Emine UÇAK ERDOĞAN
Barışa giden yol

Barışa giden yol

Söylediğimiz sözün vebalinin en büyük olduğu günlerdeyiz. Çünkü yine bir eşikten geçiyoruz. İş yine gerçekten vicdan sahiplerine düşüyor. Çünkü şiddetin diline teslim olanlar sadece kendi penceresinden bakıyor bu yangına.

OHAL isteklerine, Pamukoğlu’nun baş tacı edilmesine, her iki tarafta ‘kana kan, dişe diş’ çağrılarına rağmen büyük bir kesim; bu gidişe, güçlü bir dur demenin vakti geldiğini yüksek sesle dillendiriyor. İşte tam da burada elzem bir uyarıda bulunmanın vaktidir. Gerçekten yeni bir dil peşindeysek ve derdimiz Kürtlerin yaşadığı sıkıntıyı ve bu sıkıntıyla bütün ülkeye sıçrayan savaşı bitirmekse; hakkaniyet içinde davranmamız şart.

Köşe yazarları yine ‘makul Kürt’ çağrıları yapmaya başladı. ”Buse için yürüyen Kürtler” istiyorlar. Bu istekleri dillendirenlerin çoğu, Kürtleri yıllardır PKK’nın vesayetine bıraktıklarından ve bu vesayette sivil bir sesin yaşam hakkının hiç olmadığının ya farkında değil ya da farkında olmak istemiyor. 90’lı yıllarda devletin yaptığı zulümlerden sonra gidecek tek yerin PKK olduğunun çaresizliğiyle bu vesayete teslim oldu Kürtler. Bir uçurumun kenarındaydılar ve başka gidecek yerleri yoktu.

Bu terörün arttığı günleri geçin; barış denilen ortamlarda bile Diyarbakır’da birçok sivil toplantıyı boykot etmedi mi PKK? Kendine angaje olmayan bütün sesleri susturmak için bir vesayet rejimi yürütmüyor mu? Onların dışındakiler işbirlikçi, hain, satılmışlar ordusu değil mi? Milletvekili seçilenlerin bile iradesi söz konusu olabiliyor mu? Dün Meclis’te tek başına PKK’ya silahı bırak çağrısı yapan Ufuk Uras’ın fotoğrafı bu hep kendine demokratlığı zaten ortaya koymuyor mu?
Kürtler uzun süredir PKK vesayetinin kendilerine ‘ölüm’den başka bir şey getirmediğini gördüler. Ölüm getirmese de iradeleriyle başka girişimlerin içinde olmak istiyorlar. Daha basit bir söylemle gerçek bir özgürlük hakkı peşindeler. PKK bu hakkı silahla, tehditle ellerinden almaya çalışıyor. İşte asıl savaşın şiddet yoğunluğunun artmasının sebebi budur. Her cenazeyle öfkesi bilenen sıradan halkın kapı komşusu Kürtün boğazına sarılmasını istiyorlar. Sarılsın ki o kendilerince ‘asimile olmuş Kürt, kimliğimden dolayı başıma bu geldi, o halde ‘yaşasın savaş’ desin.
Bu şaşılacak bir şey değil. Asıl şaşılan sivil siyaset peşindekilerin, özgürlükçülerin, şiddet karşıtlarının bu durumda bile, PKK’yı şiddetin asıl aktörü olarak görmeyip, topu taca atmaları. Kürtlere “PKK sizin için savaşıyor siz ona mahkumsunuz” anlamına gelecek kraldan çok kralcı tutumları. Bu özgürlükçüler PKK’nın muhataplık dahil savaşa gerekçe gösterdiği bütün taleplerinin aslında sadece ve sadece AKP’ye duyulan öfkeden kaynaklandığını ve bu öfkenin ‘dini’ temelli olduğunu görmezden gelerek; savaşı bitirecek olan ‘çocuklarımızı askere göndermemektir” gibi yine sadece tek taraflı çağrılarla halledileceğini düşünüyor. Şimdi muhataplık sorunu olan PKK’nın yarın başka bir taleple yine silaha sarılacağını, silaha sarılmasa da vesayet rejimini sürdüreceğini göremiyorlar, görmek istemiyorlar.

Taraf gazetesinin, ‘PKK iki halkın da düşmanı’ manşetlerinden ‘Türkler askere gitmesin, Kürtlerin dağa çıkmaktan başka çaresi yok’ güzellemelerine terfi etmesi de bu yanılgının eseridir. TSK’nın zaafiyetlerini, ölen askerlerin yok sayılmasını, komutanların diktalığını, sırça köşklerini anlatırken, aynı sırça çadırların PKK’nın üst düzeyinde de yaşandığını, orada da garibanların öldüğünü, gençlerin ‘şehit’ edebiyatıyla dağa çağrıldığının, çocuk denilebilecek yaşlarda ellerine silah verildiğinin, çoğunun ilk çatışmasında hayatını kaybettiğini görmezden gelip ‘dağa çıkmasın da ne yapsın’ güzellemelerinin bu savaşı bitirmeye hiç katkısı olmayacaktır.

Bütün çekilen acılara rağmen Kürtlerin de Türklerin de ‘başka bir hayat hakkı var’ halen bu topraklarda. Kendileri için sonuna kadar sivil, özgürlükçü ve şiddetsiz örgütlenmeler isteyenlerin Kürtlere PKK’yı dayatmaya hakkı yok. Hani hep Kürtlere ‘PKK’ya aranıza mesafe koyun’ çağrısı yapılır ya asıl çağrıyı özgürlük savunucularına, muhatap alın çağrıları yapan gazetecilere, devrim romantiklerine yapmanın vaktidir. Onlar PKK’yla aralarına mesafe koyduklarında, PKK’nın en çok Kürtler’e zulüm yaptığını gördüklerinde, gerçek bir barış ortamına doğru yol alabileceğiz. Tabi amaç barış ve Kürtlerin sorunlarını çözmekse.

emine.ucak@10yazar.com

Yorum Yaz   

YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (0)

Henüz Yorum Yapılmamış

Ayın En Çok Okunanları