Emine UÇAK ERDOĞAN
İstanbul Büyüsü Kabusa Dönüşünce

İstanbul Büyüsü Kabusa Dönüşünce

Ne getirip ne götüreceğini sonradan göreceğiz. Ama  İstanbul büyüsü ile başlayan ama büyük bir ayıpla; kabusa dönen resmi açılıştan sonra İstanbul artık bir yıllığına Avrupa’nın kültür başkenti… Tabi Almanya’nın Essen, Macaristan’ın Peç kentiyle ortak olarak.

Kültür başkentliğinin resmi açılışı için, eski Sütlüce mezbahasından görkemli bir konser salonuna dönüştürülen Haliç Kongre Merkezi’nde bir tören düzenlendi. Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın katılımı sebebiyle yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleştirilen gecede; İstanbul’a yakışan bir gösteri yapıldı. İstanbul Büyüsü isimli ve Yekta Kara’nın imzasını taşıyan bu gösteride, İstanbul’un tüm renklerini, seslerini, sözlerini, görmek mümkündü. Yekta Kara açılıştan önce katıldığı toplantılarda; gösteriyi hazırlarken “İstanbul’u nasıl anlatabilirim” düşüncesiyle yola çıktığını ve sadece müzikle değil sesler, görüntüler ve renklerle de İstanbul büyüsünü izleyiciye ulaştırmayı hedeflediğini söylemişti. Yaklaşık iki saat süren gösteri tam da bu amacına ulaşmıştı doğrusu.

Davetlilerin bir türlü salona girmeyişi ve protokolün beklenmesi sebebiyle gösteri yaklaşık bir saat geç başladı. Ardından resmi konuşmalar yapıldı. Bu tip açılış konuşmaları genelde sıkıcı geçer. Ama Başbakan Recep Tayyip Erdoğan sıkı bir hatip ve İstanbul aşığı olduğunu akşamki konuşmasıyla bir daha vurguladı. Önündeki metne rağmen sanki doğaçlama konuşuyor izlenimini uyandıran Başbakan, kah şiirlerle, kah esprilerle salondakileri ve ekran başındakileri sıkmadan yaklaşık 20 dakika süren bir konuşma yaptı. Diğer konuşmacıların aksine, ekran başındakileri ve İstanbul’un yedi meydanında toplanan vatandaşları selamlamayı da unutmadı.

Konuşmaların ardından nihayet ana ekseni Devlet Senfoni Orkestrası’ndan oluşan İstanbul’un Büyüsü, Orhan Veli’nın unutulmaz şiiri İstanbul’u Dinliyorum Gözlerim Kapalı’yla başladı. Cüneyt Türel’in dokunaklı bir şekilde seslendirdiği şiiri, arka fondaki sanki gerçekmiş gibi duran İstanbul görüntüleri eşliğinde izlemek büyük bir keyifti doğrusu. Şiirin ardından operadan, halk oyunlarına, sema gösterilerinden modern dansçılara tam bir görsel şölen başladı. Kah Sertap Erener’in eşliğinde Beyoğlu’nda Gezersin’le tempo tutuldu, kah Fatih Erkoç’la birlikte Yarim İstanbul dillendirildi. Mazhar Fuat Özkan’ın hepimizin hayatında hüzünlü bir yeri olan Bu Sabah Yağmur Var İstanbul’dası, Zuhal Olcay’ın Oynak Yarim’i, Bekir Ünlüater’in sesinden Kalamış. Kısacası İstanbul güzellemeleri... Sinagog ilahileri, cami ilahilerine karıştı, her biri hoş bir seda bırakarak.

Gösterinin diğer bir sürprizi ise; Ahmedo ağıtıyla Aynur idi. Belkide ilk kez bu kadar yüksek bir protokolde Kürtçe bir şarkı söylenmiş oldu. Yekta Kara’nın Ahmedo’yu gösteriye hem İstanbul’un hem de Anadolu’nun çok sesliliğini, farklı kültürlerini göstermek için kattığını düşünüyorum. Yine aynı duyguyla Kubat, senfoni orkestrası eşliğinde Sarı Gelin’i söyledi. İstanbul’un konuşulduğu bir gecede Erzurum türküsü biraz uygun düşmemiş gibiydi. Sarı Gelin’in Ermenice seslendirilmesi belki gece için daha anlamlı olabilirdi ya da yine köken olarak Ermeni müziğine dayanan Yarim İstanbul’u Mesken mi Tuttun? türküsü daha isabetli bir seçim olabilirdi. Ama kadı kızı hesabı çok da önemli değil di bu ayrıntı.

330 kişinin iki saat boyunca ne müzikal ne de görsel olarak bir aksaklık olmadan bir sahneyi paylaşıyor olması zaten gösterinin muhteşemliğini anlatmaya yeter de artar bile. Ki bazıları yukarıda saydığım Türkiye’nin sanat alanındaki dehalarının gerek şiirlerle gerek müziklerle yaptıkları katkılar da cabası.

Yekta Kara, sanatçıları, dansçıları, senfoni korosu ve diğer korolarla İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin kültür mozaiğinin güzel bir özetini sundu yabancı konuklara.

Evet kültürümüz zengin, sanatçılarımız zengin ama sanata ve sanatçıya saygımız var mı o tartışılır. Tam da ismine uygun bir şekilde yapılan İstanbul Büyüsü’nün ardından, İstanbul ve de Türkiye kabusu diyebileceğimiz bir olayla nihayetlendi gece. Gecenin sonunda Yekta Kara sahneye davet edildi. Sanatçıların davetlileri selamlamasıyla gecenin bitmesi gerekiyordu. Ancak Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın havai fişek gösterilerini başlatacağı anons edildi ve protokolle birlikte salon bir anda boşaldı.

Sanatçılar boş salonu selamlamak zorunda kaldı. Kültür Bakanı Ertuğrul Günay yapılan ayıbı çabuk farkedip tekrar salona dönüp, sanatçıları sahnede kutladı. Ama asıl tepkiyi ise MFÖ’nün Mazhar’ı yaptı. Sertap Erener’le birlikte en son salonu selamlamak için kulisten çıkan Mazhar, boş salonu görünce U dönüşü yaparak salonun öbür tarafından çıktı gitti.

Birkaç havai fişek, protokol içinde yer alınacak bir kaç fotoğraf için Türkiye’nin değerlerine yüz çeviren davetliler, kültür için sadece mekanın değil insanların da inşası gerektiğini ve bunun için daha birçok fırın ekmek gerektiğini güzel bir şekilde özetlediler... Anlayacağınız gökten 3 elma yerine havai fişekler düştü gecenin sonunda. Bize ise, yaklaşık 3 bin kişinin yaptığı ayıbın utancı...



emine.ucak@10yazar.com

Yorum Yaz   

YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (0)

Henüz Yorum Yapılmamış

Ayın En Çok Okunanları