Mayıs’ın ortası. Toprak bir sıcak, bir soğuk. Gündüz sıcak, ikindi serin, akşam soğuk. İstanbul güneşli, Kars karlı. Tabiat yaza doğru yürüme çabasında. Deniz ısınmaya çalışıyor. Her yer, her şey kıpırdıyor. Güneş yaz yüzünü gösterdikçe kıpırdayışlar artacak, koşmaca başlayacak, ateşimiz yükselecek.
Ateş, aşk demek bazen, bazen bereket ve bazen şiddet.
Bu yılın okulda şiddete dair ilk sağlam haberini 2–3 gün önce gazetelerde okuduk. Olay, Adana Seyhan ilçesi Dağlıoğlu mahallesindeki Bahçelievler İlköğretim Okulu'nda yaşandı. İddialara göre, arkadaşlarıyla kavga eden 7. sınıf öğrencisi E.Ç.'yi İngilizce öğretmeni Halil Korkmaz (33) azarladı. Ders çıkışı, öğretmeniyle bahçede karşılaşan E.Ç. yanındaki bıçakla, "Bu senin yanına kar kalmayacak" diye bağırıp öğretmeni Korkmaz'ı bacağından yaralayıp kaçtı.
Bir öğrenci, öğretmenini hangi hınçla bıçaklar ve bıçaklarken de “bu senin yanına kâr kalmayacak” diye bağırır, çağırır?
“Ne olacak, yeni nesil böyle işte, dinden imadan nasipleri az gibi, ne büyük biliyorlar, ne küçük” gibi onlarca cümleler kurabiliriz ama bu kurduğumuz cümleler ne bizim işimize yarar ne de çocuklarımızın. Onun için öyle gereksiz, işe yaramaz cümleler kurmayın. Bir daha düşünün “şiddet” meselesini.
Şiddet çok uzun bir bahis; siyasi, ekonomik, sosyolojik boyutta konuya yaklaşmak ve derin analizler yapmak gerekir. Ancak bugün böyle bir niyetim yok. Sadece hatırlatma düzeyinde birkaç hususun altını çizeceğim.
Çünkü “okulda şiddet”in gemi azıya aldığı iki zaman diliminden birini yaşıyoruz.
Okulda şiddet, iki dönemde gemi azıya almaktadır. Bu dönemlerden biri okulların açıldığı ilk haftalardır diğeri de Mayıs sonrası bahar ve yaz dönemidir. Mayıs’ı yarıladık. Yani “okulda şiddet”in tam zamanı sayılır.
Bu dönemde, iklimin getirdiği fizyolojik ve psikolojik değişikliklerin yanı sıra, okul dışı faaliyetlerin artması, yoğun sınavların doğurduğu stres ve karne döneminin kendine has gerginlikleri okullarda kavga, dövüş ve benzeri can sıkıcı olayları arttırmaktadır.
İnanıyorum ki mini yöntemlerle “okulda şiddet” kapsamına girecek çok sayıda olayın önüne geçebiliriz. Bu noktada herkese görev düşmektedir.
Öğretmenlerimiz ve okul müdürlerimiz bu dönemde diğer zamanlara göre daha çok dikkatli olmalılar.
Polis, her zamankinden daha tedbirli olmalı, olayları zamanında haber alabilmeli ve önleyici tedbirlerini arttırmalıdır.
Anne ve babalar bilmeli ki çocuklarının ilgiye ve sevgiye en çok ihtiyaç duyduğu dönemler de yine bugünlerdir. Onların yavrularından esirgemeyecekleri sevgi ve şefkat sayısız kötü olayı engelleyecektir.
Herkes daha çok gayret göstersin; ülkenin her yanından gelmesi muhtemel kötü haberleri azaltalım, bu baharı ve yazı öğrencilerimiz adına daha güleryüzlü daha neşeli geçirelim. Buna ihtiyacımız var. İnsan olarak bunu hak ediyoruz.
Tüm dünya insanları olarak bu sene tecavüz ve cinsel istismar haberleriyle çok sarsıldık, yüreğimiz çok burkuldu, yüzümüz çok kızardı. Şimdi de kanlı, bıçaklı, silahlı okul haberleri izlemek istemiyoruz. Bunun için elimiz yüreğimizde aklımız çocuklarımızda olsun.
Yaza, neşeye, güneşe, özgürlüğe evet diyelim ama şiddete geçit vermeyelim. Biz onu hiç sevmiyoruz, o da bizden uzak dursun.