Fatih AKYÜZLÜ
Duvarlardaki kurşun izleri, sorumluluğumuzu anlamamız için yeterli

Duvarlardaki kurşun izleri, sorumluluğumuzu anlamamız için yeterli

 

Kısmet bu ya. Yolumuz Bosna’dan geçti bu hafta. Güzel bir ekip ile keyifli bir gezi geçirdik.

Daha gitmeden heyecan basmıştı hepimizin yüreğini. Bosna’nın Türk halkının gönlünde çok özel yeri vardı. Tarihsel olarak uzun süreli güzel bir beraberliğimizin olması da yabancılık çekmeyeceğimizi gösteriyordu. 

Mostar köprüsü, Başçarşı, Tünel, Srebrenica ve daha birçok yeri gezmek üzere yola koyulduk. Yoğun bir program bekliyordu bizi. 3 gün boyunca Bosna sokaklarında olmak, orada tarihimizin ve geçmişin izlerini görmek heyecan vericiydi.

*

Uçak inişe geçtiği andan itibaren Bosna’yı dikkatle süzmeye başladık. Evlerin mimarisi ve doğal güzellikler ilk gözümüze çarpanlardı. Başkent Saraybosna’ya uçaktakilerin sevinç alkışları arasında iniş yaptık. Ecdad şehri Bosna’daydık artık.

İlk olarak Sarajevo Eğitim ve Öğretimi Geliştirme Vakfı tarafından 2003 yılında kurulan Uluslararası Sarayevo Üniversitesini (IUS) ziyaret ettik. Ekibimiz eğitimcilerden oluşuyordu. Ülkemiz girişimcileri tarafından kurulan üniversiteyi ziyaretimiz bizleri gerçekten gururlandırdı.

Daha sonra Bosna’yı adım adım gezmeye başladık.

Gezide tarihi Mostar köprüsünü görmek ve üzerinden geçmek anlatılamaz bir duyguydu. Bölge tam bir Osmanlı şehrini anımsatıyordu. Hiç yabancılık çekmiyor, mimarisi ve doğal güzelliği ile adeta kendi memleketimizde olduğumuzu hissediyorduk.

İgman dağı eteklerinde Milli Parkın girişinde güzel bir ıhlamur kokusu bizleri karşıladı. Meğer parkın içerisi ıhlamur ağaçları ile doluymuş. Parkın doğal güzelliği gerçekten görülmeye değerdi. İçerisindeki nehir ise göz kamaştırıcıydı.

Akşam keyfi Bosna’da bambaşka. Tarihi Moriça Han’da yediğimiz akşam yemeği ve keyif kahvesi uzun süre unutamayacağımız bir lezzet bıraktı damaklarımızda.

Bu arada Blagay’a gidip balık yemeden dönülmezmiş. Biz de önce devasa kayalıklar arasında bulunan Blagay tekkesini ziyaret edip sonra bu görevi ifa ettik tabiî ki.

*

Bu topraklarda yaşayan her medeniyet, kendi mimarisinin izleriyle Bosna topraklarına adeta imzasını atmış. Gezi esnasında Osmanlı dönemi Kaleleri, Medreseleri, Camileri, Köprüleri, Hamamları, Çarşıları, Kütüphaneleri ve Anadolu tarzı evleri görmek mümkün. Ayrıca, Avusturya döneminin kendine has mimarisiyle yapılmış binaları ve Yugoslavya krallığı kaleleri ve ilginç mezar tiplemeleri, Tito döneminde yapılan tesisleri ve yüksek binaları da bir arada görebiliyorsunuz.

*

Gezide en çok ilgimi çeken yer ise Tünel oldu. Hikâyesi de çok ilginç doğrusu.

Tabi savaş sırasında Bosna’da, masum insanlara karşı büyük bir katliam gerçekleştirilmiş, iki yüz elli bin insan şehit olmuş, bir o kadar kişi yaralanmış, kadınlara ve çocuklara akıl almayacak eziyetler yapılmış.

Bosna’nın çepeçevre sarıldığı, savaşın en hararetli geçtiği dönemlerde Boşnaklar İgman dağına kadar yardım alabilmekte, şehre bir türlü yardım ulaştırılamamaktadır.

İşte böyle bir ortamda 4 ay 4 gün boyunca kazılan 800 metre uzunluğunda, 160 cm yüksekliği ve bir metre enindeki meşhur Tünel imdada yetişiyor. Ve savaşın seyri yavaş yavaş değişip Müslümanların lehine dönmeye başlıyor.

1300 gün kuşatılan, dış dünyayla bağlantısı koparılan Saraybosna’ya hayat vermiş bu tünel. İlk gece 12 ton askeri malzeme geçişi sağlanmış olması tünelin ne denli önemli olduğunu ortaya koymakta.

Savaş için son derece önemli bir isim Sida Kolar Nine. Evini Bosna Ordusu’na karargâh olarak vererek Sırplara karşı kazanılan zaferde büyük pay sahibi kişi. İşte bu tarihi tünel bu ninenin evinin altından başlıyor.

İlginç olan, tünelin girişindeki evler harabeye dönmüş, duvarları delik deşik olmuş ama Sırplar, bir türlü tüneli keşfedememişler. Tünelin girişindeki ev bugün, mütevazı bir savaş müzesine dönüştürülmüş durumda.

Bize de bu tarihi evi görmek nasip oldu. O dönemi yansıtan birçok savaş malzemesini gördüğünüzde, sergilenen fotoğrafları incelediğinizde, yerdeki patlamış mayına bastığınızda savaşı adeta yeniden yaşıyorsunuz. Duygulanmamak mümkün değil.

*

Doğrusu Bosna’yı çok dinledik, okuduk, yaşananları yüreğimizde hissettik. Oraları görmek ve yaşananları algılamak açısından gerçekten önemli oldu bizim için. Savaşın seyrini değiştiren Tünel’e girmek, Mostar’da yürümek, Başçarşı’da gezmek, Türk köyü olan Pocitel’i görmek, Osmanlı eserlerini incelemek, toplu katliam yapılan top sahasını görmek, Srebrenica’da bulunan Potoçari şehitliğini ziyaret edip şehitler için dua etmek çok etkileyiciydi.

Son olarak şunu diyebilirim. Özellikle savaş yıllarında yaşanan katliamları yüreğimizde hissettiğimizi ve o dönemde Bosnalı kardeşlerimizin yanında olduğumuzu Bosnalıların ağzından duymaktan gurur duyduk. Çünkü bizim geleneğimizde dünyanın bir ucunda ayağına diken batan bir kardeşimizin yanında olmak ve o acıyı yüreğinde hissetmek vardır. Bu geleneği daha çok sürdürmek gerekliliğini gördük orada. Özellikle duvarlardaki kurşun izleri sorumluluğumuzu anlamamız için yeterli oldu.



fatih.akyuzlu@10yazar.com

Yorum Yaz   

YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (3)
Arzu tarafından 2008-10-07 15:31:00 tarihinde yazılmış
Yorum
Ne güzel anlatmışsınız. Ellerinize sağlık.
Numan Bulut tarafından 2008-08-24 14:59:40 tarihinde yazılmış
Bakmak Görmekmidir?
Tarih, tekerrür diye tarif ediyorlar; Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi? deyimi bizler için en uygun deyim olsa gerek. Kendini unutan başkası olmaya çalışan toplumlar uyaran olmazsa yok olup gidiyorlar. Bosna ilahi emirle uyandırıldı da yok olmaktan kurtuldu.
Hatice Emek tarafından 2008-08-20 11:56:45 tarihinde yazılmış
Bosna
Bana o günleri hatırlattınız. Yazı için sağolun.