Nükleer silahlanma; füzyonun keşfiyle, dahası atom çekirdeğinin parçalanmasıyla başlamıştır. İkinci dünya savaşı sırasında İsmet Paşa aktif tarafsızlık politikası izlerken, aynı dönemde savaşın büyük aktörleri nükleer teknolojiye sahip olmak için yarışıyorlardı.
Adolf Hitler hükümetinin bu teknolojiye ulaşmasına ramak kala Sovyet Rusya’sına ve daha sonra Amerika ve müttefiklerine karşı savaşı kaybetmesi, Almanlar için büyük bir talihsizlik olmuştur.
Gerek İsmet Paşa gerek Rıza Şah, savaşın başlarında Hitler yönetiminin Ortaasya ve Kafkaslardaki esaret altında olan Türk milletlerine bağımsızlık yolunu açacağına inanıyorlardı. İstanbul’da Hitler yanlısı gösteriler ve İsmet paşanın da “Milli Şef” diye adlandırılması Almanların “Thırd Rıech” rütbesiyle aynı anlamı taşıması bu eğilimin göstergesi idi. İsmet Paşa’nın tarafsızlık politikası ve savaşın sonuna yaklaşılmışken Almanlara karşı sembolik olarak savaş ilan etmesi bugünkü batılılaşma ve uluslararası organizasyonlara dâhil olmamızı özellikle de demokrasiye geçişimizi sağlamıştır.
Savaşın kaderini değiştiren teknolojik gelişme şüphesiz ki Manhattan Projesi’nin başarıya ulaşmasıdır. Proje İngiliz ve Amerikan bilim adamlarının ortaklaşa çalışmaları sonucunda gerçekleşmiştir. Fakat bu projenin gerçekleşmesinde Almanya’dan Amerika ve İngiltere’ye iltica eden Yahudi bilim adamlarının katkısı tartışılmaz bir gerçektir. Savaş sonucunda “Yeni Dünya Düzeni” oluşturulurken, İtalya, Yunanistan, İran ve Türkiye’nin bağımsızlığının verilmesinin Anglo-Saxon menfaatleri için önemli olduğuna karar verilmiştir. Türkiye’nin NATO’ ya dahil olması ve İran’ın Amerika ve Almanya ve Fransa ile nükleer antlaşmalar yapmasının tarihi
Şah zamanında Büşir nükleer istasyonuna başlanmasına rağmen, İran İslam devrimi nedeniyle proje 1990'lara kadar askıda kalmıştır. Özellikle Rafsancanî’nin İran parlamentosu başkanı sıfatıyla Moskova ziyareti nükleer antlaşma ile sonuçlanmış ve daha sonra soğuk savasın sona ermesiyle de Rusya İran’ın nükleer teknoloji partneri olmuştur. Her ne kadar İran “sentrıfuge” seri üretimine başlasa da bu teknolojiye ulaşmasının önün de diplomatik ve teknik bariyerler her geçen gün daha da artmaktadır.
Rusya’nın bu teknolojiye geçişi İngilizlerin bu teknolojiyi onlara transferi ile gerçekleşmiştir. Bu da soğuk savaş döneminde iki kutuplu dünya sisteminin oluşmasını sağlamıştır. Küba Nükleer Füze başlıkları krizinin patlak vermesi, ilk defa Türkiye’yi uluslararası nükleer sorunda kilit nokta ülkelerinden biri yapmıştır. 1960lardaki bu kriz, Amerika ve Sovyet Rusya’sının nükleer başlıkları Türkiye ve Küba’dan ne Ankara ne de Küba’ya sorulmaksızın geri sökülerek aşılmıştır.
Bugün Türkiye de NATO’ ya ait 90 adet “B–61 gravity” nükleer bombası vardır. Bunların 50 adedi S39th Fighter Wing’e bağlı F-16C/D savaş uçakları tarafından fırlatılabilmektedir. Diğer taraftan bunlardan 40 adedi Türk F–16 savaş uçakları takılabilmektedir. 
Soğuk savaş sonrası Balıkesir ve Akıncı hava üstlerinde sökülerek İncirlik üstüne yerleştirilen bu stratejik silahlar, Amerika’nın ya da İsrail’in İran’ a saldırısı sırasında önemli bir caydırıcı rolü olacaktır. Bu anlamda, CHP’nin Türkiye Büyük Millet Meclisine sorduğu ‘Türkiye de ki nükleer başlıkların sayısı’ ile ilgili soru önergesini umarım böylelikle cevaplamış olmuşuzdur.