Osman AYYILDIZ
Kifayetsiz Muhterisler

Kifayetsiz Muhterisler

Onları tanıyorsunuz: kalabalık toplantıların vazgeçilmez müdavimleri onlar...

Resmî zevatın çevresindeki grupların içinde sık sık rastlarsınız onlardan birkaçına... Siyasî arenanın vazgeçilmez aktörleri onlar...

En çok siyâsî arenada rastlarsınız aslında... Bulundukları partiden, hem de “yıllardır mücadele ettiğim” demeçleriyle bir anda bir başka partiye transfer oluverirler. Gerekçe hazırdır: “Partinin kuruluşundaki amaç ve felsefesinden uzaklaşması...” birkaç ay sonra ise “yuvaya döndüm” teraneleriyle geri dönüşlerine kılıf ararlar.

Onlar: Kifayetsiz Muhterisler !!!

Sevdiğim bir tabir vardır: “İslâm’ın şartı beş, altıncısı haddini bilmek!”

Kifayetsiz muhterisler, kendilerini hep olduklarından üç basamak yukarıda görür, üç gömlek üstün göstermeye çalışırlar.

Hepsinde hafif bir paranoyaklık vardır: Esasında o çok daha büyük şeyleri hak ettiği halde düşmanları ve rakipleri tarafından engellenmektedir... Herkes ona düşmandır, kimse onu çekememektedir, hepsi de onun o muhteşem potansiyelini fark ettiği için onun neşv-ü nema bulmasını sağlayacağı mümbit zeminlere kavuşmasını engellemeye çalışmaktadır.

Bürokraside de bolca görürsünüz onlardan... Düz memur olduğu halde, bırakın şefliği, müdür yardımcılığını, direkt daire amiri olacak kapasitededir aslında, ama düşmanları bunu bildiği için önünü kesmektedirler. Zaten şu andaki görevinde başarılı olamamasının nedeni de zinhar, kifayetsizliği değildir; potansiyelini hisseden rakipleri onun güzel şeyler başarmasını engellediği için böyle olmaktadır.

Ama hele bir fırsat bulsun; hem müthiş şeyler yapacaktır, hem de onu engelleyenlerin hepsinin kafasını koparacaktır.

İçinde yanan intikam ateşini geçen zamanla harlandırır, ateşten çıkan isler penceresini iyice karartır. Artık o kendi odası, kendi dünyası içinde gördükleriyle yaşamaya başlar. Tüm hayal dünyasını camları islerle kararmış odasının içine kurar, gördüğüne inanma hali inandıklarını görme haline dönüşür.

Şimdi delege ise tek sebebi kıymet bilmez yöneticilerdir, aslında il başkanı olacak adamdır o... Şimdi ilçe başkanı ise aslında milletvekili, hatta bakan olacak adamdır o... Ah, onlar yok mu onlar! Kendisini çekemedikleri için onu kenara itmeye çalışırlar.

Hele ki yanlarına da iki-üç şakşakçı buldularsa, kendilerini “cumhurbaşkanı olacak adam” gibi görmeye başlarlar.

Onlar: Kifayetsiz Muhterisler!

Dedikodu yapmaya bayılırlar; bire bin katarak lâf taşımak en iyi becerdikleri marifetleridir onların... Birileri hakkında duydukları her olumsuzluğun kendi işlerine yarayacağına inanırlar. Onlara göre herkesin, onun gönlünde yatan aslanlarda gözü vardır çünkü... Yapılacak dedikodularla potansiyel rakiplerini ekarte etme fırsatı bulduklarına inanırlar.

Ayaküstü tanıştıkları ya da konuştukları önemli kişilerden kırk yıllık dostlarıymış gibi bahsetmeye de bayılırlar: “Sonra bende ona dedim ki...” “Aaa, yıllardır tanırım onu, (karşılıklı yaş durumlarına göre) elinde büyüdüm, (ya da) elimde büyüdü, (ya da) bizim mahalle arkadaşımızdır...”

Kifayetsizler... Ama çok da muhterisler... İhtirasları uğruna yapamayacakları şey yoktur. Birilerinin ayağını kaydırmak, birilerinin namusuna ya da dürüstlüğüne dil uzatmak, iki dostun arasına nifak tohumları ekmek, hem çok kolaydır onlar için; hem de ustadırlar gözlerini kırpmadan, yüreklerinde zerre nedamet duymadan, yüzleri kızarmadan bunları becerme hususunda...

Kifayetsiz muhterisler, onları besleyen zemin var oldukça, şakşakçılık muteber oldukça, birilerinin başarısızlığı diğer birileri için fırsat kapısı olarak görüldükçe var olacaklar... Hâsılı kelâm, “Yapın oğlum, yapın: İnsanlık ölür, yalakalık bâkî kalır!”

Müslüman olmanın şuuru içinde son kelimeleri Nebevî dualara bırakmak güzel olacak. Zira kifayetsiz muhterislik ateşinin bizi de kavurmayacağına dair tek sığınağımız Rabbimizin rahmetidir ki onun yolu da duadan geçer. En güzel dualar ise Rasulullah(sav)’in dilinden:

“Allah’ım şu dört şeyden sana sığınırım. Fayda vermeyen ilimden, senden korkup ürpermeyen kalpten, doymak bilmeyen nefisten ve kabul edilmeyen duadan sana sığınırım.”

“Allah’ım; Senden devamlı hidayet üzere olmayı dilerim. Senden korkmayı nasip eyle! İffetle yaşat! Hakkını ödeyebileceğimiz bir zenginlik ver.”

Amin!





Yorum Yaz   

YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (0)

Henüz Yorum Yapılmamış

Ayın En Çok Okunanları