Başlık canınızı sıktı biliyorum. Saadet Partisi battı mı ki kurtulsun? Hayır, elbette batmadı. Belki de siyasi partiler içinde parti teşkilatları en diri olan parti Saadet Partisi’dir. Bunun sebebi elbette siyasi bir doktrin değil. Milli Görüşçülerin yaptıkları siyasi çalışmaları aynı zamanda bir ibadet şuuruyla yapmalarıdır bunun sebebi.
Kazanmak ve kaybetmek seçimlerle ilgili değildir kimi Milli Görüşçüler için.
Kimileri içinse, siyaset pastadan pay kapma kavgasıdır, tıpkı Refah Partisi’nin iktidara yakın olduğu günlerde kervana katılanlar gibi.
Hani derler ya “galiptir bu yolda mağlup olan”. İşte tıpkı öyle.
Peki, 40 yıldır siyasette söz sahibi olmak için mücadele veren ve bugünkü AK Parti iktidarının zeminini hazırlayan Milli Görüş Hareketi ve Saadet Partisi neden doğruları savunmasına rağmen halkın desteğini alamıyor, bu desteği eskiden aldığı bazı zamanlar gibi yeniden alabilir mi?
Yada böyle bir durum Erbakansız bir Saadet Partisi için mümkün mü?
Yada 26 Ekim’de yapılacak kongre, Saadet Partisi’nin küllerinden yeniden doğmasını sağlar mı?
Zaman Gazetesi’ne yaptığı açıklamada yeniden aday olmayacağını söyleyen Recai Kutan’ın yerine Genel Başkanlık için adı geçen net bir isim var. O da, Prof Dr. Numan Kurtulmuş.
Milli Görüş tabanında ve kamuoyunda genel olarak Numan Kurtulmuş ismi kabul görüyor.
Hatta Milli Görüş Lideri Erbakan’ın, Recai Kutan’ın da ısrarları sebebiyle Numan Kurtulmuş’a vize verdiği söyleniyor. Aslında siyasi çevreler Kurtulmuş’un bir önceki kongrede Genel Başkan olmasını bekliyorlardı, fakat o zaman bu gerçekleşmedi. Erbakan’ın zayıf da olsa siyasete dönebilme ihtimalinin bu değişimi engellemiş olabileceğini düşünebiliriz.
Artık böyle bir ihtimal kalmadı. Erbakan’ın hem sağlığı hem de haksız biçimde aldığı ceza sebebiyle siyasete dönmesi mümkün değil. Yani, Erbakan, Milli Görüş’ün doğal liderliğini sürdürüyor fakat bir daha aktif siyaset yapması mümkün değil.
“Siyasette 24 saat bile çok uzun bir süre denir” ama Ankara’dan gelen haberlere bakılırsa ve Recai Kutan açıklaması dikkate alınırsa; bu kez Saadet Kongresi’nde değişim kaçınılmaz gibi görünüyor.
Yani Erbakan’ında ikrarı ile Numan Kurtulmuş Genel Başkan gibi.
Medyada çıkan bazı haberlerde Başbakan Erdoğan’ın Numan Kurtulmuş’un Genel Başkan olduğu Saadet Partisi’nin siyasete ve seçimlere nasıl etki edeceği konusunda anket ve araştırmalar yaptırdığı yer aldı.
Başbakan’ın yakın gelecek için değil ama bir sonraki seçimlerde Numan Kurtulmuş’un başında bulunduğu Saadet Partisi’nin kendi partisinin yıpranmışlığı karşısında alternatif olma ihtimalinin farkında.
Türkiye’nin genel şartları göz önünde tutulursa, Uluslararası ilişkiler, küresel sistem ve iktisat konusunda uzman olan Numan Kurtulmuş’un Genel Başkan olarak vitrine çıkması, işin başına geçmesi ve bugüne kadar seslendirdiği düşüncelerini Genel Başkan olarak tekrar dile getirmesi halinde, bu yeni sese halkın kulak vermesi ihtimali yüksektir.
Numan Kurtulmuş Genel Başkan olması halinde Başbakan Erdoğan’ın rakibi olmayacaktır.
Numan Kurtulmuş öncelikle Saadet Partisi’ni ve Milli Görüş’e bağlı kurumları yeniden toparlayacaktır. Ancak, Milli Görüş’ü yeniden inşa edecek ve yeniden İslamcı siyasetin ana umdelerini ikame edecektir.
Zaten bunu başarabilirse Numan Kurtulmuş, Erdoğan’ın değil, kokuşmuş düzenin alternatifi bir siyasi hareketi inşa etmiş olacaktır.
Saadet Partisi’nin 26 Ekim’de gerçekleşecek kongresi, Türkiye’de İslami iddiaları ve idealleri olan siyaset çizgisinin, Türkiye’nin siyasetinde ve geleceğinde var olma ve olmama noktasındaki kararını vereceği gün olacaktır.