Emine UÇAK ERDOĞAN
Dikensiz Gül Bahçesi

Dikensiz Gül Bahçesi

Onlara Kahramanmaraş’ın Andırın ilçesi Akifiye köyü yaylasındaki ormanda kozalak toplarken rastladık. İlk başta dikkatimi çeken kozalak toplarkenki çocuksu sevinçleri oldu. Sanki kozalak değil de bir gül bahçesinde, gül deriyorlardı. Halleri bana biraz Heidi ile Peter’i, çokça da Selvi Boylum Al Yazmalım’ın sevgi dolu sahnelerini hatırlattı. O unutulmaz film 80 kilometre ötedeki Osmaniye Karatepe’de çekilmiş zaten.

Ali elimizdeki fotoğraf makinesiyle ilgileniyor. Sevdiği Yeşilçam filmlerini anlatıyor. Anlaşılan o sahnelerdeki gibi bir fotoğrafları olsun istiyorlar… Fotoğraf deyip geçmeyin; o akşam evlerinde kalınca anlıyoruz ki; bir aylık yayla tatili için misafir geldikleri eve; fotoğraf albümleriyle birlikte gelmişler. Giderek dijitalleşen dünyamızda; bayram tebrik kartları gibi nostaljik geliyor bu fotoğraf albümü. Albümde İstanbul’da çektirdikleri fotoğraflar var. Çocuksu dünyalarının ipuçları da bu fotoğrafta. Eyüp Sultan’da çekilmiş fotoğrafların yanında bol bol çocuk parklarında, kaydırakta, tahterevallide çekilmiş fotoğrafları var. Hepsinde bayramlık çocuklar gibi şenler…


Ali’yi kırmıyoruz. Ve Akifiye’nin ıssız çam ormanları platoya dönüyor. Başrolde Ali ve Ayşegül. Belli ki çokça seyrettikleri ve sevdikleri Türk filmlerinin unutulmaz sahnesini canlandırıyorlar. Başta biraz çekingenlik var ama sonra rahatlıyorlar. Ortaya sevgilerinin ve çocuksuluklarının en güzel kareleri çıkıyor. Dijital dünyanın marifetleri; gözlerinde kocaman gülümsemelerle fotoğraflarını, görüntülerini izliyorlar.


Teşekkür babında semaverde demlenen nefis çay ikramından sonra; geceyi geçirmek üzere onların da misafir olduğu yayla evine gidiyoruz. Yayla evi de tam yayla evi. Sırtını devasa bir dağ/kayalığına dayamış ahşap bir ev. Bahçesinde kuzine soba kurulmuş, çilekler ikinci kez meyveye durmuş. İlk salatalıklar olgunlaşmaya başlamış. 


Hava kararınca ortalık iyice soğumaya başlıyor. Temmuzun o yakıcı günlerinde olduğumuzu unutuyoruz bir an. Ali ve Ayşegül diz dize oturuyorlar televizyonun karşısında. Hep birlikte Kemal Sunal’ın eskimez filmlerinden birini izliyoruz. Daha doğrusu onlar izliyor. Biz onların çocuksu hallerini, sevinç içindeki ışıklı yüzlerini izliyoruz.


Ali 55 Ayşegül 36 yaşında. 2 yıllık evliler. Görünüşleri yetişkin ama ikisinin de içinde aslında bir çocuk var. Birbirinin gözlerine bakamadan duramıyorlar. Öğreniyoruz ki; 2 yıldır neredeyse sürekli yan yana yaşıyorlar. Birinin dişi ağrısa diğeri yorgan döşek oluyor. Onları bu kadar yakınlaştıran, sanırım dünyayı aynı şekilde algılıyor olmaları… Onların dünyalarında bizimki gibi kavgalar, ego çatışmaları, kıskançlıklar, hesaplar, kitaplar, kafada dolaşan tilkiler yok… Olabildiğince yalın olabildiğince sade yaşıyorlar. Birbirlerinden ve sevgilerinden başka bir şeye ihtiyaçları yok. Öyle olunca dünyaları tam bir gül bahçesi oluyor… Hem de dikensiz bir gül bahçesi…



emine.ucak@10yazar.com

Yorum Yaz   

YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (0)

Henüz Yorum Yapılmamış

Ayın En Çok Okunanları