Emine UÇAK ERDOĞAN
Zor zamanlar, aynaya bakabilmek için edi bese PKK

Zor zamanlar, aynaya bakabilmek için edi bese PKK

Sözün de yazmanın da kurşun gibi ağırlaştığı günlere geldik dayandık. Yine silah sesleriyle, karakol baskınlarıyla uyanmaya başladı çocuklar. Evlatların tabutlar içinde döndüğü günlerde yazıya direk ‘silah sesleri’yle başlamak biraz basit kaçabilir. Ama çocukluğunu bir karakol baskını gecesinin sabahında yitiren biri olarak iyi bilirim; o seslerin yıkıcılığını, yakıcılığını…

Cenazeler arttıkça ‘hükümeti eleştirenler’ yazılarının sonuna PKK’ya da en azından ‘el insaf’ demeye başladı. Geçtiğimiz ay yapılan değerlendirmelerde PKK’nın stratejisini tam da bunun üzerine bina ettiği bol bol yazılmıştı. Ölümlerle öfkeler çoğalacak böylece müzakere yolu açılacak.
Yazarken bile insana el insaf duygusu oluşturuyor. Müzakere yolu için şiddet… “Barış için savaş” yani bir bakıma. Savaşın giderek arttığı günlerde bile en çok kullanılan kelimenin barış olması ayrı bir trajik konu.

Ama söylemek istediğim bunlar değil… Hükümeti eleştirmekle başlamayacağım söze… Başbakan’ın üslubu başta olmak üzere; yapılmayanlar, yanlış yapılanlar, eksik yapılanlar ortada. Çocuklarımızın hapiste geçirdiği her geceyle biraz daha eksiliyoruz, KCK operasyonlarının ‘kuzu/kurt’ kadar eski bir hikaye olduğunu biliyoruz. TSK’nın operasyonları, sınıra yaptığı yığınaklar vs de göz ardı ettiğim konular değil.

Ama bu artık ölümün kol gezdiği günlerde tek aktör bana göre PKK ve Cengiz Çandar’ın deyimiyle “kör takipçileri”dir.

Bu kör takipçiler silahlara sarılmanın sebebini ilk etapta ‘açılımın’ eksik ve yanlış yapılmasına bağlıyorlar. Elinizi vicdanınıza koyup söyleyin şimdi. Eksik bir açılımın karşılığı; silaha sarılıp gencecik Türk ve Kürt çocuklarını, çiçeği burnunda subay eşlerini öldürmek midir? Giresun’da karakol basıp, Tunceli yolunda yol kesmek midir? Operasyonlarda ‘dağa çıkmaktan başka’ bir hayat hakkı bulamamış gençleri kurban vermek midir? Her şehit cenazesiyle batıda ortalama insanların kapı komşusunu boğazlayacak kadar öfkeye boğmak mıdır? Açılımı eksik yapmak mı çok zarar veriyor Kürtlere, silaha sarılmak mı?

Oysa asıl derdin Kürtlerin sorunlarını çözmek olmadığı aksine ‘ben yandım, dünya yansın’ olduğu Karayılan’ın son açıklamalarında, Tunceli yolunda önünde silah zoruyla hatıra fotoğrafı çektirilen pankartta gizli… “Demokratik Özerk Kürdistan”

Muhataplıktan, özerkliğe terfi eden bu zihniyetin asıl derdi aslında şiddetle gelen iktidarını koruma içgüdüsü. Bu cephede bilmediğimiz bir şey yok anlayacağınız.

Peki ya bu yolun ‘yol’ olmadığını bile bile susan, ama’larını çoğaltan, ilk taşı temiz olan atsın, ama AKP da şunları, bunları yapmadı, eksik yaptı diyen Kürtler… Benim sözüm onlara…

Bu yangın yerinde, bütün izler birbirine karışmışken, her gün gençler karakolda, yolda, dağda ölüme gidiyorken ve onların asıl acısını anneler yaşıyorken ve her zaman olduğu gibi en büyük sıkıntıyı Kürtler çekiyorken ve çekecekken; PKK’ya ve onun ‘kör takipçilerine’, “Edi bese” demek gerekmiyor mu? Topu taca atmadan, ama’sız olarak, diğerinin şiddeti demeden.
Demezsek aynaya nasıl bakabileceğiz bundan sonra!



emine.ucak@10yazar.com

Yorum Yaz   

YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (0)

Henüz Yorum Yapılmamış

Ayın En Çok Okunanları