Fatma Nur HÜKÜM
Ludwig Wittgenstein ve Tractatus

Ludwig Wittgenstein ve Tractatus

Bilimin ham maddesi olarak öngörülen Determinizm ve Ampirizm akımları ile kuantum fizikçilerinin karşı karşıya kaldığı bir dönemde yaşamıştı Wittgenstein. Bilimin akış sürecini ivmeleyen bu görüşlerin ortak yönleri çok olsa da, Wittgenstein’ın hayatını ikiye bölmüş ve onun farklı iki düşünceyi de savunmuş tek filozof olarak bilim tarihinde yerini almasını sağlamıştır.

Ludwig Wittgenstein, zengin bir Yahudi burjuva ailesinin sekizinci çocuğu olarak 1889’da, Viyana’da dünyaya gelmiştir. Çocukluğu ailesinin evinde, üst düzey eğitimcilerin ihtimamında geçmiş, 1908’de Charlottenburg`daki yüksek teknik okulundan mezun olduktan sonra havacılık tekniği konusunda uzmanlaşmak üzere Manchester Üniversitesi’ne gitmiştir. Fakat burada yüksek teknik alanında dar koridorlarda koşmaktan sıkılmış ve mantığın matematiksel büyüsüne kapılmıştır. Cambridg’e yerleşmesi  ve Bernard Russell ve G.E. Moore ile tanışması da, kendini matematiksel mantığın felsefesine kaptırması için iyi bir neden olmuştur.

Birinci Dünya Savaşı döneminde  Rusya'ya savaş ilan edilmesinin ardından Wittgenstein, gönüllü olarak Avusturya-Macaristan ordusuna katılır. Kayıtlı olduğu topçu alayında, patlayan mermilerin altında dahi zihnini meşgul eden mantık ve felsefe problemleri üzerine düşünür. Bir cephede başlayıp diğer cephede tamamladığı Tractatus’u iki sene sürer. 1918’de, İtalyanlara esir düşen genç filozof, Ağustos 1919’a kadar esir kampında kalır. Ve Monte Cassino’da kaldığı esir askerler kampında Russell’a Tractatus’un el yazması bir nüshasını  gönderir.

Bu arada Russell’ın “Introduction to Mathematical Philosophy” adlı eserini okuyan Wittgenstein, “İnsanın esarette bitirdiği bir eseri peşinden sürüklerken, dışarıdan ne saçmalıkların at koşturduğunu görmesi çok acı!” demekten kendisini alamayacaktı. (D. Edmonds-J. Eidinow, Wittgenstein'ın Maşası, s. 51, (Çev. Aslı Biçen), İstanbul, 2004)

1921 yılında Wittgenstein’ın, Russell ile yeniden karşılaşması yine çözücü bir rol oynar ve ertesi yıl İngiltere’de ilk defa “Tractatus Logico-Philosophicus”un tamamı (Almanca-İngilizce olarak iki dilde) yayımlanır. Yayınlanmış tek eseri ile Wittgenstein, dilinin sınırlarını dünyasının sınırları ile belirlemiş ve dünyanın, şeylerden değil sadece olgulardan ibaret olduğunu ispatlamıştır.

Savaş yıllarından sonra kendini tamamen hümanist fikirlere adayan Wittgenstein`ın başına gelen en ilginç olaylardan bir tanesi 1935 Sovyetler Birliği ziyaretidir. O dönemde rejimin zor şartlarında izin almak için bütün bağlantıları kurar ve insanlarla aracısız olarak iletişim kurabilmek için Rusça öğrenir. Ve yine İngiltere’deki faşist dönemde Londra’da gönüllü olarak hastabakıcılık yapar. 1947 yılında Cambridge’deki profesörlük kariyerinden vazgeçip İrlanda’da felsefi araştırmalar yaparak vaktini geçirir.

Wittgenstein’ın felsefi düşüncelerinin temelini teşkil eden Tractatus, aslında durduğu felsefi pozisyon değil, analitik düşünce biçimine yönelik eğilimidir. Eserin başında ve sonunda geleneksel felsefe anlamsızlığının sorunlarını çözümlemeye çalışırken; bir anlamda metafiziğe yer ayırmıştır. Öyle ki; bazı aşırı metafizik karşıtları bile felsefi araştırmaların her türlü bağlarını kopardığı bir dönemde bu kitabı, bir metafizik kitabı olarak incelemişlerdir. Nitekim önsözündeki giriş cümlesi bu konuda oldukça manidardır. “Bu kitabı sadece, daha önce, onun içinde ifade edilen ya da onlara benzer fikirler üzerine düşünmüş olan biri anlayabilir.”

Ölümünden önceki son yıllarda İngiltere, ABD, Norveç ve Avusturya’ya yolculuk yapan Ludwig Wittgenstein, 1951 yılında üzerinde çalıştığı “felsefi soruşturmalar” kitabıyla Londra`da  hayata veda etmiştir. 

 



fatmanur.hukum@10yazar.com

Yorum Yaz   

YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (2)
Musa Çan tarafından 2009-12-24 09:48:46 tarihinde yazılmış
olduğu gibi midir gerçek?
Biri olduğu gibi olabilir ya da olmayabilir,bütün geri kalanlar ise aynı kalabilir. Olduğu gibi olan, olgu, olgu bağlamlarının öyle varolmasıdır.Olgu bağlamı, nesnelerin (olanların, şeylerin) bir bağlantısıdır.
adil savaş tarafından 2009-12-24 09:48:39 tarihinde yazılmış
sözle var olmak
wittgenstein her şeyi dile indirgeyebiliyor. bir. kişiler ded sadece dille var olabbilir mi?