Nazım MAVİŞ
Medyanın Siyaseti

Medyanın Siyaseti

Medyayı sermaye ve siyaset açısından önemli kılan etkenlerin başında medyanın kamuoyunun oluşumunda sahip olduğu etki gelmektedir. Kamuoyu kavramı gerek içeriği gerekse kamuoyunun oluşumu açısından tartışma konusu olmuş ve siyasetin temel meselelerinden birini teşkil etmekle kalmamış siyaset sosyolojisi ve medya teorileri açısından önem taşımıştır. Bu bağlamda, kamuoyunu oluşturan kişisel kanaatlerin biçimlenmesinde rol oynayan çeşitli sosyal ve psikolojik etkenlerin yanında, medyanın kamuoyunun oluşum süreçlerine etkisi medya – siyaset tartışmalarında baskın bir biçimde kendini göstermektedir.

Bu açıdan medya – sermaye – siyaset denkleminin temelinde kamuoyunun işlevi ve bu bağlamda kamuoyunun oluşum süreçleri açısından medyanın sahip olduğu imkanları görmek mümkündür.

Kamuoyunu önemli kılan unsur siyasal karar alma süreçlerini etkileyen faktör oluşunda, kendini gösterir. Başta demokratik toplumlar olmak üzere her toplumda iktidarı elinde bulunduranlar, uyguladıkları politikalar konusunda, yönettiklerinin kanaat ve düşüncelerini hem merak eder hem de etkilemeye çalışırlar. Bu açıdan kamuoyu, yönetenlerin yönlendirilmesi ve iktidarın karar alma süreçlerinin etkilenmesi açısından önemli bir role sahiptir.[1]

Kamuoyu kavramı sosyal bilimcilerin öteden beri tartıştığı kavramlardan biridir. Kamuoyu kavramı günlük kullanımda çok sayıda bireyin oluşturduğu toplulukların birleşik kanılarını açıklamak için kullanılan bir kavram olarak karşımıza çıkar.[2]

Kamuoyu olgusu 18. ve 19. Yüzyıl’dan itibaren belirginlik kazanmaya başlayan sanayileşme, şehirleşme, demokratikleşme, okur – yazarlık oranındaki artış ve kitle iletişim teknolojilerinde meydana gelen gelişmelerin beraberinde tartışılmaya başlamış ve asıl olarak 20. Yüzyılın başından bu yana da sosyal bilimcilerin temel konularından biri olmuştur.[3] Buradan hareketle kamuoyu olgusunun demokratik süreçlerin oluşumuna koşut bir seyir takip ettiğini söylemek mümkün.

Bir düşüncenin kamuoyu görüşü olarak ortaya çıkabilmesi için bulunması gereken bazı koşullar vardır.

1. Bir topluluğu ya da grubu ilgilendiren bir sorunun varlığı
2. Bu topluluk ya da gruptaki kişilerin iletişim içinde olmaları
3. Bireylerin değil grubun ortaklaşa sahip olduğu düşüncenin ifade edilmesi
4. Dile getirilen düşüncenin bir karar mekanizmasını, bir kuruluşu veya değişik toplumsal kesimleri bir amaç doğrultusunda harekete geçirme arzusu.[4]

Bu koşullar incelendiğinde kamuoyunu şu şekilde tarif etmek mümkündür. “Kamuoyu bir grup insanın ortaklaşa ilgisini çeken sorunlar hakkında, belirli karar mekanizmalarını veya çeşitli toplumsal kesimleri harekete geçirmek amacıyla ifade edilen görüşlerdir.”[5]

Bu tanımla birlikte en dikkate değer tanımlardan biri de Münci Kapani’ye aittir. “Kamuoyu, belli bir zamanda, belli bir tartışmalı sorun karşısında, bu sorunla ilgilenen kişiler grubuna veya gruplarına hakim olan kanaattir.”[6]

Tabi burada sorulması gereken temel soru şudur: Belirli bir sorunla karşılaşan birbirinden farklı bireyler bu belirli sorun karşısında ortak bir kanıyı nasıl üretirler? Teorik olarak her bir birey karşılaştığı sorunları tartarak, tartışarak bilinçli ve rasyonel bir sonuç üretir. Ancak bireylerin karar üretim süreçlerinin, bu kadar nesnel şartlarda oluştuğunu iddia etmek kolay değildir.

Kamuoyunu oluşturan kişisel kanaatlerin biçimlenmesinde çeşitli etkenler rol oynar. Bireyin kişilik yapısı, içinde bulunduğu sosyal çevre, ait olduğu, dini, etnik ya da kültürel ortam sahip olduğu ekonomik ya da sosyal statü ve arkadaşlarıyla ya da çeşitli sosyal gruplarla girdiği yüzyüze tartışmalar kişilerin kanaatlerini biçimlendiren etkenler arasında sayılabilir. Ancak kitle haberleşme tekniklerinde meydana gelen gelişmeler kamuoyunun oluşum süreçlerinde medyayı tüm bu etkenler içinde en önemli etken haline taşımıştır. Artık medya çağında yaşıyoruz demek abartılı olmasa  gerek. Hayatımızın tüm alanlarında medya etkinlikleri ile muhatabız. TV, radyo, internet, çeşitli reklam mecraları, gazeteler, cep telefonları, sinema ve daha birçok medya mecrası ile hayatımızın tüm alanları neredeyse doldurulmaktadır. Böyle olunca medyanın geniş bir belirleyicilik alanında bulunmanın doğal sonucu olarak medyadan aldığımız mesajlar kanaatlerimizin oluşumunda daha etkin bir rol oynamaktadır.[7]

Karar alıcılar etkinliklerini üretirken kamuoyunu önemserler. Özellikle demokratik toplumlarda, karar alıcıların kamuoyunun eğilimlerini hesaba katma zorunluluğu, ya da kamuoyunun oluşturduğu sosyal baskı sürecinin siyasal karar alma süreçlerini yönlendirmesi hesaba katılırsa, siyasal etki üretebilmek için kamuoyunun oluşum süreçlerini etkilemenin gereği ortaya çıkar.

Demokratik toplumlarda siyasal kararlar üzerinde etkin olmanın önemli bir yolu kamuoyunun oluşumunda etkin olmaktan, yani kamuoyunun oluşumuna etki eden unsurlara sahip olmaktan geçiyor denilebilir.

Medya bu açıdan bakıldığında iktidarları, siyasal tartışmaları, karar alma süreçlerini etkileme gücüne sahip oldukça önemli bir araçtır. Medyanın bu gücü beraberinde birçok tartışmayı da üretmiştir. Özgür tartışma ortamlarının temin edilebilmesi ve siyasal alanın manipülatif etkilerden, özgür düşünme ve tartışma alanının da siyasal etkilerden bağımsız kalabilmesi sağlıklı bir demokrasi açısından sürekli bir tartışma alanı olmuştur.

Burada dikkatlerimizi yöneltmemiz gereken temel husus, dünyada olup bitenleri medya aracılığı ile öğreniyor oluşumuzdur. Dolayısıyla ile kanaatlerimizin oluşması için ihtiyaç duyduğumuz bilgiler bizlere medya iletisi olarak ya da medya iletilerine maruz kalanlarla girdiğimiz ilişkiler sonucu gelmektedir. Yani bilgi ile dolaysız, aracısız ve nesnel bir ilişki kurma şansına sahip değiliz. Bu açıdan bireysel kanaatlerin oluşumunu bilgiyi iletenlerin nesnel/öznel oluşu çok açık olarak etkilemektedir. Bu etki hem siyasal aktörleri hem de kitleleri yönlendirme kapasitesine sahiptir. Elbetteki toplumda oluşmuş kanaatlerden medyanın etkilenmediğini ya da toplumun doğallığında oluşan gündeminin medyada belirleyici olmadığını söylemek sözkonusu olamaz. Ancak yapılan tüm bilimsel çalışmaların gösterdiği temel gerçeklik medyanın gündemi ile kamuoyu gündemi arasındaki paralelliğin kaynağında medyanın gündem belirleyici etkisinin olduğudur.[8]

Yapılan bir araştırmaya göre kitle iletişim araçlarının bir konuya verdikleri önem ile izleyenlerin aynı konuya verdikleri önem arasında bir paralellik olduğu ifade edilmektedir. Bu araştırmada, kitle iletişim araçlarının belirli bir konuya ayırdığı yer ya da zaman miktarının ölçülmesi ile elde edilen verilerin, kamuoyunun aynı konuya gösterdiği ilgi miktarına çok yakın olduğu belirtilmektedir. Yani bu çalışmaya göre medyada büyük yer tutan konular, kamuoyu gündeminde de önemli konulardır.[9]

Elbetteki medyanın kamuoyunun gündemini belirlemedeki gücü, siyasal gündemi belirleme gücüne ya da siyasal karar alıcıları etkileme gücüne uzanmaktadır. Medyanın kamuoyu gündemini belirlemedeki bu etkin rolünün yanında medyanın gündeminin oluşumunda da kamuoyunun ve siyasal aktörlerin rolünü göz ardı etmemek gerekir.

Burada sorulması gereken asıl soru bir konuyu medyanın gündemine yerleştiren unsurların neler olduğudur. Bu soruya hakim olan medya sistemleri açısından reel cevaplar üretebiliriz. Ancak üreteceğimiz cevaplar çeşitli olacaktır. Medyadaki sermaye yoğunluğu açısından baktığımızda medya patronlarının çıkarlarıdır denilebilir. Başka bir açıdan güçlü sermaye sahipleri reklam güçlerini kullanarak medya üzerinde gündem dayatma gücüne sahip denilebilir. Siyasal iktidarlar ellerinde bulunan ekonomik ve siyasal araçlarla medya üzerinde gündem dayatma gücünü kullanılabilir. Ya da editörler, yöneticiler, medya yöneticileri medyanın gündemini belirleyebilir.
Tabi medyanın gündemini oluşturan unsurlar bunlardan ibaret ya da bunlarla sınırlı değildir. Medya çalışanları, medyanın çalışma düzeni, kurumsal amaçlar, baskı grupları, sivil toplum kuruluşları, lobiler vb. oluşumların ürettiği kurumdışı etkiler, medya sahipleri ya da yöneticilerinin bir ideolojiye yakınlığı da medya gündemini belirleyen unsurlar arasında sayılabilir.[10]

Tüm bunlara rağmen son zamanlarda medyanın mülkiyet yapısında meydana gelen gelişmeler gerek kişisel sermayenin ulusal sınırları aşan medya sahipliği gerekse ülkelerin kendi sermaye gruplarının medyaya yönelmesi medyanın gündeminin oluşumunda medya sahiplerinin çıkarlarının belirleyiciliği konusunu gündeme taşımıştır. Başka ticari sektörlere oranla yer yer karlılık oranı tartışılan medya sektörünü sermaye sahipleri için cazip kılan temel unsur nedir? Başından beri medyanın kamuoyunun oluşum süreçlerine dönük belirleyiciliğini ortaya koymaya çalıştık. Bugün medyada oluşan bu sermaye yoğunlaşması ile medyanın adeta “kamuoyu imal etme” gücü arasında bağlantı kurmamızı mümkün kılacak sayısız örnek olay bulmak mümkündür.
Medyanın mülkiyet yapısında meydana gelen bu değişme beraberinde medya – siyaset ilişkileri ve medyanın demokratik işlevleri konusunda karşımıza bir dizi yeni sorun ve kaygı verici gelişmeler çıkarmıştır. Bu sorunların ve kaygıların kaynağında medyanın kamuoyunun oluşumundaki etki gücü gelmektedir.

Siyasetin kamuoyu desteğine olan ihtiyacı, medyanın ise sahip olduğu toplumu etkileme gücü, yönetenler ve sermaye sahipleri için medyayı önemli ve vazgeçilmez bir güç haline getirmiştir. Bu yeni durum medya – siyaset ilişkilerini anlamaya dönük yeni kavramlaştırmalara yol açmıştır. Medya demokrasisi, medya toplumu, medyakrasi kavramları medya – siyaset ilişkilerinin bu yeni görünümüne ışık tutmak için üretilmiş kavramlaştırmalardır.

Thomas Meyer’e göre medya demokrasisi kavramı, medyanın siyasal süreçte hem kamuoyunu şekillendirme gücüne hem de siyasal karar süreçlerini belirleyici rolüne işaret etmektedir. Bu nedenle Meyer medyanın siyaseti sömürgeleştirdiğinden sözeder. Bireyi, özgür ve özerk bir şekilde karar verebilen bir konuma taşıyacak bir siyasal ortam olmadan demokrasinin varolması mümkün değildir.[11]

.......................................................................................................................................
[1] Münci Kapanii, Politika Bilimine Giriş,Bilgi Yayınları,2005 Ankara, Sh: 14
[2] Oya Tokgöz, Siyasal İletişimi Anlamak,İmge Kitabevi,1.Baskı,Ankara 2008, Sh: 181
[3] Necdet Atabek, Kamuoyu, Basında Kamuoyu Araştırmaları, Yeni Türkiye Dergisi 6/11
[4] Necdet Atabek, a.g.m.
[5] Necdet Atabek, a.g.m.
[6] Münci Kapani, a.g.e., Sh: 147
[7] Münci Kapani,a.g.e., Sh: 149
[8] Abdullah Özkan, Siyasal İletişim,Nesil Yayınları,1.Baskı,Mart 2004,İstanbul, Sh: 63
[9] Abdullah Özkan, a.g.e., Sh: 65
[10] Abdullah Özkan, a.g.e., Sh: 69
[11] Oya Tokgöz, a.g.e., Sh: 298

nazim.mavis@10yazar.com

Yorum Yaz   

YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (0)

Henüz Yorum Yapılmamış

Ayın En Çok Okunanları