Ali ÖZTÜRK
Fethullah Gülen Hareketi ABD’nin “Ilımlı İslam” projesine mi hizmet ediyor?

Fethullah Gülen Hareketi ABD’nin “Ilımlı İslam” projesine mi hizmet ediyor?

 

Biliyorum bu başlık yaralayıcı ve de birçok kişinin öfkesine sebep olabilecek bir başlık ama ortalıkta çokça konuşulan ve bir türlü esaslı bir tartışma zemininde ele alınmayan bu konuyu biraz irdelemek istiyorum. “Ortalık toz duman ne lüzum var bunu konuşmaya” diye düşünebilirsiniz ama ben dünyada ve Türkiye’de meydana gelen hiçbir hadisenin diğerinden bağımsız olmadığına inanıyorum. Dolayısıyla Fethullah Gülen davasında Yargıtay tarafından verilen beraat kararının tesadüf olmadığını ve bunun ya gerçek bir aldatmaca ya da bir başka projenin tetikleyicisi ya da zemini olduğunu düşünüyorum. “Bu nasıl olur” demeyin bal gibi olur. Şimdi yazının asıl konusuna geçelim ve sonra nasıl olabileceğini sorgulayalım.

Fethullah Gülen, 28 Şubat sürecinde hakkında başlatılan bazı soruşturmalar sonrasında biraz da sağlık sorunlarını bahane ederek yurt dışında ikamet etmeye başladı ve o günden bugüne kadar sürekli gündemde kaldı. Kendisine bağlı medya ve eğitim grupları ve sevenleri ile ciddi bir güç haline geldi.

Şu anda herhangi bir siyasi parti ya da iktidar Fethullah Gülen grubunu hesaba katmadan bu ülkede siyaset yapması pek mümkün görünmemekte. Dolayısıyla Fethullah Gülen ve çevresindekiler de bunun farkındalar. Tabii “emniyeti teslim aldı, milli eğitimi ellerine geçirdiler” gibi bazılarının ifade ettiği tarzda bir yaklaşım çok doğru bir yaklaşım değil elbette ama etkin oldukları gerçeği de gizlenemeyecek kadar aşikâr. Bunu olumsuz bir gelişme olduğu için bir tespit olarak ifade ediyorum.

Fakat “böylesine güçlü görünen bir yapının oluşması da sadece AK Parti iktidarı döneminde gerçekleşti” demek de doğru değil. Çünkü yıllardan beri devam eden bir emek ve çabanın zemin bulduğu anda yayılması ve güçlenmesi söz konusu. Yani engelleme olmayınca doğal olarak bugüne kadar biriktirilen güç tabana yayılmış oldu. Artık buradan geri dönüş olacağını sanmıyorum.

Yurtdışında açtıkları okullar, Türkiye’deki eğitim faaliyetleri, işadamları ve devlet erkânıyla olan yakın ilişkileri ve yaptıkları her işi en üst düzeyde gerçekleştirme azmi cemaatin bugüne gelmesini sağladı.

Şimdi böylesine etkin ve ciddi bir yapının lideri konumunda olan Fethullah Gülen’in Türkiye’ye dönmesi halinde bana kalırsa ciddi riskler taşımamaktadır. Bu risk iki yönlü olacaktır kanaatindeyim.

Birincisi Fethullah Gülen’in Türkiye’ye dönmesi keskin laik çevreleri çok rahatsız edecektir. Bu da gündemin ilk sırasına oturmasını ve toplumsal cepheleşmeyi körükleyecektir.

İkincisi ise Fethullah Gülen’in Türkiye’ye dönmesinin önemli siyasi sonuçları olacaktır. Fethullah Gülen’in açık biçimde olmasa da AK Parti’yi desteklediği bilinmektedir. Onun dönüşü AK Parti’yi zor durumda bırakabilir. Hatta Fethullah Gülen’in dönmesinin ardından hakkında açılan kimi davaların yeniden ele alınıp gözaltına alınma ihtimali bana göre hala mevcuttur. Fethullah Gülen’in gözaltına alınması durumunda ise hem AK Parti zor durumda kalacak hem de muarızlar önemli bir koz elde etmiş olacaklardır.

Türkiye’de birçok çevre biz kabul etmesek de, Fethullah Gülen’in ABD’nin korumasında ve desteklediği bir isim olduğunu düşünüyor. ABD, İslam Ülkeleri’nde gerçekleştirmek istediği “Ilımlı İslam” projesinin projeksiyonuna uygun olduğunu düşündüğü Fethullah Gülen ve düşüncelerini olumlu buluyor ve en azından engel olmuyor. Eğer ABD Fethullah Gülen ve düşüncelerini tehlike olarak görmüş olsaydı, dünya çapında örgütlenmesine bence müsaade etmeyebilirdi.

Fethullah Gülen artık yalnızca Türkiye’de tanınan ve bilinen bir isim ya da cemaat önderi değil. Tüm dünyanın tanıdığı ve bildiği bir isim. Dolayısıyla Fethullah Gülen ve çevresi sadece Türkiye gerçeklerini değil, global güç dengelerini de hesaba katarak hareket etmek zorunda.

Türkiye’de Fethullah Gülen sebebiyle yaşanacak herhangi bir kaos ve kargaşa hem cemaatin hem de AK Parti’nin aleyhine olacaktır.

Yukarda ifade ettiğim ABD’nin Fethullah Gülen’i bir tehlike olarak görmemesi cümlesinden Fethullah Gülen Amerikan ajanı varsayıyorum gibi bir sonuca varmak isteyenler olabilir. Hayır, ben öyle olduğunu söylemiyorum, sadece ABD’nin Fethullah Gülen Hareketini bir tehlike olarak görmediğini düşünüyorum ve görüşleri ve düşünceleri ile ABD’nin “Ilımlı İslam” projesinin örtüşen noktaları olduğu tespitini yapıyorum.

Fethullah Gülen’in samimiyetini test etmek ve çabalarını yok saymak benim işim değil. Allah elbette her şeyi en iyi bilendir, biz olaylara, düşüncelere, olanlara bakarız.

Ancak artık hepimiz Fethullah Gülen gerçeğini kabul etmek ve bu hareketi hesaba katmak zorundayız. Dolayısıyla her meselede hesaba katılmayı hak eden bir yapı ile ilgili de konuşmak ve düşüncelerimizi aktarmak hakaret olmadığı sürece abes değildir diye düşünüyorum…



ali.ozturk@10yazar.com

Yorum Yaz   

YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (2)
kaan er tarafından 2008-07-06 22:26:22 tarihinde yazılmış
Ne ılımlısı?
Beyefendi ılımlı falan değil resmen light ıslamcı Y.Nuri'nin D.C.Washintong şubesi islamı diyolog masalları ile 5 akit olan namazı 2-3 vakitle kılmanın başka bir izahı ne olabilir? Kardinaller ortalıkta dolaşırken misyoner faaliyetlerine ara vermenin alemi yok Fetullah efendi gelebilir geleceği varsa göreceği de vardır. Yoksa zan ettiğiniz gibi bir güç falan da değil fasa-fiso işlerle uğraşan kendi değimiyle "bir günahkar" papazının ellerinden öper o kadar!
Asimetrik tarafından 2008-07-04 00:32:37 tarihinde yazılmış
Değil elbet
Değil elbet. Türkiye'de her fikir sizin de dediğiniz gibi hakaret içermediği sürece söylenebilir. Yalnız islam özü ve sözü itibarıyla nettir ve bu cemaate mensup insanları da dışardan bir göz olarak bu özü yaşamaya çalışanlar olarak görüyorum. Yani sizin tesbitiniz hem eksik hem dayanaksız. Zira Ilımlı İslam deyimini ortaya çıkaran ziyniyet bu devasa oluşumdan faydalanmaya kendi tezlerine destek göstermeye çalışıyor olabilir.Fakat Gülen hareketinin İslamı ılıtmak gibi bir çaba içerisinde olmadığı açık