Ayşe ZORLU
İnsanlığın Düşen Son Kalesi: Çocukluk

İnsanlığın Düşen Son Kalesi: Çocukluk

Çocukluk nedir sizce? Hayatın en masum dönemi öyle değil mi? Ama artık değil ne yazık ki..
Çocukluk  günümüzde, modern tüketim kültürünün   gönüllü tüketicileri olabilmeleri için şimdiden, reklam şirketlerinden tutun da, film senaryolarına ve bütün popüler kültür ürünlerine varıncaya kadar tutsak edilmiş bir olgu.
Zamanımızın çocukları ise, çocuk olma hakları ellerinden alınmış çocuklar. Konunun uzmanlarınca günümüz çocukları  “Postmodern Çocuklar” olarak tanımlanıyorlar. Bu tanım 80 sonrası neoliberalizm ve küreselleşmenin karmaşık neden sonuç ağı içerisinde değişen birey, aile ve toplum yapılarında tam karşılığını buluyor.  Modern dönemde klasik ataerkil aile yapısı yerini annenin de çalışma hayatına katıldığı çekirdek aileye bırakmıştır. Değişen bu yeni anne figürü ile  birlikte, çocuk modernitenin ilk sonucuyla karşılaşmış olmaktadır. Bu durumda çalışan ebeveynlerin çocuklarını hayata hazırlamaya yönelik bilgilendirme süreci sekteye uğramakta. Çünkü anne baba sürekli meşgul ve yorgundurlar. Bir anlamda ebeveynler istemli ya da istemsiz olarak çocuğu evdeki elektronik dadıya doğru yönlendirirler. Bu durum sadece annenin   çalıştığı aileler için  de genellenemez. Sonuçta karşımıza  bütün gücüyle MEDYA  HEGEMONYASI çıkar.
Günümüzün toplumsal yapısı ve kültürü üzerinde medyanın gücü giderek artmış, gerçekten de hegemonik bir hal almıştır. Günümüz ailesine “ataerkil” diyemediğimiz gibi artık “çekirdek aile” de diyemeyeceğiz sanırım. Bu durumda, günümüz ailesi için “medyaerkil  aile” demek çok da yanlış olmaz. Çünkü hayata dair bütün kodlar medyanın üretim süzgecinden geçerek kitlelere ulaşmakta, medya tüketim alışkanlıklarından zihinsel kalıplara varıncaya dek en belirleyici faktör olarak karşımıza çıkmakta, bütün bunları bir eğlence formatı içinde yapmakta ve 12-13 yaşındaki bir çocuğun zeka seviyesini esas almaktadır. Böylece tüm yaş gruplarını kolayca hakimiyeti altına alımaktadır. Tabi ki medyanın gücü karşısında en savunmasız kesimi çocuklar oluşturmaktadır.
Saddam’ın idam görüntülerini izleyip kendini asan ya da, Pokemon adlı çizgi filmi taklit ederken kendini pencereden aşağı atan çocukların haberlerini hepimiz duyduk. Veya sadece televizyon karşısında yemek yiyen çocuklara yabancı değiliz hiçbirimiz. Bu örnekler medyanın çocuk üzerindeki etkisini açıkça gösteriyor.
 Medyadaki şiddet görüntülerine gelince… Araştırmalara göre, 5 yaşındaki bir çocuk hergün televizyon seyrederse 15 yaşına geldiğinde  18 bin cinsel taciz, saldırı, kavga yolu öğrenmiş olmaktaymış. Yine Amerikan Pediatri Derneği’nin 1990 yılındaki araştırma sonuçlarına göre bugünün çocukları 70 yaşlarına geldiklerinde ömürlerinin 7 senesini televizyon karşısında geçirmiş olacaklarmış.
Alman yönetmen Anja Kabunden'in belgesel nitelikli “En Tehlikeli Görünmez Düşman" filminde internetle ilgili kullanılan ifadeler, konunun sanal alem boyutunu gözler önüne sermesi açısından çok çarpıcı: “Teknoloji her türlü silahı üretiyor.Ancak en tehlikeli, en yıkıcı, en tahrip edici ve en salgın hastalık yayıcı silah ve düşman, bir türlü kontrol edilemeyen internet kullanımıdır.Dünyanın bütün çocukları pedofili(sübyancılık), çocuk pornosu, gotizm, satanizm,kumar tehlikesi ile karşı karşıya.Böyle giderse, AİDS’den daha tehlikeli boyutlara ulaşması çok uzak değil. Zira en basit örneğiyle, Alman çocuklarda intihar, bağımlılık, psikolog terapilerinin artışı en önemli göstergeleridir.”
 Televizyondaki ve bilgisayar oyunlarındaki şiddet çocukların gerçek yaşamlarında şiddete duyarsızlaşması sonucunu ortaya çıkarmaktadır.
Ülkemizde de suç işleme yaşı 7’ ye kadar düşmüş durumdadır. Bu açıdan bakıldığında ülkemizdeki  çocuklara yönelik şiddet, istismar, ayrıca okullarda giderek artan saldırganlık olayları, daha bir anlam kazanmaktadır.
Televizyonlarda bizim zamanımızın Heidi, Arı Maya gibi masum çizgi filmleri yok artık. En basit bir çizgi filmde dahi pornografik unsurlarla karşılaşmak mümkün. Ve yine bütün Holywood yapımı çizgi filmlerde Amerikan yaşam tarzını meşrulaştıran, özendiren kapitalist kodlar mevcut. Masum çocuklarımızın biliçaltlarına gizli ya da açık olarak yerleştiriliyor.
60’lı 70’li yılların gözü yaşlı, kırılgan, duyarlı Ayşecik, Sezercik  filmlerine de rağbet etmiyor çocuklarımız. Onların idolü  “Çocuklar Duymasın” dizisinin bencil, ukala  “Havuç”u.  “Biri geleneksel aile yapısının çözülüşünü çocukça masumiyetiyle engellemeye çalışırken, diğeri sahip olduğu daha modern aileden, kapitalist bir zihniyetle daha fazla pay almaya çalışıyor. Biri “ana sıcaklığı” için ısrar ederken, diğeri cep telefonunu buna tercih ediyor.” (Çocuk ve Medya, Selda İçin Akçalı, Ebabil Yay.)
Evet…İnsanoğlunun açgözlülüğü, herşeyi tüketime ve paraya dönüştürme hırsı, herşeyi keşfetme ihtirası, dünyamızı atom bombası, sera gazları, küresel ısınma gibi çevre felaketlerinin; ayrıca insan kopyalamakta bile hiçbir etik ihlal görmeyen  sözde bilimsel çalışmalar ve  transgenik ürünler de , biyolojik felaketlerin eşiğine kadar getirirken, bir yandan da çocukluğun saf dünyasını işgal etmekten geri kalmıyor.
Dünya, eğer hala yaşanılası bir yerse, bu içinde çocuklar olduğu içindir biraz da…Allah içimizdeki pir-i fanilere ve çocuklara acır en çok….
Çocukluğun öldürüldüğü, çocukların da çocuk gibi olmadıkları bir dünya masumiyetini tamamen kaybetmiş bir dünyadır aynı zamanda…
Hepimiz çobansak ve mes’ul isek bize emanet edilenlerden, çocuklarımızı koruyalım. Belki en çok “ateşten ekranlar”dan ve “dumansız ateş"in” her türlüsünden.
Evet..  “Kaderimizi ellerimize aldığımız doğru. Fakat nereye doğru yol aldığımız konusunda en ufak fikrimiz yok. Bu dünyanın ve öte dünyanın zorluklarından kendimizi kurtardık. Ama yeni kazandığımız özgürlükle ne yapacağımızı bilemiyooruz. Üstelik ahlaki olgunlaşmamız açısından gerekli yetneklerimizi de kaybetmiş durumdayız. Dolayısıyla ütopik senaryoları kutlamaktan ve yarattığımız canavarlar için duyduğumuz endişe ve üzüntüden bir an evvel kurtulmak zorundayız. ZAMAN DR.FRANKEŞTAYNLARI TEDAVİ ETME ZAMANIDIR” (CoesJ.Hamelink)  
Çok geç olmadan… İnsanlığın son kalesi düşmeden….


ayse.zorlu@10yazar.com

Yorum Yaz   

YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (3)
melike çakıcı tarafından 2008-06-03 10:18:22 tarihinde yazılmış
hayırlı nesiller
çok haklısınız gafletten uyanıp idrak etmeyi nasip etsin rabbim hayırlı anne babalardan hayırlı nesiller yaratsın rabbim
erol tarafından 2008-05-31 15:13:07 tarihinde yazılmış
çocuklar
mükemmel bir yazı tebrikler
Osman ÇELEBİ tarafından 2008-05-22 12:02:33 tarihinde yazılmış
belkide
Belkide şuradaki en güzel yazılardan biridir bu yazı. bazıları okumaz. çocuk aman kalsın ilk önce siyasetle memelekt kurtulsun der. lakin evlat ne kadar önemlidir. geleceği çizecekleri iyi yetiştirmessek Minareleri yıkmak isteyen boş camilere bakıp geçen gelecek inşa ederiz.yazılarınızı takip ediyorum.
Ayın En Çok Okunanları