Medeniyet inkırazının zirve (dip mi desek?) yaptığı günümüz dünyasında, insanlık daha nasıl şok edici sadmeler beklemekte? Bunu anlamakta güçlük çekiyoruz.
Son Peygamberin (a.s.) gelişi öncesindeki zulmeti, haçlı kudurganlıklarını, ortaçağ karanlıklarını, cihan devletinin çöküşünü, iki cihan savaşını hatırlamakta müşkülatımız var diyelim. Peki ya 20. asrın son çeyreğinde yaşananları, 21. asrın ilk 10 yılına damgasını vuran olayları nasıl görmüyoruz, sebeplerini kavramıyoruz, çıkış yolu aramıyoruz. Ortalama bir insan ömrüne sığan bu kadar kan, gözyaşı, bu kadar sömürü bize bir mana ifade etmiyor mu?
Zalim yöneticiler ve işbirlikçileri bütün bunları batı, doğu, kuzey, güney demeden pervasızca yaparken, salt insanlık vicdanı sızlamıyorsa Müslüman vicdanına ne oldu? Hem de zulümler Irak’tan, Filistin’e, Bosna’dan, Afganistan’a, Keşmir’den Eritre’ye, Mağripten taa Doğu Türkistan’a, Uygur’a, tüm İslam coğrafyasında yaşanırken, akan kan Müslüman kanı iken, çiğnenen vatan Müslüman yurdu iken, kirletilmeye çalışılan iffet bizim iken!
Hafızlar bu kadar nisyan içinde, akıllar bu kadar tutulma içinde, hamiyet bu kadar geride nasıl olur? Nasıl her şey para ile, ticaret ile, iktidar(?!) koltuğu ile, ikbal ile, konfor ile ölçülür oldu?
İnsanlık nerede? Müslümanlık nerede? Adalet nerede? Alperenlik nerede? Mertlik-yiğitlik nerede? İzzet nerede? Şeref nerede? Nerede benim zalime haddini bildirmeye ahdetmiş kardeşlerim?
Nerede Ömer’in torunları? Nerede Selahaddin’in, Alparslan’ın Kara Osman’ın, Fatih’in, Kanuni’nin, Yıldırım’ın, Yavuz’un, Abdülhamid Han’ın torunları? Nerede Çanakkale’nin, İstiklal’in yokluk içinde zulme direnen şehit ve gazilerinin mirasçıları. Ve nerede “yeryüzünün varisleri salih kullar”? Nerede “din yalnız Allah’ın oluncaya ve fitneden eser kalmayıncaya kadar” cehdedecek asil ruhlu kahramanlar?
Çöken batı medeniyetine alternatif ne Çin’de ne de Hind’de. Hangi medeniyet “Allah’ın yeryüzündeki halifesi” olan insanın hayatına kasdeder, emeğini sömürür, değerlerini yok eder, aklını zincire vurur, duygularını süflileştirir, hürriyetini elinden alır ve “el oğullarını köle, el kızlarını cariye” yapmaya, “başkaldıranların kanlarını oluk oluk akıtmaya” ahdeder ise, elbette büyük bir çöküşle yok olmaya mahkumdur.
Yegane barış, esenlik, ümran ve adalet yolunun, imar ve ihya yolunun, İslam medeniyetinin müntesipleri, Uyanın! Adalet ülküsü, meşru kazanç ve adil paylaşım ideali, yeryüzünün barış ve esenlik yurdu olması hedefi, yüksek ahlak ve erdem toplumu mefkuresi hem senin coğrafyanda hem de bütün dünyada seni bekliyor. Bilmelisin ki bu yüksek insanlık vazifesi, tam bir iman, derin bir irfan, geniş bir ilim, ihatalı bir tefekkür, kamil bir ahlak, salih amel, ivazsız bir çaba, elverişli ve yeterli siyasal organizasyon gerektirir. Unutmamalısın ki “insanoğlu için çalıştığından/sayinden başkası yoktur.” Yine aklından çıkarma ki “Allah, (c.c.) vekilindir” ancak “vekilharcın değildir.”
Çin zulmü, Amerikan/Avrupa zulmü, İsrail zulmü, Rus zulmü altında şahadet mertebesine ulaşan kardeşlerimizin dereceleri yüksek olsun, mazlum ve mustazaf kardeşlerimizin hürriyet ve istiklalleri en yakın zamanda tahakkuk etsin. İçimizdeki beyinsizler yüzünden bizi helak etme Allah’ım.