Bu mücadele sonunda oluşan yeni devlet Atatürk’ün kurduğu bir devlettir. Yönelimi söylediğim gibi milliyetçilik ve medeniyetçilik. Bu eksene oturan Kemalizm de devletin resmi ideolojisidir. Ancak devletin önünde iki temel sorun vardır. Birincisi medenileşmenin önünde engel olarak duran bazı gerici unsurlar, ikincisi ise medenileşmek için, zamanımızın olmayışı gerçeği. Yani biz medenileşmek zorundayız ve hiç zamanımız yok. Bu nedenle medenileşmek devlet eliyle ve otoriter bir şekilde yapılmak zorunda. Cumhuriyet ideolojisi olarak Kemalizmin dayanağı ve modernleşme yöntemi böylece özetlenebilir.
Bu nitelik Kemalizm’in İslamcılık dışındaki siyasal akımlarca kolay içselleştirilmesini mümkün kılmıştır. Neden?
Öncelikle Modernleşme Cumhuriyet dönemi siyasal akımlarının ortak amacıdır. (Hatta bazı İslamcı akımlar dahil) Kemalizm’in temel projesi ise Modernleşmedir. Bu açıdan Kemalizm milletin ve devletin varlık ve devamlılığının şartı olan modernleşmenin motoru olmuştur. Modernleşme her siyasal akımın temel hedefi olunca, mesele Kemalizm’in amaçlarının tartışılması ve benimsenip benimsenmemesi olmaktan çıkıyor sadece yöntemi tartışma konusu oluyor.
Sözgelimi Gelenekçi – Muhafazakârlar, özünde Kemalizm’le aynı yönelime sahiptirler. Ancak tartıştıkları temel konu modernleşmemizin tarzıdır. Ya da Türkiye’de solun çok önemli bir kısmının temel amacı kalkınmacılıktır. Bu anlamda Modernleşme hedefi; Kemalizm’in her siyasal akım için eklemlenebilir olmasını mümkün kılmıştır. Öte yandan Yeni Cumhuriyetin tercih ettiği devlet eliyle otoriter modernleşme biçimi ve bunun sonucu olarak ortaya çıkan siyasal atmosfer, muhalif siyasal hareketlerin kendini ifade alanı olarak meşruiyet arayışlarında Kemalizm’e müracaat etmelerine neden olmuştur. Devletin resmi ideolojisi olarak Kemalizm bir meşruiyet aracı olarak değerlendirilmiştir.
Bununla beraber Cumhuriyet, Kurtuluş Savaşı’nı kazanmış bir kadro tarafından kurulduğu için, Cumhuriyeti kuran kadrolarda, Cumhuriyet’in ideolojisi de bir Bağımsızlık ideolojisi olarak algılanmıştır. 20. yy. Milletler çağıdır. Güçlü ideolojiler, Emperyalist devletler yeni düzende yerlerini almıştır. Bu yenidünyada Bağımsız kalabilmek için Mustafa Kemal’in, bağımsızlık, millet iradesi, milli hâkimiyet, kalkınma, milli kimlik gibi vurguları bağımsızlıkçı tüm siyasal akımların esin kaynağı olmuştur. Yani bağımsızlıkçı hareketler Kemalizm’in ürettiği düşünsel imkânlardan yararlanmak suretiyle hem ideolojik güç hem de siyasal meşruiyet elde etmişlerdir.
Özetlemek gerekirse Kemalizm’in doktriner olmayan yapısı onun sağ, sol ve hatta İslamcı çeşitlerini mümkün kılan önemli bir imkândır. Ayrıca Kemalizm’in temel hedefleri olan Millileşmek ve Medenileşmek, yani modernleşme hedefi, Cumhuriyet dönemi siyasal akımlarının da temel hedefidir. Bir modernleşme projesi olarak Kemalizm aynı ortak amaca dönük siyasal akımlarca sadece yöntem açısından tenkit edilmiş, ancak yönelim itibariyle kabul görmüştür.
Yeni devletin resmi ideolojisi olması ve erken Cumhuriyet’in otoriter siyasal ortamı ise Kemalizm’i bir meşruiyet aracı olarak konumlandırmıştır. Ayrıca Kemalizm Bağımsızlıkçı ve Anti Emperyalist hareketler için de esin kaynağı olmuştur. Dolayısıyla Kemalizm yok Kemalizmler var denilebilir. Sol Kemalistler, Muhafazakâr Kemalistler, Milliyetçi Kemalistler hatta İslamcı Kemalistler vb.