İsrail ordusu gözü dönmüşlüğünün gerekçesi olarak bu fotoğrafları yayınladı sitesinde… Mutfak bıçakları, İngiliz anahtarları, tornavidalar, sopalar, kablolar… Bu komiklik bir yana dursun, katliamın bilinçaltının gerekçeleri sahiden de bu fotoğrafta var. Lailaheillah yazılı yeşil bayrak ve bir Filistin kefiyesi.
Bütün dünyanın yıllarca kulağını Gazze’nin çığlığına kapatmasının gerekçesi de bu iki objeydi bir bakıma… Aynı durumu (ki kimsenin yaşamasını istemeyiz) yaşayanlar başka bir dinden olsaydı; batı toplumları, bu zulme bu kadar sessiz olur muydu yıllarca?
Dün saldırının ardından öfke ve çaresizliğin dimağlara bıraktığı kekremsi tat ve belirsizlik halen sürüyor. İsrail ordusunun listedekileri nasıl bir işkenceye tabi tutacağı, katliama kurban gidenlerin kimlikleri, sınırdışı edileceği belirtilen aktivistler… Konvoyu geriden izleyen Rachel Corrie gemisinin akıbeti. Yazıyı kaleme aldığım sıralarda, İsrail Donanması’nın bu gemiyi de durdurmada kararlı olduğu belirtiliyordu.
Tek teselli dünya halklarının bu katliama sessiz kalmamasıydı. ABD hamilik rolünden pek sıyrılmasa da BM’den de Türkiye başta olmak üzere birçok ülkeden de sert diplomatik ataklar gelecek gibi görünüyor. Gelmemesi zaten vahim olurdu; bu korsanlık ve barbarlık karşısında.
The Guardian’daki “ablukadan katliama” başlıklı yazı durumu çok güzel özetliyor: “Eğer Somalili korsanlar dün uluslararası sularda 6 gemiye çıkıp 10 yolcuyu öldürse ve onlarcasını da yaralasa, bugün NATO'ya bağlı bir görev gücü Somali kıyılarına doğru yola çıkmış olurdu. Dün Gazze karasularının dışında, uluslararası sularda olanlar korsanların değil İsrailli komandoların işiydi ve bugün İsrail kıyılarına doğru yol alan NATO gemileri olmayacak. Ama belki de olmalı."

Evet, olmalı ve olacak… Devletler düzeyinde olmasa da bütün insanlık dün olduğu gibi sokaklardaki, meydanlardaki nöbetini sürdürecek. O kekremsi tat ancak o meydanlarda biraz teselli buluyor. Taksim’den Tel Aviv’e, Lahey’den Beyrut’a kadar bütün dünyadaki vicdanı açık, gözü yaşlı kardeşlerin arasında…
Yoksa İbrahim Karagül’ün duygularıma tercüman olan bugünkü yazısında dediği gibi; “Hiç kimse, hiçbir şey öfkemizi dindiremez”
Henüz Yorum Yapılmamış