Emine UÇAK ERDOĞAN
28 Şubat, başörtü yasağı ve safımız

28 Şubat, başörtü yasağı ve safımız

www.derindusunce.org adresinde Genç Dergisi’nden alıntılanan müthiş bir illüstrasyonda darbe sanatı tarihimizde, postmodern dönem olarak yer alıyor 28 Şubat… Basının desteğiyle oluşturulan ‘irtica geliyor’ paranoyasıyla tam bir tasfiye hareketi yapılmıştı o süreçte… Öyle bir süreç ki, tasfiye edilmesi düşünülenlerin büyük çoğunluğu kendi kendini tasfiye etmişti. Kimi başörtülü elemanlarını işten atarak, kimi kapısına kilit vurarak, kimi de ağzıyla kuş tutarak bu süreçle başa çıkmaya çalışmıştı. Benim 28 Şubat ile ilgili ilk büyük yaram budur.
 
Bununla ilgili trajikomik de bir anım var. O sıralarda çalıştığım kurum, 28 Şubat’ın etkilerini Çevik Bir’i yönetici atayarak çözmeye çalışmıştı, hangi akla hizmetse… Ve bir gün haber müdürümüz Çevik Bir’in haber merkezini ziyaret edeceğini, topu topu 3 kişi olan başörtülü çalışanların kantine inmesini istemişti. Paşa’nın ziyaretini sorunsuz  atlatmak istiyorlardı. Karısı da başörtülü olan müdüre, “Çevik Bir evinize gelse eşinizi kapıcıya mı gönderirsiniz?” diye çıkışmıştım. Ve tartışmamız sürerken Çevik Paşa gelip bizi selamlayıp, kısa bir hal hatır sorup gitmişti… Celladına gülümseyen bir teslimiyetçilik ruhu…
 
İkinci yaram ise, bu tasfiye sürecine ve hukuk dışı uygulamalara kimsenin sesini çıkarmayışıydı. Birkaç gazeteci ve aydın dışında kamusal alan dayatmalarına, cadı avına dönüşen işten çıkarmalara, fişlenmelere, ekonomik boykotlara kimse ‘dur’ dememişti.
Bana dokunmayan yılan bin yaşasın hali…
 
Bin yıl sürecek denilen 28 Şubat’ın 13. yıldönümünde bu iki yaramı da iyileştirecek bir girişim oldu. AKDER’in öncülüğünde başlatılan ve başörtü yasağının hayatın her alanından kaldırılmasını hedefleyen imza kampanyası… Gerek 28 Şubat’ta üzerimize serpilen ölü toprağından,  gerekse Ak Parti’nin iktidara gelmesiyle yaşadığımız umut rehavetinden başörtülülerin bile yasağın kaldırılması için yüksek sesli bir talebi bulunmuyordu uzun süredir. Kocaeli, Ankara, Afyon, Tokat ve birçok ilde kurulan platformlar yıllardır başörtü yasağının kaldırılması için etkinlikler düzenliyor. Ancak bu etkinliklerde bile bildirileri erkekler okuyor ve birkaç kişi dışında katılım sağlanmıyordu. Büyük bir fikir birliği ve destekle başlatılan “28 Şubat 1000 yıl süremez mi diyorsunuz, kaldırın başörtü yasaklarını” başlıklı bu bildiriyle EMASYA’nın kaldırılmasıyla bitti denilen 28 Şubat’ın en görünür ve süren hukuksuzluğu olan başörtü yasağının sadece üniversitelerden değil, hayatın her alanından kaldırılması için büyük bir kampanya başlamış oldu.
 
Daha da önemlisi bu bildiri çok farklı kesimlerden destek ve imza aldı, alıyor. Sadece şu isimler bile, bu geniş katılımı görmeye yeter. Ali Bayramoğlu, Sezen Aksu, Alper Görmüş, Prof.Dr. Ahmet İnsel, Prof.Dr. Arus Yumul, Merve Kavakçı, Mihail Vasiliadis, Prof.Dr. Fatmagül Berktay, Prof.Dr. Erol Katırcıoğlu, Doğan Tarkan, Esmeray, Fatma Bostan Ünsal, Etyen Mahçupyan, Kutluğ Ataman, Ayşe Böhürler, Roni Marguiles, Nuray Mert, Oral Çalışlar, Orhan Miroğlu, Oya Baydar, Ömer Laçiner, Cüneyt Ülsever, İbrahim Karagül, İhsan Eliaçık, Leman Yurtsever, Leyla İpekçi, Markar Esayan, Mehmet Atak, Prof.Dr. Mehmet Altan, Mehmet Atlı, Nabi Yağcı, Nazlı Ilıcak, Prof.Dr. Hüseyin Hatemi, Prof.Dr. İlhami Güler, Prof.Dr. İhsan Dağı, Prof.Dr. Levent Köker, Prof.Dr. Numan Kurtulmuş, Selim Temo, Şenol Karakaş, Sırrı Süreyya Önder, Yılmaz Ensaroğlu, Yrd. Doç.Dr. Mesut Yeğen, Abdurrahman Dilipak, Rober Koptaş, Zozan Özgökçe, Av. Sedat Yurttaş, Sabahat Tuncel.  Yine kurumsal imzalarda birbirinden farklı görüşte dernek ve stkları görmek mümkün…
 
Daha önce yazdığım bir yazıda Şemdinli’den bu yana yaşadıklarımızın bizi iki yol ayrımına getirdiğini yazmıştım. Darbe planlarının ve planlayıcılarının yargılandığı bu dönem bu ayrımı daha da belirginleştiriyor. Tekrarlamak gerekirse bu yolların birinde insanı, özgürlüğü, adaleti  kutsayanlar var diğerinde tarihsel ezberlerini, düzen ve çıkarlarını gözetenler… Birinde Anadolu’nun aşureyi andıran tüm renklerini, diğerinde ısıtıla ısıtıla bitmeyen temcit pilavını sevenler var.
 
http://28subat1000yilsuremez.blogspot.com  adresine her baktığımda birinci ayrımdakilerin ne kadar çok ve renkli olduklarını görüp bir kez daha seviniyorum. Çünkü biliyorum ki, bu itişmeler, hır gürler hepsi bir gün bitecek; tarihe kalansa safımız olacak.
 


emine.ucak@10yazar.com

Yorum Yaz   

YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (1)
emre önder tarafından 2010-03-15 15:23:52 tarihinde yazılmış
yanlış
siz bu 28 subat olayları sayesinde butun beyinleri yıkanmıs bir topluluk yarattınız eger o olaylar yasanmasaydı siz halen azınlıktınız unutmayınki tarih bir toplumun yukselisi ve dususu ile surekli gidip gelen bir donguden ibarettir biz sabrediyoruz kaçınılmazdan kaçamazsınız saygılarr :))