Erol ERDOĞAN
İster yaz, ister kış; ister özel, ister devlet...

İster yaz, ister kış; ister özel, ister devlet...

 

Eğitimle ilgili son dönem yapılan bilimsel, entelektüel ve güncel tartışmaların çoğunluğunu, amaç, muhteva ve sonuçlarla ilgili hususlardan daha çok şekille ilgili konular oluşturmaktadır.

Modern zihin “içerik” dedikçe muhtevadan uzaklaşarak “kabuk” üzerinde yoğunlaşıyor. Hâlbuki eğitimin tüm tanımlarında “var olana göre olumlu farklılık oluşturabilme” temel bir amaç olarak yer alır. “Farklılık oluşturabilmek” ise muhtevayla doğrudan ilgilidir.

Değişik yüzlerce okul ve program türü oluşturulsa bile, muhteva doğru bir terkiple süreci de kapsayacak şekilde planlanmamışsa “farklılık” başarılamaz ve “pozitif değişim” sağlanamaz.

Son dönemin tanımlayıcı özelliği haline gelen bu yönelimin (amaçtan ve muhtevadan uzaklaşarak şekille ilgilenme) en büyük tahribatı “değerler” üzerinde olmuştur. Böylece, eğitimin temel pozitif sonuçlarından / faydalarından biri olması gereken değerleri koruma, yaygınlaştırma, yeniden üretme yerine değerlerin önemsizleştirilmesiyle karşı karşıya kalmış bulunuyoruz.

Bu yeni dönemde milletler kendi medeniyet unsurlarını ve yerel değerlerini evrenselleştiremedikleri gibi evrensel iyilikleri de yerelleştirememiştir. Bunun yerine eğitim, bireysel yeteneklerin geliştirilmesi niyetine hırs ve arzuların tanrılaşmasına aracılık etmeye başlamıştır. Bunu da popüler rüzgârların arkasına takılarak yaptığı için evrensel değerleri yerele taşıyormuş gibi davranmış, bu şekilde toplumda yoğun ilgi oluşturmuştur. Öyle ki, bu modaya ilgi göstermek çağdaşlığın yeni kriteri olmaya bile başlamıştır.

Durmadan kursiyer, üye, öğrenci kaydeden kurslara ve eğitim programlarına bir de bu gözle bakılınca durumun kolayca analiz edilebileceğini tahmin ediyorum. Bu süreçte Milli Eğitim müfredatı da aynı eğilimlerin etkisi altına girmiştir. Türü ve sayısı her eğitim döneminde arttırılan sınavlar da amaçtan ve muhtevadan uzaklaşarak şekille ilgilenme sürecini hızlandırmıştır. Anlattığımız durum bize özgü de değildir, tüm dünyayı kapsayıcı bir özelliğe sahiptir.

Eğitim; değerlerin koruması, yaygınlaştırılması ve yeniden üretilmesi noktasında zayıf kalmaya başlayınca, teknolojik gelişmeler ve benzeri tetikleyici faktörlerin de etkisiyle suç oranlarında ve türlerinde analizi zor gelişmeler ortaya çıkmıştır. Üstelik bu sürecin doğurduğu suçlu tipinde “suçtan utanmama ve gurur duyma” gibi geleneksel dönemlerde ender görülen yeni bir özellikle de karşılaşmaya başladık. Bu ise hata, yanlış, kötü, zararlı, suç, günah gibi negatif eylem ve durumları tanımlayan kavramların çerçevesinin fiilen yeniden çizilmeye başladığının habercisidir. Yani evrensel ve kadim değerler popülerleşen eğitimin tehdidi altına girmeye başlamıştır.  Hâlbuki bugün eğitimin ulaştığı teoriler, veriler ve sahip olduğu araçlar, geleneksel dönemlere nazaran, değerler merkezli bireysel ve toplumsal değişimi / farklılığı sağlayabilmek için çok daha kuvvetlidir.

Dolayısıyla eğitim içerikleri, programları, okul türleri ve yeni eğitim metotları üzerinde çalışan teorisyenler, eğitimciler, bürokratlar ve siyasiler, eğitimde şekille ilgili çabalarının yansıra ve hatta daha çok “iyi insan, iyi toplum, iyi şehir, iyi dünya” amacına yoğunlaşmaları gerekir.

Son yirmi yılda, okul ve eğitim türlerinin yaş, zaman, mekân, fonksiyon sabitleri üzerinden ne kadar da çok çeşitlendirildiğine şahit olduk. Gündüz ve gece eğitimi, uzaktan eğitim, mektupla eğitim, dijital eğitim, ikinci öğretim, açık öğretim, yaz okulu, yetişkin okulu, anne ve baba okulu, yetenek ve kişisel gelişim programları… Siz diğerlerini de bu listeye ekleyebilirsiniz. Daha çok kişinin eğitim imkânı bulabilmesi ve eğitimli insan sayısının arttırılması noktasında bu çeşitlenmenin işe yaradığını söyleyebiliriz.

Ancak, ister yaz okulu olsun, ister kış; ister özel okul olsun ister devlet, ister örgün eğitim isterse de web tabanlı eğitim olsun acilen “değerler” merkezli eğitim anlayışını tüm okul türlerinde ve eğitim programlarında gündeme almamız gerekiyor. Ancak bunun da bir şekil işi olarak kalmaması gerekir.

Ayıp bir iş yapınca utanan, başkasının malını çalmayan, insan öldürmeyen, doğaya zarar vermekten çekinen; yardımlaşmayı, dayanışmayı ve kimsesize el uzatmayı seven; israftan, iltimastan ve rüşvetten kaçan; olduğu gibi görünen, kibirlenmeyen, şeffaflığı şiar edinen; yalan konuşmayan, küfürden ve kötü sözden sakınan, gıybetten deliler gibi kaçınan yeni nesillere ihtiyacımız var. Şart olan insanı adam yapan eğitimdir.



erol.erdogan@10yazar.com

Yorum Yaz   

YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (0)

Henüz Yorum Yapılmamış

Ayın En Çok Okunanları