Erol ERDOĞAN
Kürtlere açılım ve kapanım

Kürtlere açılım ve kapanım

 

Kürt sorunu var mıdır? Ortada bir sorun olduğu kesin ve bu sorunun bölgedeki Kürt nüfusu doğrudan ilgilendirdiğini de biliyoruz. Sorunu farklı şekillerde tanımlamak mümkün olsa da, tanımın içeriğinde yer alacak hususlar hemen hemen aynıdır. Dolayısıyla bu soruna biz “devlet sorunu” da diyebiliriz, “terör sorunu” veya “doğu sorunu” da demek mümkün. Hatta konuyu daha geniş bir açıdan ele alarak, “Kürt sorunu” nu, dünyanın son yüzyıldaki ideolojik yönelimleriyle de ilişkilendirebiliriz. Sorunu tanımlamayla ilgili kavramsal tartışmalar, meselenin konuşulmasını engelleyici özellikte olduğu için, elini taşın altına koymak niyetinde olanların bu engele takılmamasında fayda var.

Peki, “Kürt sorunu” kimindir? Sorun öncelikle devletin ve oligarşik bürokrasinin sonra da emperyallerindir. Çünkü bu sorun; sözgelimi, töre cinayeti veya kan davası gibi toplum yapısının doğurduğu sosyolojik veya kültürel bir sapma değildir. Son ikiyüzyıldır dünyayı yönetmekte olanların ortaya koyduğu küresel değerlerin, kriterlerin ve ilkelerin bizi getirdiği nokta sorunların da başlangıcıdır. Bu başlangıçta, onlarca sorunla tanıştık: Kürt sorunu, Terör sorunu, Güvenlik sorunu, Kardeşlik sorunu, Ötekileştirme sorunu…

Millet sorunun neresindedir? Toplumsal davranış kalıbı haline gelmemiş kimi yanlış davranışları saymazsak, Türküyle, Kürdiyle, Zazasıyla, Arabıyla milletimizin hepsi “Kürt sorunu”nun dışındadır, sorunun doğrudan aktörü değildir. Bu coğrafyada halkların birbirini ötekileştirme alışkanlığı yoktur; tersine yanıbaşındakini komşu, dost, hemşeri bilme kültürü vardır. Onun için de bu coğrafyada kapalı etnik yapı kalmamış, herkes birbiriyle akraba, hısım olmuştur.

Açılım ve kapanım meselesi. Dolayısıyla yıllardır milletine güvenmekte zorlanan zihniyetin şimdi zorunlu görevi “açılım”  ve “değişim”dir.  “Açılım” milletin değil yönetimin eksiğidir; tamamlaması gerekir. İyi niyetli girişimleri desteklemek, işte bunun için gereklidir ve siyaseten de doğrudur. Ancak, imaja dönük medya çalışmalarıyla sorun çözülmez, somut adımlar şarttır.

Sorunun çözümü kendimizde ve değerlerimizdedir. Bölgedeki soruna dair hükümet tarafından açılım adıyla ortaya konulanlar, bundan 20–25 sene öncesinde, aydınlarımızın ve siyasetçilerimizin dile getirdiklerinden daha geridedir. Bunu anlamak için gazete arşivlerine ve TBMM tutanaklarına bakmak yeterlidir. Henüz ne DTP, ne AK Parti mesela Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın sorunun tespiti ve çözümü noktasında söylediklerini söyleyebilme noktasından çok uzaklar. Üstelik Erbakan Hocamızın o gün söyledikleriyle bugün hükümetin söylemek istedikleri arasında da ciddi bir referans farkı bulunmaktadır. Erbakan, kendi medeniyet, inanç ve kültürümüzden yola çıkarak çözümler sunarken bugün hem DTP hem de AK Parti, sorunu tanımlarken ve çözüm önerirken maalesef dış yönlendirmeli paketlerle karşımıza çıkmaktadır. Çözüm bölgenin kendisindedir, kendimizdedir, kendi değerlerimizdedir.

Ceberutluk yerine merhamet devleti. Saadet Lideri Prof. Kurtulmuş’un da geçtiğimiz hafta, basına yansıyan açıklamaları hükümetin açılımına göre daha yerli, reel ve sonuç alınabilecek özelliktedir.  Kurtulmuş açıklamasında, Türkiye’nin, faili meçhullerle, din ve vicdan hürriyetini ortadan kaldıran yanlış uygulamalarla, ceberut devlet anlayışının diğer alanlardaki yansımalarıyla mutlaka yüzleşmesi ve kirli eylemlerin faillerinin mutlaka en ağır şekilde cezalandırılması gerektiğini söylüyor. Meselenin “tamamen ekonomiyle alâkalı olduğuna, Kürtlere iş ve para verildiği takdirde bütün sıkıntıların ortadan kalkacağına ilişkin iddialara da karşı, meselenin, “ceberut devlet” boyutuna özellikle dikkat çekiyor ve “bölgede yaşanılan insan hakları ihlallerinin hesabı sorulmadıkça, yürekler rahat etmez” diyor ve “Dağdan inenlere para yardımında bulunmak gibi uygulamaların faydası olmaz; iş vereceksin. Bunun için de, neoliberal politikaları terk edip, bölgeye kamu yatırımları götüreceksin” diye ekliyor. Ona göre çözümün özeti: “ceberut” (ya da zorba) devlet anlayışından vazgeçip, “Şefkat Devleti” anlayışına yönelmektir.

Bölgeyi sadece hükümetin imaja dönük açılım politikalarıyla bir süre daha avutmak çözüm olmadığı gibi hiçbir şey olmamış gibi “sorun morun yok” söylemi de maalesef çözüm değildir. Çözümü geciktirmek bazılarının işine gelebilir ama bizim işimize gelmez. Dolayısıyla sesimizi daha yüksek çıkarmak, ne dediğimizi daha anlaşılır şekilde söylemek ve çizgimizi belirginleştirmek zorundayız. Bu bizim işimiz, vekalet veremeyiz.



erol.erdogan@10yazar.com

Yorum Yaz   

YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (5)
Ayhan Aydin tarafından 2009-10-02 10:52:54 tarihinde yazılmış
Sorun Insan Haklari Sorunudur
Sayin Erdogan konulari basliklar cercevesinde aktirmis. Kanimca esas sorun Türk insani ister Türk, ister Kürt olsun, insan haklari noktasinda eksik bilgiye sahiptir. Aman kutsaydigimiz devleti sikintiya sokmayalim diye, hem kendi haklarimizdan vazgeciyoruz, hemde baskilarinin haklarini vermiyoruz. Insani esas almayan hangi güc olursa olsun kesinlikle kutsal degildir.
Osman Civelek tarafından 2009-08-31 16:01:52 tarihinde yazılmış
peki
Dediğin gibi ayrım yapılmadan her kademeye gelinebilirken illa tv mansetlerinde bir kürt başbakan oldu diye manşet mi atılsın. Bu sefer ben sorayım böyle söylenirse asıl ayrımcılık ırkcılık iyice kızışıp bölünmeye doğru gitmeyecekmi. Tümüyle kardeş insanlarımız siyonizmin kışkırtması ile bölünse çokmu iyi. ırkçılık yüzünden Tüm Müslüman alemi zaten çöküntü içinde. Saygılar...
A.Güneş tarafından 2009-08-27 12:24:03 tarihinde yazılmış
Böyle Düşünmeye devam edin sayın osman civelek!!!
osman civelek beye sormak istiyorum:Siz hangi ülkede yaşıyorsunuz acaba?ya siz türkiyede yaşamıyorsunuz ya da bizler..Senin çizdiğin tablo hepimizin özlediği,istediği tablo..Sizle başkanınız Numan böyle düşündüğünüz müddetçe bu ülke bir adım ilerlemez.Doğrudur bu ülkede bir kürt,türk kabul edilerek bakan da olabiliyor,memur da asker de polis de ama BİR TEK KÜRT OLAMIYOR...Sorunları doğru adlandırıp doğru çözümleri bulmak lazım..Türkiye bu soruna gebedir;eninde sonunda bu sorunu çözmek zorundadır...
Osman Civelek tarafından 2009-08-26 12:48:04 tarihinde yazılmış
Sorun Nerede
Adını kürt sorunu koymuşuz tartısıp duruyoruz. Halk olarak kürt sorunu diye bir sorunumuz yok aslında komserimiz kürt bakkalımız kürt ev sahibimiz kürt meclis baskanımız askerimiz bile kürt olabilirken sorun bunun neresinde... aslında bir sorun var o sorunun tek careside Toprak reformu oralardaki toprak ağalığının kaldırılması oranın tum sorununu giderecektir. Değerli baskanım numan bey in dediği faili meçhul cinayetler tabiki aydınlatılsın fakat bunun adı Kürt sorunu diye adlandırılmasın. T.ederim
Ayhan Bilal Sönmez tarafından 2009-08-13 15:25:40 tarihinde yazılmış
çözümsüz problem
evet söylemek istediğiniz ve anlatmak gereği duyduğunuz bu tür ve çözüleemeyen ve hatta çözülmek istenilmeyen çözülesi konular her daim bir millet olarak yaşadık ve yaşadıköa yaşanılası bir Türkiye olmaktan o kadar ve o kadar uzağız k isöylenecek sözler değil adımlar bizi ışığa çıkaracaktır. saygılarımla
Ayın En Çok Okunanları