Grup Vaktinin Hüznü mü Seher Vaktinin Sevinci mi?
Hayatı ve kâinatı; her birine farklı anlamlar yüklediğimiz sembollerle ve kavramlarla ifade ederiz. Bazen aynı dili konuşur, aynı heyecanı yaşar, aynı umuttan beslenir, aynı hüznü paylaşırız. Kimi zaman da algılar dünyamız ve ifade dilimiz karmakarışık olur. Öğretilmiş değer yargıları düşünerek anlama düzeyine çıkınca derunumuzda mutluluk, huzur ve sükûn meydana getirir. Öğretilenin doğru ve eksiksiz öğretilmemiş olması, ya da taklitle iktisap edilmesi halinde akılda, gönülde med cezir yaşanır.
Belki seher vaktini öne çıkaran bir hasbihal daha nasip olur. Biz gurup vaktinden başlayalım. Gece gündüze, gündüz geceye karışır. Günün başlangıcı nedense sabah vakti olarak bilinse de, aslında akşamdır yeni günün başlangıcı. Gurup vakti, günün maişet yorgunluğu ile eve toplanma, aile yuvasında değerlendirme yapma, yarın için plan yapma, başını yastığa koyunca iç alemde muhasebeleşme, yeni planlar için güç toplamak üzere istirahate çekilme.
Gurup vakti yaylada başkadır, vadide başka, köyde başkadır, şehirde başka. Gurup göl kenarında başkadır, deniz kıyısında başka.
Bazılarımız bize ışık ve ısı veren güneşin batışını iki gözümüzle seyre dalar, bazılarımız iki gözün gördüğünü gönlüne akıtır, aklına danışır. Bazılarımız da vardır ki nerde bulunursa bulunsun gruptan hiç haberi olmaz. Aynen fecirden, şafaktan, seherden habersiz oluşu gibi.
Grup vakti hayat yolculuğunda alınan mesafenin, ya da geride kalanların ne olduğu, ömür ahirine kadar gidilecek yolda –kat edilen mesafedeki tecrübeler ışığında- karşılaşmamız muhtemel kavurucu sıcaklık, dondurucu soğuk, savuran rüzgâr, ayaklarımızı prangalayan bataklık, nefesimizi kesen yokuşlar, takatimizi tüketen engebeler… konusunda en yakınlarımızla, yoldaşlarımızla durum değerlendirmesi yapma, yol azıkları tedarik etme vesilesidir. Grup vakti aynı zamanda yol selameti ve kolaylığı için, yürüyüşü haz veren etaplar, serin gölgelikler, berrak ve soğuk suların güzergâhını tespit etmektir. Ne ki yolun yoruculuğu, ,zahmeti, menzile vuslatın sevinci sunnetullah gereği iç içedir.
Gurup vakti bazen yola çıkılmaya cesaret edilmez ve böylelikle canlı cenaze olmaya rıza gösterilir. Sanki seher vaktinde uyuyakalanlar gibi. Bazılarımız ömrün vuslattan önce tükendiğinden yakınır. Hadi soralım maksudun nedir, menzilin neresidir, yerinde saymak yol almak mıdır? Vakıa, yolda olanlar, yolun doğrusunda olanlar, dosdoğru yürüyenler için ömrün sonu vuslat vaktidir. Yani menzile vasıl olunmuş demektir.
Gurup vakti alacakaranlık düşer, giderek zifiri karanlığa dönüşür. İçlere kasvet verir, bazılarımızda telaş ve korku başlar. Ancak başını kaldırarak ay vakti dolunayı görenler, başka gecelerde kutup yıldızlarından yön bulanlar sükûn içredirler. Elbette güneş yoksa ay zamanı değilse, kutup yıldızı bilinmezse, yedi kandilli Süreyya görülmezse telaş anlaşılabilir. Bir de alacakaranlıkta, zifiri karanlıkta gök gürültüsü ile karabulutlar varsa... Değil mi ki güpegündüz siyah bulutlarla kararan ufuklar, çakan şimşekler insanı telaşlandırmakta, bir de gecenin karanlığına inat yeni karanlıklar… Başka bir deyimle güneşten mahrum insana, ayı ve yıldızları da göstermeyen karabulutlar…
Şimdi sıkı durun. Eğer grup vaktini kat edilen yolda kazanılanlara şükür vakti, yanlış atılan adımlara tövbe zamanı, yarınki yolculuk için yol azığı biriktirme, yolda meşakkati ve süruru paylaşmak için adam biriktirme ve cılız bedenlerimizi çetin yolculuğa hazırlamak için istirahat vakti kılmışsak, kara bulutların ve gök gürültüsünün bizi aydan, yıldızlardan ve güneşten geçici süreyle ve kısmen ayrı koyabileceğini bilirsek, hicret edebilirsek, bizi sarmalayan karanlığın en kesif anının hemen sonunda şafak vaktinin olduğunu görürüz. Bir tek şartla, uykuyu deminde bırakıp güneşin doğumundan önce dimdik ayakta olmak şartıyla.
Grup vaktinde çöken hüzne mukabil, ufukta şavklar oluşmasını bekleyenlere, seher vaktini özleyenlere fecr-i kazipler sunulmuştur oldum olası. Sunulmaya devam da edecektir. Elbette karanlık gecenin sabahını bekleyenlerin hüznüne hüzün katan acı durum, yalancı şafaklardır. Eh, akil olanlar kazip fecirlerin de olduğunu bildikten sonra ne gam!
Grup vaktini bir tabiat manzarası olarak; güneş ışıklarının dağın yamaçlarında gümüş gibi, çağlayanın billur damlalarında kristal avize gibi, gölün kıpırdayan ve denizin engin sularında yakamoz olarak yansıması, batan güneşin karabulutlar arasından süzülen ve onları kızıl kana boyayan huzmeleri, birazdan doğacak mehtabın seyrine doyum olmayan güzelliği ve örtülecek ayıpların vesilesi saymak da yabana atılası değildir.
Şurası kesin ki; grup vaktini yapılacak sergüzeştliklerin, felekten çalınacak gecelerin başlangıcı, bana ne demenin vesilesi sayan anlayış ne sabahı görür, ne yol kat eder, ne de vuslata erer.
Bu da, abdi acizin bir grup vakti, başka bir bakışa göre gecenin zifiri karanlığında fecr-i sadık’ı beklerken, zihninde uçuşan düşünceleri ile gönlünde titreyen duygularının kaleme alınışıdır. Vesselam.