Hükümet İSMEK, BELMEK, KOMEK, BUSMEK gibi kursları kapatır veya sayılarını azaltır mı?
5–6 büyük ilde bu tür belediye kurslarına katılanlar 500 bini aşarken Türkiye’nin tamamında ise kursiyer sayısı milyona yaklaşıyor.
Geçtiğimiz günlerde Radikal’de Ahmet KIVANÇ imzalı “Belediyeler artık rastgele meslek edindirme kursları açamayacak” başlıklı bir haber yayınlandı. Haberde özetle şöyle deniyordu: “Yerel yönetimler, meslek kuruluşları, üniversiteler, çeşitli kurum ve kuruluşların ihtiyaç olmayan alanlarda gelişi güzel meslek edindirme kursları açmaları önlenecek. Konuyla ilgili düzenleme, hazırlık çalışmaları süren İstihdam Paketi'ne ilişkin yasa tasarısıyla gerçekleştirilecek. Çalışma Bakanlığı yetkilileri, başta belediyeler olmak üzere Türkiye'de her yıl binlerce meslek edindirme kursu açıldığını, on milyonlarca YTL'ye mal olan bu kurslarda eğitimden geçen az sayıda kişinin iş sahibi olabildiğine dikkat çekti. Meslek edindirme kursları açılırken o alanda yetişmiş elemana ihtiyaç bulunup bulunmadığına ilişkin herhangi bir araştırma yapılmadığını, bu nedenle hem zaman hem de kaynak israfı yaşandığını vurgulayan yetkililer, kaynakların verimli kullanılması için düzenlemeye ihtiyaç duyulduğunu belirtti.”
İstihdamla ilgili çok sayıda başka hususları da içeren paket, bu hafta Bakanlar Kurulunda imzaya açıldı. Bakalım, istihdam paketinde gazete haberindeki gibi bir düzenleme yer alacak mı?
Basit bir detay gibi gözükse de 4–5 milyon kişiyi ilgilendiren bu konuyla ilgili bazı hususların doğru bilinmesi ve ona göre düzenleme yapılması gerekir.
Bir: Bu tür kursları sadece belediyeler düzenlemiyor; dernekler, vakıflar, değişik kamu kuruluşları ve AB fon desteği alan çok sayıda kuruluş benzer kurslar düzenliyor ancak ağırlıklı kursiyer yekûnu belediyelerde değil Halk Eğitim Merkezlerindedir. İşte bazı rakamlar: 2006 – 2007 döneminde Türkiye genelinde 81 ilde, 935 Halk eğitim merkezinde 91 bin ayrı kurs programına 1 milyon 836 bin kişi katılmış.
İki: Bu kurslara kayıt olanların amaçlarında bilinenin aksine bir homojenlik yok, insanların çok farklı gerekçeleri var. İş bulmak amacıyla eğitim alanların sayısı çok ciddi oranlara ulaşmıyor. Sözgelimi İSMEK Mayıs 2007 verilerine göre kursa gelenlerin amaçları yüzde olarak şöyle: Kişisel gelişim (66,3), Meslek öğrenmek (55,8), Boş zaman değerlendirmek (44,8), Sosyal otama katılmak (36,7), İşe girmek (28,4), Çevre ve arkadaş edinmek (18,5).
İSMEK 2004 yılı verileri de şöyle: Boş vakitlerini değerlendirmek (36,7), Branşta ustalaşmak (22,3), Meslek edinmek (33,1), Aile bütçesine katkı sağlamak (7,9).
Üç: Bu kurslara katılan kursiyer profili de çok farklı. Örneğin Ankara – BELMEK’e halen devam eden 11 bin kursiyerin yüzde 70’den fazlası bayan. İSMEK’e devam edenlerin yüzde 40’a yakını İlköğretim mezunu iken yüzde 18-20’si ise lisans ve lisansüstü mezunu. Türkiye genelinde bu kurslara katılanların genelde yarısı bekâr, yarısı evli. Yaş dağılımı da ilginç, mesela İSMEK kursiyerlerinin yüzde 25’ten fazlası 40 yaş üzeri. Bir tane de lokal rakam vereyim: Halk Eğitim Merkezinin İstanbul Beşiktaş kurslarına 2006 yılında katılan 7 bin 619 kursiyerin 5 bin 565’i bayan, 2 bin 054’ü ise bay. Bayan kursiyer oranı bazı kurslarda % 100’e kadar yaklaşıyor.
Üç maddede verdiğim bilgi / verilere bakarak şu hususların altını kolaylıkla çizebiliriz.
Bu kursların temel fonksiyonu sadece istihdam veya meslek eğitimi değildir. Kurslara gelenlerin ifade ettiği amaçlara bakıldığı zaman bile bu açıkça görülmektedir. Kursiyer profili de, kursların tek bir cümle ile tanımlanmayacak kadar girift olduğunu ortaya koymaktadır. Kurslara sanat, eğitim, kültür, istihdam, gelişim, kentlilik, sosyalleşme, yetişkin eğitimi ve boş zamanları değerlendirme gibi çok sayıda anahtar kavram ile bakma zorunluluğu vardır.
Bu kurslar, son dönemde yoğunlaşmış olsa da tarihi Cumhuriyetin ilk dönemlerine kadar uzanmaktadır. Tartışmayı sadece “belediye kursları” düzleminde tartışmak bu açıdan sağlıklı değildir.
Bu kursları “istidam amaçlı kurslar” gibi kolaycılığa kaçan ifadeyle tanımlamak yerine daha sağlam analizler ile konuya ve bu çerçevedeki sorunlara eğilmek gerekir. İstihdam paketini hazırlayanların da bunu böyle yapması şarttır. Yoksa son 5-6 yıldır ülkenin her yanında nerdeyse geometrik şekilde kursların artmasını sağlayanlar, şimdi de kendi elleriyle bu kursları kapatmakla suçlanabilir.
Mevzuat düzenlemesini yapanları, benim bu yazıda söylediklerimi bilmiyorlar mı? Bu soruya evet demek çok zor. Konuyu Ankara’daki bazı uzmanlara sorduğumda ilginç bazı detaylarla karşılaştım. Bunları sonraki yazımda tartışmak istiyorum. Bu sürede “İstihdam Paketi”yle ilgili bilgiler de kısmen netleşmiş olur hem.