Ali ÖZTÜRK
AK Parti ne zaman bataklığı kurutacak?

AK Parti ne zaman bataklığı kurutacak?

Siyaset, Taraf Gazetesi’nin manşetine taşıdığı son “darbe girişimi belgesi” ile bir kez daha alt üst olmuş oldu. Zaten ne zaman normalleşme süreci başlasa ardından bir olay patlak veriyor. Andıçlar, e-muhtıralar, Ergenekoncular ve alt üst olan gündemimiz.

Bu belge de tıpkı diğerleri gibi bir darbe girişiminin hazırlık belgesi niteliğinde. AK Parti ve Gülen Grubu’nu hedef alıyor. Türkiye’de irticanın kaynağı olarak AK Parti ve Gülen Grubu gösteriliyor ve devletin bir şeriat devletine dönüştüğü iddia edilerek bunu önlemek için gerekli adımların atılması için hazırlık yapılması gerektiği vurgulanıyor. Neresinden bakarsanız bakın kabul edilemez bir durum.

Peki, şimdi AK Parti ne yapmalı?

Gülen Grubu nasıl bir tavır sergilemeli?

Şimdiye kadar yapılan açıklamalara bakılırsa Gülen Grubu bu işi TSK’nın üzerine yıkarak rövanş peşinde. AK Parti ise iktidarda olmanın verdiği sorumluluk bilinciyle daha soğukkanlı yaklaşıyor olaylara. Yasal süreçlerin işletilmesini tercih ediyor. Gülen Grubu’nun TSK’nın içinde bu tür yapılanmaların olduğuna ve bu yapılanmaların son bulmasına ilişkin tavrının doğru olduğunu söyleyebiliriz. Eskiden beri TSK geleneğinde cemaatlere ve tarikatlara karşı ciddi bir karşı duruş var. Bu karşı duruş Gülen Grubu söz konusu olunca daha da sertleşiyor.

Ancak burada tehlikeli ve hassas bir denge var. O da devlet içinde kurumsal çatışmaların yaşanması ihtimali. Çatışma ve gerginlik demokratikleşme adımlarının önündeki en büyük engel. İşte bu yüzden hem AK Parti hem de Gülen Grubu daha sorumlu bir tavır sergilemelidir.

Ama asıl yapılması gereken bu tür olaylar ortaya çıktığında araştırmanın ve sorgulamanın sivil mahkemelerce yapılmasını sağlayacak yasal düzenlemelerin hayata geçirilmesidir. AK Parti maalesef bu adımları atmakta oldukça gecikmiştir. Demokratik ve sivil bir anayasa geciktikçe benzer olayların yaşanması kaçınılmazdır. TSK içinde AK Parti’ye ve Gülen Grubu’na karşı ciddi biçimde muhalif odaklar varlığını sürdürmektedir.

Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ bu tür yapılanmaları, yani darbe sevdalısı tipleri barındırmayız dese de, TSK devlet içindeki rolü bu şekilde kaldığı sürece bu tür darbe sevdalılarının çıkması normaldir. TSK’nın elinde bulundurduğu güç halen olması gerektiği gibi değildir. TSK ülke gündemini ve siyasetin gündemini görev alanının dışında da takip etmekte ve yönlendirmeye çalışmaktadır.

Türkiye’nin demokratikleşme ihtiyacı bu vesileyle bir kez daha ortaya çıkmıştır. TSK’nın kendi görev alanına çekilmesi ve bünyesinde barındırdığı iddia edilen “darbesever” subayların tasfiye edilmesi süreci hızlandırılmalıdır. Başbuğ’un demokrasiye ve siyasi iradeye bağlılığı konusunda yaptığı açıklamalar, bu olaylardan da anlaşıldığı üzere yeterli olmamaktadır.

AK Parti ve Gülen Grubu da bu sürecin önünü açacak bir tavır sergilemelidir. Bu tür olayları fırsat bilerek TSK’yı yıpratmak yerine, demokratikleşmenin önündeki engelleri ortadan kaldırmak için çalışmak daha makul ve mantıklıdır. Bu konuda toplumsal konsensüs zaten oluşmuş durumdadır.

Gülen Grubu’nun AK Parti’yi TSK’ya karşı tahrik etmesi doğru bir yaklaşım olmaz. Demokratikleşme ve değişim süreci zaman alacak bir süreçtir. Bunun yolu da hak ve özgürlüklerin bizzat anayasal güvence altına alınması ve darbe girişiminde bulunanların askeri mahkemelerce değil sivil yargı mensuplarınca hesaba çekilmesidir.

AK Parti bu süreci iyi değerlendirmeli ve geciken demokratik anayasa için acil adımlar atmalıdır.

Yani bataklığı kurutmanın tam zamanıdır.



ali.ozturk@10yazar.com

Yorum Yaz   

YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (0)

Henüz Yorum Yapılmamış