Erol ERDOĞAN
Saraybosna, Yağmur, Aliya ve Karaciç

Saraybosna, Yağmur, Aliya ve Karaciç

SARAYBOSNA 25 Temmuz 2008. Güzel şehir Saraybosna’dan selamlar. Pazartesi’den beri nerdeyse sürekli yağmur yağıyor, caddeler ve ara sokaklarda şemsiyesiz insan görmek imkânsız gibi. Güneşi, Pazartesi günü az bir süre gördük, bir daha görünmez oldu.

“Hep böyle yağışlı mıdır burası” diye sorduğumuzda “sık yağmur yağar ama bu defa daha başka yağıyor” diye cevap veriyorlar, çünkü Karaciç yakalandı” diye de ekliyorlar.

Karaciç’in yakalandığını sanırım en geç Bosnalılar duydu ama bu gecikme en fazla 5–10 dakika sürdü. Çünkü dünya haber ajansları “Karaciç yakalandı” haberini geçmeye başladığından ancak 15–20 dakika sonra, yağmurun da etkisiyle boşalmış Bosna sokakları birden hareketlendi. Türkiye gazetelerine yansıdığı gibi çılgınca gösteriler olmadı. Çoğunluğunu gençlerin oluşturduğu kimi gruplar caddelerde gösteriler yaptılar ama bu da kısa sürdü sayılır. Sokaktaki Bosnalı da, siyaset ve yönetim kademesinde görev yapan Bosnalılar da Karadc’in yakalanmasına ne kadar sevinilmesi gerektiğinden çok emin değiller.

Çünkü Karaciç’in artık elde olmasının tuhaf sonuçları olacak. Örneğin Karac’in yakalanmış olması Sırpların AB sürecini kolaylaştıracak gibi. Hatta Karaciç’in bizzat Sırplar tarafından teslim edilmiş olmasının böyle bir pazarlığın sonucu olduğu noktasında herkes hemfikir.

Dünya devletlerinin ve uluslararası aktörlerin gözü önünde yapılmış soykırım ve vahşetler, muhtemelen Karaciç’in kişisel suç hanesine yazılacak; Sırp devleti ve diğer sorumlular artık temize çıkmış olacak, böylece Sırpların uluslararası desteği yavaş yavaş artacak. Ama yine de, Karaciç’in yakalanmış olması birçok yürek için güzel bir teselliye vesile olacak kadar önemli. İnşallah, savaş suçlarının cezasız kalmayacağı güzel de bir örnek çıkar.

Bütün bu süreçlerden bize düşen sorumluluk “Bosna için daha çok şey yapmak” olmalı. Burada herkesin bir kulağı, bir gözü ve yüreğinin yarısı Türkiye’de. Karşılaştığımız her insan bize Türkiye’deki siyasi süreçleri soruyor. Sayın Süleyman THIÇ ile yaptığımız onbeş dakikalık görüşmede belki 10 defa Türkiye kelimesi geçti. Hasan CENGIÇ her zamanki gibi Türkiye’ye dair konuşurken kıpır kıpır; heyecanlanıyor, muhabbetini esirgemiyor.

Bölgede Türkiyeli aktörlerce yürütülen değişik çalışmalar var; ancak yapılanların etkinlik boyutunu aşarak daha kurumsal projelere yönelinmesi şart. Bundan kastım kalıcı, perspektif ve süreç içeren kalıcı uygulamalardır. Bu bölge, Türkiye ve İslam dünyası için ciddi bir sınır ve önemli bir kapı hüviyeti taşıyor.

Sümeyye Vakfı, Türkiye tecrübesini de arkasına alarak güzel işler yapıyor. IUS (Uluslar arası Saraybosna Üniversitesi) marka olma yolunda. Kuruluş çalışmaları sürdürülen Burç Üniversitesi’nden herkes ümitvar. TİKA ise çok sayıda kalıcı projeye destek oluyor ya da bizzat kendi yaptırıyor. Bunlar övgüye değer. 

11–12 Ekim’de İstanbul’da Bağcılar Belediyesi tarafından düzenlenecek olan Uluslararası Aliya İzzetbeoviç Sempozyumu, Bosna’daki herkesi çok sevindirmiş; çünkü karşı karşıya kaldıkları yeni süreç, Aliya için yapmaları gereken çok şeyi onlara erteletmiş durumda. Saraybosna Üniversitesi Rektörü Faruk Caklovica “bu harika bir organizasyon, size teşekkür ediyorum, aslında bunu biz yapmalıydık” diye başlayan konuşması işte bu burukluğu içeriyordu.

Bosna’yı daha güzel günler, daha aydınlık yıllar bekliyor. Bu çilekeş millet ve mümbit topraklar bunu hak ediyor. Bosna’nın size selamı var.

*

bosnada bir gün bitimi / sniper geziyor tarihin zifirinde / kış var şehrin kısa boylu tepelerinde / kar taneleri iz sürüyor usulca / gecenin aydınlığında başçarşıda / gece yanaşırken gazi hüsreve / sert bir kahve fincanı değiyor / miljackaya köprüler arasından / ağır bir rüya geçiyor / taş döşeli sokaklardan / üç bayrak, üç bin tasa / uçup gidiyor melekler / her caddede şehitlik / kış var başçarşıda / bakışlar selemün aleyk / her yürek allahemanet / Bosnada bir gün bitimi / tarih yeniden başlıyor / kış var tepelerde / başçarşı sıcacık (aralık’05)

 

                                                                          



erol.erdogan@10yazar.com

Yorum Yaz   

YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (1)
Selim Çağın tarafından 2008-07-28 13:28:11 tarihinde yazılmış
Aliya'ya haksızlık
Boşnakların gün geçtikçe Aliyaya karşı daha sorumsuz davrandıklarını düşünüyorum. Zaman geçtikçe, yaşananları unutuyorlar ve bu kahraman filozofa karşı sorumluluklarını yerine getirmiyorlar. Aliya gibi insanlar kolay yetişen tipler değildir.