21 Haziran mucizesi
“21 Haziran 2008 Cumartesi günü, yılın en uzun, en aydınlık, en beyaz günü.
İşte o gün 50 yıldır cesaret edemediğimiz, hep geç kaldığımız bir şeyi yapmak için toplanacağız.
Demokrasiden, adaletten, özgürlükten yana ve darbeye karşı bir ses çıkartmak için
…
Yıllardır süren sessizliğimizin bedelini bir daha çocuklarımız ödemesin diye,
Biliyoruz çok geç kaldık ama daha da geç kalmayalım diye,
Bu kez iş işten geçmesin, ağır çekim darbe amacına ulaşmasın diye,
Demokrasiden, siyasetten, özgürlükten, yeni bir sivil anayasadan yana; yargı darbesine, darbe tehditlerine karşı vakur bir ses çıkarmak için, ilk sivil bir uyarıyı vermek için,
Yargı darbesiyle işlevsizleştirilen meclise dokunmayın demek için,
21 Haziran 2008 günü, yılın en uzun, an aydınlık, en güzel, en berrak günü bir akşamüstü şehrin orta yerinden, Tünel'den Taksim'e doğru sessizlikten bir ses olup yürüyoruz.
Gelir misin?”
Evet böyle diyordu aralarında Mazlum Der’den, Küresel Eylem Grubu’na, Genç Siviller’den Sosyalist Parti Girişimi’ne kadar birçok sivil toplum örgütünün yer aldığı “Darbeye karşı 70 milyon adım” yürüyüşünün mimarları.
Geldi… Laiki, dindarı, sağcısı solcusu, başörtülüsü, mini eteklisi, uzun saçlısı, küpelisi, takım elbiselisi, yaşlısı, genci, alevisi, sünnisiyle yaklaşık 3 bin kişi… Beyazlar içinde…
Artık 21 Haziran sadece takvimlerde ‘en uzun gün’ olarak anılmayacak. Hepimiz için mucizeye tanıklık ettiğimiz bir gün olarak alacak hafızalarda yerini… Evet nihayet oldu. Bu topraklardan da gizli/açık, sanal/gerçek velhasıl tüm darbelere karşı gür bir ses yükseldi.
Tünele vardığımda yürüyüş yeni başlıyordu. İlk kez bu kadar farklı insanların bir arada olduğunu gördüm. Zaten yürüyüşü bu kadar anlamlı kılan da buydu. Takkeli amcalar, yaşlı başörtülü teyzeler, uzun saçlılar, kısa saçlılar, hippi görünümlüler, başörtülüler, kavruk yüzleriyle Kürtler, solcular, sağcılar, feministler… kısacası bir araya gelmesi pek mümkün görünmeyenler; hep birlikte haykırdı: “Öz öz özgürlük”...
Kimi sağ kolunu kimi sol kolunu kaldırıyordu “Darbelere Dur De” derken.
Bir araya gelmesi mümkün olmayan diyorum çünkü yürürken bile birbirinden rahatsız olanlar vardı. Ama herkes orada olmanın anlamına duyduğu saygıyla ‘evcil öfkelerini, travmalarını’ bir kenara bırakmayı bildi. Hemen yanı başımdaki genç kızın arkadaşının kulağına “Şu Vakit gazetesi görünümlü peçeli kadınlarla aynı anda fotoğrafımı çekmeseler” dediğini duydum. Arkadaşı “Boşver, çekeceklerse böyle bir yürüyüşte çeksinler” dedi. İşte bu dedim içimden…
Anayasa Mahkemesi’nin kararından sonra “sözün başladığı yer” demiştim.
Söz olmasa da bugün adımlar başladı…
Yılın en uzun gününde, bu ülkenin aşureyi andıran güzel insanlarının Tünel’den Galatasaray Lisesi’ne kadar attığı adımlarla…
emine.erdogan@10yazar.com