Zümrüt SÖNMEZ
Tarihten Edebiyata Köprü: Yahya Kemal

Tarihten Edebiyata Köprü: Yahya Kemal

 

2008 Yahya Kemal yılıydı. Bitmesine sadece bir ay kaldı ama ünlü şair hala çeşitli etkinliklerle anılıyor. Bu Pazar Bilim Sanat Vakfı’nın düzenlediği sempozyum da bunlardan biriydi. Uzun Sürmüş Bir Akşam: Ölümünün 50.yılında Yahya Kemal Beyatlı adıyla gerçekleşen sempozyum şaire dair ilginç ayrıntılar sundu.

Ben de ne zamandır Yahya Kemal ve özellikle de onun tarihle edebiyat arasına kurduğu köprü üzerine yazmak istiyordum. Beyatlı’yı anlatmak da yazmak da zor ama, belki bu vesileyle bir süredir zihnimde gezdirdiklerimi aktarmayı başarabilirim.

Edebiyat ile Tarih arasında gözle görülür bir ilişki var. Tarih en basit anlamıyla tecrübe demek. Tecrübe de insanla başlayan bir olgu. Hz. Adem’den öncesi yaratılış serüvenine dair bilgimiz, tarih değil inanç kapsamındadır bu yüzden. İnsanlık tarihi, dolayısıyla da dünya tarihi, dinler tarihi, ekonomi tarihi vs. ilk insanla başlar ve bugünlere kadar uzanır. Tarih bu haliyle akışı hiç durmayan bir ırmağı andırır.

Edebiyat da tıpkı tarih gibi insanı hikaye eder. Tarih gibi olayları saymaz, sıralamaz, zaman, mekan, kişi isimlerini önemsemez, kısacası hesaplamaz. Ama onun saydığı, sıraladığı “insan işini” anlatır durur. Mesela hatıratlar, biyografiler edebiyat ve tarih türlerinin aynı anlatıda buluştuğu edebi türlerdir. Edebiyat, tarihin kör noktalarını aydınlatır çoğu zaman, küçük insan hikayeleri boşlukları doldurur. Tarih, edebiyatın duygu ve düşünce yüklü derin aforizmalarının hal dilindeki tercümesidir.

 

Yahya Kemal bu iki tür arasındaki ortaklıkları kalemine dolamış bir edebiyatçı. Toplumların tarihsel sürekliliğinin devam etmesi gerektiğine inanmış, kendisini “kökü mazide olan ati” olarak tanımlamış. Onun anladığı tarih üretken bir memba. Ona göre modernizmin etkileriyle toplumların yaşadığı kırılma, köklerinden kopma durumu ileride büyük sorunlar yaratacak, insanları mutsuz edecektir. Yahya Kemal daha çok kültür ve gelenek bağlamında ele aldığı tarihinden beslenir. Köklerini referans alan soylu bir edebiyat üretir. Tarihi edebiyatın evrensel diliyle anlatır.

Tarihten ilham aldığı gibi okuyucusunu da tarihle ilhamlandırır. Ebedi bir ırmağın üzerine oturur ve geçmişten aldığı okları geleceğe fırlatır hafifçe. Kendini tüm zamanlarla ilişkilendiren bu bakış bugün için dimağ açıcı özelliktedir. Nereden bakılırsa bakılsın kusurlu Türk modernleşmesinin en sancılı zamanlarında dilin sınırlarına karşı cesur bir müdahaledir Yahya Kemal’in yaptığı. Cumhuriyet döneminin daraltılmış lisanına direnen, evrensel bir dil ihtiyacını haykıran bir başkaldırış. Beyatlı’nın Tarihi referans alan bakış açısı, dilin malzemesini ve dolayısıyla hareket alanını genişletme çabasıdır.

Edebiyat sözü latifleştirir, böylelikle sıkı sıkıya kilitlenmiş bile olsa her kapının arasından, duvarların içinden sızabilir hale gelir kelimeler. Bu yüzden bir edebiyatçı herkesçe farklı farklı anlaşılıp yorumlanabilir, edebi eserler farklı okumalar için en elverişli metinlerdir. Bu durum, edebiyatçıların ve eserlerinin yıllar geçtikçe çoğalmasını sağlar. Onları okuyan, takip eden, yorumlayan insanlar edebiyatçıları ve eserlerini çoğaltırlar. Yahya Kemal de pek çok farklı yüzde görülebilir ama bu yüzler aynı renk kartelâsı üzerindeki farklı tonlar gibidir.

Edebiyatçılıktan kaynaklanan apolitik imaj ve söyleminin eskilere (tarihe) dayanan güçlü bir fikri barındırıyor olması Yahya Kemal’i bu yüzlerin hiçbirinden ayıramamamıza neden olur. Şair bu farklı tonların hepsidir, kimilerine göre ise hiçbiri. Ama önemli olan şu ki, Yahya Kemal yılı önceki yıllara nazaran daha fazla fark edilir, hissedilir geçti. 25.11.2008 - www.10yazar.com



zumrut.sonmez@10yazar.com

Yorum Yaz   

YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (1)
kadir ACIK tarafından 2008-11-26 10:36:51 tarihinde yazılmış
Yahya Kemal
Yazı için teşekkür. Yahya Kemal üstdımızın bir şiirini konu edinen bir yazınızı da bekliyoruz.
Ayın En Çok Okunanları