Tuzu kurular/Şekeri bollar
“Artist misin”, “Kırarım elini”, “Kim kimin elini kırıyor” bu cümlelerin eşliğinde tartışmış vekillerimiz Kürtçe TRT yayınlarını…
“Tuzu kuru” deyimini hatırlattı bana bu sataşmaları, yasaya karşı mukavemetleri… Hayatı hep iyi gidenler, vekillikle bütün sülalesini ömür boyu abat edenler, insanların ana dilinde televizyon izlemesindeki anlamı algılayamıyor, duyarlılık gösteremiyor. İnsanların propaganda televizyonlarına sırf kendi dillerinde şarkı duyabilmek için yıllardır esir olduklarına aldırmadan. Her evde iki çanak antenin olduğunu görmezden/duymazdan gelerek… Nasrettin Hoca’nın deyimiyle ‘eşekten hiç düşmemişler’…
Bu vekillerin “ tuzu kuru/şekeri bol”
Bir ana ninnisine, bir baba türküsüne hasret olmak nedir bilmezler…
Çocukları; terör kamplarını izci kampı gibi gösteren klipleri seyretmeden büyüyor… Bütün gün ev işi yapan, okula gönderilmeyen, şiddet gören bir kızın dere yamaçlarında, ateş başında şarkı söyleyen kızları görünce özenip dağa kaçabileceği endişesini duymazlar. Babası sırtından vurulan, newrozda joplanan, işkence gören, bir gencin soluğu o ekranlarda gördüğü dağlarda alabileceğinden korkmazlar.
Endişe ve çocuk denilince akıllarına en fazla sınavlar, burslar veya yeni model cep telefonu gelir…
45 dakikalık bir seyirle, yüzyıllık yok sayışın çözüleceğini sanıyorlar… “45 dakika yetmiyor mu size” diye bağırmaları bu yüzden..Tuzları kuru/şekerleri bol…
Bu tuzu kuruluğun başka bir sebebi ise; cahillik. Güneydoğu’da olup bitenleri medyadan ve oralarda askerlik/memurluk yapanlardan duydukları ikinci ağız bilgilerden yorumluyorlar. O yüzden “işsizlik olduğu halde dağa çıkmayan hemşehrilerini” örnek olarak veriyorlar sağda solda… Dağa çıkma sebeplerinin en sonunda işsizlik veya ekonomik sıkıntılar geldiğini görmezden geliyorlar… Bir ineği olanın bütün bir mahalleyle yoğurdunu, ayranını paylaştığı, sebzesi olanın kendi evinden önce komşularına sepetler taşıdığını görmemişler hiç.
Açlığın bir parça ekmekle unutulabilir olduğunu bilmeyecek kadar toklar/hiç aç kalmamışlar. O yüzden işte açlığı bu kadar büyütmeleri…
Kürtçe TRT devletin yıllarca yok saydığı insanlara bir nebze bile olsa özür girişimidir bana göre… Annelerimizin ninnilerini, babalarımızın türkülerini arada yanlı yansıtıcılar olmadan dinleyebilmedir… Önemsenildiğini, birey olarak değerinin olduğunu düşünüp kendini genele yakın hissetmektir. Gençlerimizin propagandaya, silahların gölgesine maruz kalmadan kendine ait olanı, kendine ait bir dille duyabilmesidir…
Bunu ‘evinde bir gol yemek” veya “bir kalenin gitmesi” olarak görenler, sadece tuzu kurulardır. Yüreği başkasının derdine yanmayandır. Annesinin, babasının kelimelerine hasret olmayanlardır…
Onları Meclis ekranından “Kırarım elini”, “Artist misin” bağırışların arasında bir kez daha görmüş olduk…
Ve tekrar anlamış olduk ki…
Bu tuzu kurular bitmeden; bu yara kapanmayacak.
emine.erdogan@10yazar.com