Fenerbahçe’nin Chelsea ile oynadığı maç bunaltıcı bir hal alınca, kendimi Hatırla Sevgili dizisinin kollarına bıraktım. Reklamları saymazsak 20 dakika kadar izledim.
Bakın, dizinin izlediğim kısmında neler vardı?
Devrimci örgütler kanlı 1 Mayıs için hazırlık yapıyorlar. Geceleri duvarlara yazı yazan Ülkücü ve Devrimci iki grup karşılaşıyor, Devrimcilerden olan bir genç elinde boya tenekesi olan ülkücü genci vuruyor. Karşılıklı olarak silahlı bir silahlı çatışma yaşıyorlar.
DİSK 1 Mayıs için CHP ile elele vererek Taksim’de kanlı 1 Mayıs için hazırlık yapıyor. Diğer tarafta THKO, Dev-Sol, Dev-Genç, Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Lenin, Mao gibi isimler birer kahraman olarak sürekli vurgulanıyor.
Belirtmekte fayda görüyorum; mazide kalmış bu örgütlerin adlarının anılmasından rahatsız falan olmadım. Tam aksine bu örgütlenmelerin büyük kısmının politik tarihini ve yapısını araştırmak ve incelemek fazlasıyla ilgimi çekiyor. Eğer araştırma imkânım olsaydı muhtemelen Türkiye’deki illegal örgütlenmelerin politik tarihini incelerdim.
Beni rahatsız eden şu; Devrimcilik fikri aslında bizim tarihimizde dizide gösterilmek istendiği kadar nostaljik, sloganik ve masum değildir. Sosyalizm ve Devrimci düşünce bu ülkenin tarihiyle, inancıyla, bugünüyle ve gelecek tasavvuru ile kavgalı bir ideolojidir. O dönem Sosyalist ve Devrimci isimlerin “Bağımsızlık ve emperyalizm” karşıtı sözleri ve sloganları bu gerçeği ortadan kaldırmaz.
Deniz Gezmiş’in idam sehpasında kendisine telkinde bulunmak üzere orada bulundurulan din görevlisini reddetmesini gerçeğini de bu dizide görmek isterdim. Eğer bu dizinin senaristleri gerçekten bir döneme ışık tutmak ve bir dönemi aydınlatmak için bu diziyi yapıyorlarsa bu sahnenin de yer alması gerekmez miydi?
Daha 20’sinde gençlerin askeri mahkeme tarafından yargılanıp idam edilmesi insanın tüylerini ürperten bir cinayet. Ancak bu gerçeği yalın bir biçimde ifade etmek de tarihi bir görevdir. Bazı şeyleri görmezden gelerek tarihi olayları aktarmak çok masumane bir davranış gibi durmuyor.
Türkiye, politik tarihinde buna benzer yüzlerce olay mevcuttur. Sağcı olmak, solcu olmak ya da İslamcı olmak tarihi gerçekleri işimize geldiği gibi yorumlama hakkını bizlere vermez.
1950–1980 yılları arasında geçen Sağ-Sol çatışmalarının ve askeri darbelerin Türkiye’ye nelere mal olduğu herkesçe malum. Bu dönemi gerçeklere en uygun biçimde ele almak ve bugüne aktarmak gerçekten önemlidir. Ancak bunu yaparken, bir dizi senaryosu da olsa, belli kesimleri suçlayıcı, bazılarını ise yüceltici bir tavır takınmak kimseye bir fayda sağlamaz.
Milyonlarca insanın izlediği bir dizide kitleleri yanlış yönlendirecek ve toplumsal hafızayı yanıltacak yaklaşımlar bol reyting getirebilir ama dizinin inandırıcılığını kaybetmesine de sebep olur.
Türkiye’de artık Sağ-Sol çatışması değil, çok daha derin bir ayrışma vardır. Türkiye’de artık halkın iradesi yani egemenlik kayıtsız şartsız milletindir sözünün ihtiva ettiği düşünce ile oligarşinin kavgası devam etmektedir. Sağcılar solcu, Solcular ulusalcı, Devrimciler elitist olmuştur.
Hatırla Sevgili dizisinin senaristleri ve yapımcıları Devrimci bir geçmişten geldiklerini bu kadar vurgulu biçimde dizi de yansıtmış olmaları doğrusu dizinin başarısını gölgelemekten başka bir işe yaramıyor.
Bu dönemle ilgili özellikle Deniz Gezmiş ve iki arkadaşının idam edilmesi ile ilgili CNN Türk’te yayınlanan “Oradaydım” isimli belgesel yapımı izlemenizi tavsiye ederim.