Başta bazı köşe yazarları olmak üzere; İsrail’in gözünden bakanların ‘gemidekilerin hiç mi suçu yoktu’ babındaki salvoları bir yana, gönüllüler döndükten sonra, ne olup bittiğini daha iyi anlamaya başladık. O konvoy bir yardım gemisiydi evet ama ‘ambargoyu delmek’ gibi bir anlamı vardı. Ve adeta mini bir dünya zirvesi olan o gemideki her yolcu, bunun bilincinde olarak o gemideydi. Zulme karşı gerekirse can vermeyi göze alabilme yüceliğindeki insanlar idi. İnsanlıklarının gereğini yerine getiriyorlardı.
Ama tabi başta dediğim gibi olaya İsrail’in gözünden bakabilenlerin bu ruhu anlaması zor. Parveen Yaqub onlardan sadece biri… İHH Başkanı Bülent Yıldırım’ın dönüşünde şöyle bahsediyordu Parveen’den… “Keşmir’li kızımız var. Bu kızın bir manzarasını gördüm Ömür boyu unutamam. Bütün kapıları tutmuşlar. Bütün silahlar bize dönük. Ayağa kalkanı vuracağız diyorlar. Zaten lazerle vurdular çoğunu. Bizim kızımız cesaret etti ve bir yazı yazdı. Kendisi İngiliz vatandaşı. Yazıyla birlikte onlara doğru gitti. ‘Yaralılar var. Size vermek istiyoruz’ yazıyordu. Nerdeyse bu kızımızı da vuracaklardı. Hiçbir insaf yok.”

Parveen Yaqup, İspanyol ve İrlandalı aktivist arkadaşlarıyla Küresel Bakış ve Adalet Koalisyonu’nun düzenlediği İsrail Şiddeti’ne Karşı Gazze Ve Filistin Halkı’na Dayanışma yürüyüşündeydi. İsrail’in işkencesinden kurtuldukları günün gecesinde yine Gazze’ye destek vermenin telaşındaydılar. İşte İsrail’in başa çıkamayacağı şey; bu vicdanlı duruş.
“Küresel intifada”, “yaşasın hakların kardeşliği”, “Filistine özgürlük” sloganlarıyla zincir şeklindeki yürüyüşün ardından Taksim meydanında gemideki aktivistleri dinledik.
Parveen konuşmasında, o gemide tesadüfen olmadığını, yardım götürmenin yanı sıra ‘ablukayı delme’nin öneminden bahsetti. İsrail askerlerinin gemiye saldırdıktan sonra yaşlı, genç, kadın erkek, diplomat kısacası hiçbir ayrım yapmadan insanları terörize ettiğini vurgulayan Parveen, “Bu birkaç günde şunu anladık. Bizim başımıza gelenlerin çok daha fazlası, yıllardar her gün her saat, her dakika Gazzelilerin başına geliyor. Ve onlarınkiyle karşılaştırdığımızda bizim gördüğümüz şiddet çok küçük kalıyor.”
Saldırıda şehit olan Türklerin aileleriyle yas tuttuklarını belirten Parveen, dünyanın bundan sonra artık aynı olmayacağını şöyle anlattı: “Bu saldırıda ölenler boşuna ölmedi. Dünyada neler yaratabildiklerini görselerdi keşke. Benim hatırlayabildiğim kadarıyla dünya ilk kez gözünü ve kulağını açarak İsrail’in yaptığı şiddetin boyutunu gördü. Önümüze yeni bir mücadele alanı açıldığını görmemiz ve anlamamız gerekiyor. Yeni bir enerjiyle birlikte daha kararlı bir mücadeleyi sürdürmemiz gerekiyor. Filistin özgürlüğünü kazanana kadar her gün her ay mücadeleye devam etmeliyiz.”
Parveen Yaqup haklı çok haklı… Ajandamızda ilk etapta üç maddelik bir görev yer almalı. Birincisi şu an İsrail yolunda olan Racheel Corrie gemisinin ‘kılına zarar gelmemesi’ için küresel destek sağlamak, ikincisi İsrail’in kanlı saldırısının cezasının uluslar arası hukuk alanında takibi, üçüncüsü ve en önemlisi ise, ablukanın kaldırılması için mücadeleye devam…
Henüz Yorum Yapılmamış