Pazar gecesinden beri canımız çok yanıyor. Kulağımız Gazze yolcusu dostlarımızdan gelecek haberlerde, sesimiz meydanlarda. Slogan atıyoruz, dua ediyoruz ve en az gemide olanların yakınları kadar gözyaşı döküyoruz.
Bundan 4 ay önce yola çıkmış olan Filistin'e Özgürlük konvoyunda bulunanların bekleyişi ise biraz daha farklı. Benim gibi bu kez "geride" kalmış arkadaşlarla birbirimize "bizi o gemide olmaktan alıkoyan neydi?" diye soruyoruz. "Keşke o gemide ben de olsaydım" diyen herkesten daha derin bir iç sızlamasıyla, bir serzeniş gibi çıkıyor bu soru ağzımızdan. "Nasip" diyoruz. Gazze yolcusu olmak da, Gazze'ye varmak da nasip!
Bülent Abi, konvoyla Gazze yolculuğumuz sırasında, daha Refah kapısından geçip geçemeyeceğimiz bile belli değilken "Gemilerle ambargoyu denizden deleceğiz!" müjdesini veriyordu. Daha o zaman Akdeniz'e alıcı gözüyle bakmaya başlamıştık. Mısır'ın inadını kırıp Gazze'ye "Refah" götüren gönüllüler, Nuh'un gemisiyle dünyanın vicdanında tufan koparmaya işte o zaman niyet etmişti.
İsrail tarafından uygulanan ablukanın gayrı meşru ve gayrı insani oluşuna dikkat çekmek ve ambargoyu delerek Gazze'ye yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan filo kuşkusuz, Gazze'ye giremese de birincil amacı olan kamuoyu oluşturma hedefini fazlasıyla gerçekleştirdi. 9 kardeşimizin vefatı, onlarca gönüllünün yaralanması ve tutuklanmasıyla sonuçlanan İsrail saldırısıyla, tüm dünyanın dikkati filo ve dolayısıyla Gazze üzerinde toplandı. Böylece aslında Gazze'ye girilmiş, ambargo delinmiş oldu. Saldırının hemen ardından Mısır'ın Refah kapısını açması da bunun göstergesiydi.
O Refah kapısı ki daha önce yüzlerce araçla çıktığımız karayolu konvoyuna açılmamıştı. O Mısır ki bizlere El-Ariş limanında polis kuvvetiyle taşlı, sopalı, silahlı bir saldırıyla karşı koymuştu. O zaman da kana bulanmıştı Akdeniz, şimdi olduğu gibi...
Bir önceki konvoyla, Gazze'ye uygulanan ambargoda Mısır'ın da payı olduğuna dikkat çekmek nasip olmuştu bizlere. Şimdi ise dostlarımız vahşeti, terörü, katliamı devlet politikası haline getiren İsrail'in gerçek yüzünü tüm dünyaya göstermiş oldu. Mavi Marmara ve beraberindekiler bir önceki konvoyun yürüdüğü toprakların bereketiyle Akdeniz'e açıldı. Zalimin hakikatin üzerine örttüğü perdeyi aralamak bize, o perdeyi tamamen kaldırıp atmak Filo'ya nasip oldu. Ve görev tamamlandı...
Güverte...
Şİmdİ birileri bir yerlerde Gazze'ye uygulanan ambargonun artık son bulması gerektiğini konuşuyor, İsrail'i kınıyor, Filistinli kardeşlerimizin yüzyıllık derdi için kederleniyor. Bu yüzden de gemiler hâlâ yol almaya devam ediyor; hem de tüm dünyayı güvertesine sığdırarak...
Şehitlerimiz, yaralılarımız, kahraman gönüllülerimiz döndü. Ama yüreklerimiz serinlemedi, korkularımız bitmedi. Çünkü bu filo bundan sonrası için üzerimize ağır bir sorumluluk yükledi. Şehitlerinin omuzlarında sonsuz bir denizde seyrine devam eden özgürlük gemilerine bizler asıl şimdi bindik ve yolculuğumuzun en zor kısmına "Bismillah" dedik.
Filo yola çıktığında, bize yani geride kalanlara düşen, dostlarımızın yanına dualarımızı katıp onları vicdanlarımızla himaye etmekti. Şimdi ise acı da olsa zaferle sonuçlanan bu hareketin önce sivilliğini ve insaniliğini korumakla mükellefiz, sonra da devamını getirmekle.
Gazze'ye bundan sonra da gemiler gitmeli. Dünyanın her yerinden onlarca gemi, binlerce insan Akdeniz'e açılmalı, Mavi Marmara'nın devam eden seyrine katılmalı. Hem de 9 şehidin ocaklara düşürdüğü ateş yanmaya devam ederken, hazır vicdanlarımız tazelenmiş, kendimize ve dünyaya bu kadar söz vermişken!
Henüz Yorum Yapılmamış