gelmiştir. Eve hızlıca gitmemizin en önemli nedeni de aslında bu buluşmayı kaçırmamaktır.

Az sonra gerçekleşecek görüşme için tüm hazırlıklar tamamdır. Ve o buluşma hasretle bir kez daha gerçekleşir. Gönlümüze adeta su serpilir. Anlatılmaz bir ferahlama, mutluluk duygusu sarar vücudumuzu. Bu duygu ailemize de yansımaktadır belki farkında olmadan.

 

***

Sofra kurulmuştur. Yemek kokuları daha içeri girerken burnumuza gelmiş, ne kadar acıktığımızı adeta o zaman fark etmişsizdir. Ev sıcaklığı, yemeğin sıcaklığına baskın çıkmakta, yediklerimize tarifsiz bir lezzet katmaktadır.

Bu arada yumurcaklarla da bir oyun faslı gerekleştirmek günün yorgunluğunu atmak için tek başına yeterlidir.

Saat bir hayli ilerlemiştir. Artık yatma vakti gelmiştir. Kimi okuluna, kimi işine, kimi ise ev oturmasına gidecektir. Herkesin yapacağı işler vardır.

Ancak günün son buluşma vakti de gelmiştir. Bütün gün süren beraberliğimiz, bizi motive etmiş, işlerimizi bereketlendirmiş, ailemize huzur vermiş, her türlü tehlikeden ve kötülüklerden alıkoymuş, çevremize güven hissi vermiştir.

Sevmeyi, sevilmeyi, merhameti, yardımlaşmayı, fedakârlığı onunla tanımışızdır çünkü.

Ona kavuşmanın özlemiyle, günün son buluşmasını gerçekleştiririz. Gecenin karanlığında, her taraf sessiz ve ıssız. Ancak içimizde fırtınalar kopar. Sizi hayata bağlayan, var olmanızı sağlayan bir güç, günün her vaktinde sizinle beraberdir. Bu duygu tarif edilmez, ancak yaşanır.

 

***

O, bizi seviyor, özlüyor, değer veriyor, bekliyor. Ya biz? Biz de özlüyor muyuz? Ona kavuşmak, onunla olmak için can atıyor muyuz? Onunla beraberken huzur doluyor mu içimiz?

Herkes için özel bir buluşmadır onunla olmak. Ne mutlu onu bilenlere, tanıyanlara, onunla beraber olanlara. O’na, sonsuz sevgi ve saygıyla.

akyuzlufatih@gmail.com



fatih.akyuzlu@10yazar.com

Yorum Yaz   

YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (3)
Taylan Tekin tarafından 2008-04-09 13:35:23 tarihinde yazılmış
Ne Mutlu !!! Gonul gozuyle gorebilenlere
Hayatin kendisine, kendi bencilligimize o kadar tutkunuz ki gunde bir saati bile ayiramiyoruz. Ayirdigimizda yine daliyoruz dunya derdine ise, guce. Tamam diyoruz bu sefer araya hic birsey sokmayacagim yalniz ikimiz senin emrettigin bicimde dogru yol uzerinde ama yine sozler tutulamiyor. Ne yapacagiz biz boyle Fatih Bey? Iyi ki boyle guzel doslarimiz var unuttugumuzda unutturmayan dustugumuzde kaldiran...
Şair tarafından 2008-04-04 17:45:01 tarihinde yazılmış
Hoş bir yazı
Çok güzel bir konuya değinmişsiniz, aslında bizim günlük yaşantımızın özeti olarak düşünebiliriz. Sizi radyoda ve tv ekranında sadece Çanakkale üzerine yaptığınız çalışmalarınızla tanımıştık.Yazılarınızın devamını bekliyoruz. İyi çalışmalar
Salih Özaslan tarafından 2008-04-04 11:43:06 tarihinde yazılmış
Keşke güne böyle başlasak
Fatih bey güne yazdığınız gibi başlıyorsanız ne mutlu size keşke hepimiz, herkes her doğan güne böyle başlasa Maalesef her güne güler yüzle umutla başlayamıyoruz. Etrafımızda o kadar çok olumsuz gelişme oluyor ki... Haftanın 6 gününü yani yılın 350 gününü çalışmakla geçiriyoruz. Hatta bazen o izin yaptığımız pazar günü bile çalıştığımız oluyor ailemize yeteri kadar zaman ayırabiliyor muyuz. Hayır, kendimize ayırabiliyor muyuz. Hayır.
Ayın En Çok Okunanları