Osman MESTAN
Sükut

Sükut

- Meclis-i Hâmuşân müntesiplerine arz-ı hürmet ve ahz-ı himmet beyanıdır -

 

 

Sükût en güzel nutuktur bazen. Adem neslinin en masum bakiresi Meryem, kendisine o meş’um iftira atıldığında sükût orucu tutmuştu. Sükût öyle güçlü bir sufledir ki, beşikteki çocuğu dahi konuşturur. Öyle de oldu; Meryem eliyle işaret etti ve çocuk konuştu: “Muhakkak ki, ben Allah’ın kuluyum. Allah bana kitap verdi ve beni nebi kıldı.”(1) Bu olaya şahit olan insanlar, ilahi prizmadan şavkıyan mucize parıltıya hayretle bakakaldı. Ancak ilahi nağmelere sağır, ilahi parıltıya kör gözler sükût ve itaat etmek yerine inat ettiler. Hâlbuki İlahi nağmeye muhatap olunduğunda yapılması gerek tek şey; susup dinlemektir. Merhamet olunanlar safında yer almak için böyle yapmak gerekir.(2)    

 

Sükût en etkili silahtır bazen. Susulunca gözler namludur artık, bakışlar kurşun. Yoksa bir bakışla kalbin titremesi neyle izah edilebilir. Sükût öyle zehirli bir oktur ki, kalbe isabet ederse şifası yoktur. Tecrübe ile sabittir ki, sükût silahına maruz kalan barut fıçısına yahut zaman ayarlı bombaya dönüşür. İnfilak için bir kıvılcım yahut vakt-i merhununu bekler.

 

Sükût en güvenli limandır bazen. Fitne okyanusunda buzdağları arasında çaresiz kalmış şaşkın bir gemi kaptanı isen, sılan sükût limanıdır. Sakın umutsuzluğa düşme ve uzaklarda arama, içindedir, içinin içindedir.

 

Sükût en şiddetli çığlıktır bazen. Mazlumun âhı ile kahhar olan Allah arasında bir perde yoktur. Mazlum bir yetim sükût edip boynunu büktüğünde, çaresiz kalan kendisine sığındığında; ona isticap etmeyi kendine vacip kılan Vacibul Vücûd Hazretleri icabına bakar.(3) İmhal eder ama asla ihmal etmez. Görmesi gerekenler görülmesi gerekeni mutlaka görürler.

 

Sükût maraz-ı aşka şifadır bazen. Hem zehir hem panzehir içeren bir iksirdir ki, âşıklar onda hem dert hem derman bulmuşlardır. Akşam Şairi Piyâle’sinde ne güzel söylemiş: "İçmişti Fuzulî bu alevden/ Düşmüştü bu iksir ile mecnun/ Şi’rin sana anlattığı hâle/ Yanmakta bu sâgardan içenler/ Doldurmuş onunçün şeb-i aşkı/ Baştanbaşa efgân ile nâle" 

 

Sükût en muhteşem trajedidir bazen.  Hallac, bütün ruhunu ve vücudunu saran hakikati söylemese yaşayacaktı; (ölecekti mi demeliydim? Âşıkların gayrısındaki bütün faniler gibi ölüp gidecek ve bu gün belki adını bile bilmeyecektik) söyledi öldürdüler; (öldüremediler mi demeliydim?Ölmeden önce ölmenin sırrına erip ebedi hayata garkoldu.) 

 

"Ya ben öleyim mi söylemeyince" diyen Bizim Yunus sussa ölecekti. Söyledi eceli gelince zahiren öldü; ama o da ölmeden önce ölmenin sırrına erdi. Ve yine söyledi : "Ölen hayvan imiş, âşıklar ölmez" Halen söylüyor: “Her dem yeniden diriliriz / Bizden kim usanası”

 

Sükût; ehl-i dil tarafından dilden dile dillendirilen dil dilidir. Bilenlere selam olsun.

 

(1)   Meryem 30

(2)   A’raf     204

(3)   Mü’min  60      



osman.mestan@10yazar.com

Yorum Yaz   

YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (1)
Erdal ÖNER (ADG ÜNİ) tarafından 2009-12-11 10:24:04 tarihinde yazılmış
Selamlar..
Çok güzel bir değinim olmuş Osman Abi.Yüreğinize sağlık.Allah razı olsun.
Ayın En Çok Okunanları