Ayşe ZORLU
Son Savaş Son Seçim

Son Savaş Son Seçim

Hatlar keskinleşti, taraflar çoktan gardlarını aldı, saflar belirginleşti….

Safları sıklaştırma vaktidir.

Bu seçim Ak parti ile Chp arasında bir seçim değildir. Yaklaşan seçimi sadece bundan ibret görenler yanılıyorlar.

Bugün size İsrail’in Kabalistlerinin kendilerini bile korkutan kehanetlerinden bahsetmeyeceğim. Hani şu Tevrat’ta geçen “Şimalden(kuzeyden) üzerinize büyük bela ve katliam getireceğim. İşte aslan sık ormanından çıktı. Ve milletleri helak eden cengâver yola düştü.”(Yeremye Bab:4 Paragraf:3. ) şeklinde yer alan ifadeler.(Mehmet Ali Bulut’a göre, buradaki aslan Anadolu’yu, cengâver Türkleri temsil etmektedir. İlgilenenler yazılarına bakabilirler. İnanıp inanmamak size kalmış.)

2012’ye ait kehanetlerden, 11 Temmuzdaki güneş tutulmasının büyük etkileri olacağını söyleyen astrologların öngörülerinden, özellikle uluslararası ilişkiler açısından temmuz sonu ve ağustos ayının ilk haftasına dikkat çekmelerinden de söz etmeyeceğim. Sadece belki bilmeyenler olabilir düşüncesiyle, İslamiyetde astromiye özel önem verildiğini, astronominin astrolojyi de içerdiğini bu konuda yetişmiş birçok İslam âlimi olduğunu söylemekle yetineceğim. Örneğin, Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri. (Tabi malum gazetelerdeki fal köşelerini kasd etmiyorum. Ve bir de ilgilenenlere Öner Döşer’i okumalarını öneririm.)

Ben şu hiç sevmediğim “reel- politik” ten hareket edeceğim.

İsrail’in Gazze’yi işgalinin en nemli nedeninin zengin doğalgaz ve petrol yatakları olduğunu artık hepimiz biliyoruz.

Peki, İsrail’in bir oldu bittiye getirip uluslararası hukuka göre Lübnan’ın kıta sahanlığına giren alanlara el koyduğunu ilan ettiğini, Bu da yetmezmiş gibi, KKTC’ye ait doğal gaz rezervlerine sahip çıktığını kaçımız biliyoruz.

“Hayfa nere Kıbrıs nere mi” diyorsunuz? Haklısınız. Zira Birleşmiş Milletler kararları, aralarında 400 mil mesafe olan devletlerin, kıta sahanlıklarını 200’er mil olarak belirlemelerini kabul ediyor. Kıbrıs’la İsrail’in Hayfa limanı arasındaki mesafe ise sadece 148 mil!.. Fakat sözkonusu İsrail’in kendi çıkarları   olduğunda uluslararası hukuk kurallarını ne kadar ciddiye aldığını Mavi Marmara olayında yaşadık.Konuyla ilgili Ardan Zentürk’ün aşağıdaki yazısını lütfen okuyunuz.

http://www.iyibilgi.com/haber.php?haber_id=170676

Neden Kıbrıs?

Bilindiği gibi İsrail’in Kıbrıs’a ilgisi yeni bir vakıa değil. Siyonistler 2.Abdülhamit’ten Filistin’in alternatifi olarak Kıbrıs’ı istemişlerdi. Siyonizmin kurucusu Theodor Herzl bu konudaki düşüncelerini Siyonist hareketin finansörlerinden Lord Rothschild’a 1902 Temmuzunda şöyle dile getirmiştir: “Kıbrıs’ı düzene sokmalıyız. Ve bir gün Erez, İsraili’in üzerine gitmeliyiz ve kuvvetle almalıyız. Kıbrıs’tan Müslümanlar gider, Rumlar iyi bir fiyata topraklarını satar. Atina’ya veya Girit’e göç eder.”(Şükrü Gürel, Siyonist Plan ve Kıbrıs, Milletlerlerarası Müstemleke Yıllığı, 1979)

İsrail planını uygulamaya koymuş görünüyor.

Daha önce Asil Nadir’in Karpaz’daki 450 dönümlük arazisini İsrailli şirkete satması bölgenin yerel gazetelerinde haber konusu olmuştu.1974 de Magosa bölgesinde arazinin 1/5’i yabancılara aitken belediye başkanı Skordis döneminde bu oranın 4 milyon 490bin metrekareye ulaştığı biliniyor.21 Eylül 1986 tarihli Nokta’da yayınlanan şu cümleler dikkat çekici:

”Ada’da ada halkından çok casus yaşıyor ve bunların çoğu da Mossad ajanları. Kıbrıs İsrail’in bölgedeki gözü ve kulağı niteliğindeki en önemli organı olmuş durumda. Mossad’ın yüzlerce casusu adada faaliyet gösteriyor. Ayrıca İsrail Larnaka ve Limasol limanları aracılığıyla Lübnan’daki Falanjistlere silah yardımında bulunuyor.”

Bölgedeki son durumu göstermesi açısından Serdar Arseven’in aşağıdaki yazısını mutlaka okumalısınız.

http://www.habervakti.com/?page=articles&id=3724

Hatırlarsanız, Mavi Marmara olayının hemen akabinde İsrail’in misilleme olarak “Kıbrıs’taki Türk İşgalini protesto etmek amacıyla” Kıbrıs’a bir gemi filosu göndereceğine dair haberler çıkmıştı. Bu haberleri yukardaki bilgilerle birleştirdiğimizde misilleme merkezi olarak neden Kıbrıs’ın seçildiği daha bir anlam kazanıyor.

İsrail’in taşeron firmalar aracılığla toprak satın aldığı yönündeki iddialar yeni değil. Bir süre önce aynı şekilde yahudilerin taşeron firmalar aracılığıyla GAP bölgesinde toprak satın aldığına, hatta bazı Yahudi kadınların doğum için Urfa’ya kadar gelip çocuklarının kimliklerini aldıktan sonra gittiklerine dair iddialar çıkmıştı. Her nedense İsrail Yüzyıllardır kayıp 13. Kabilesini de o sıralar buluvermişti! Kürt Yahudiler.

Yazının burasında birkaç gün önce gündeme gelen ABD’nin en saygın gazetecilerinden Plutzer ödüllü Seymour Hersh’in iddialarına bakmakta fayda var. Hersh’e göre İsrail, Kandil’e silah sevkiyatı yaptı ve Yahudiler, bölgede istikrarsız bir Türkiye istiyor.

Hersh, yıllarca Türkiye’nin istikrarından rahatsız olan ülkelerin PKK’yı kullandığını şimdi sıranın İsrail’de olduğunu, bunun da temellerinin 20 yıl önce atıldığını söylüyor. 

Tam da burada şu malum 13. Kabile devreye giriyor.

“20 yıldır MOSSAD Irak’ın kuzeyinde bekleme halindeydi. Şimdi ise faal olarak çalışıyor.50 yıl önce Irak’ın kuzeyini terk eden YAHUDİ KÜRTLER, 2003 yılındaki işgalden sonra bölgeye geri döndü. Birçoğu şu anda PKK ile işbirliği halinde. Bu gelişmenin amacı çok yakında anlaşılacak. Biliyorsunuz Kürdistan Anayasası hazırlandı. Hazırlayan kişi Yahudi asıllı bir Kürt’tü. Sonra o profesyonel bir suikastle öldürüldü. Ancak o görevini tamamlamıştı.”

Türkiye’nin bu konudaki tutumuna da değinen Hersh’e göre “Ancak İsrail’inPKK maşasıyla yaptığı çalışma, Türkiye’nin lehine bir olayın gelişmesine neden oldu. Geçmişte darbeler yapan ordu, PKK nedeniyle AKP ile mükemmel bir uyum içinde çalışmaya başladı. Tek amaç PKK’yı yok etmek. Ordu ve hükümet tek güç olarak hareket ediyor. Bu konuda Türkiye asla taviz vermeyecek. Sonucu ne olursa olsun kaybeden PKK ve onun destekçileri olacak.”

İçeri dönersek;

Bugün Ufuk Uras’ın basına Yansıyan çok dikkat çekici bir açıklaması vardı. Kendisine sorulan “BDP’de olmaktan mutlu musunuz” sorusuna verdiği cevapta Türk solunun geleceğinin şekillenmesinde MOSSAD ve bir takım istihbarat örgütlerinin olduğunu ima ederek bunun kabul edilemez olduğunu belirtmiş.

Dün akşam Star Tv’de kendi ifadesiyle “iktidara yandaş medya”da yer alan,  ordu içinden 50 civarında rütbeli askerin ordudan ayrılıp PKK’ya geçtiğine ilişkin haberleri soran Dündar’a Gen. Kurm. Başkanı İlker Başbuğ, bu iddiaların asla kabul edilemez olduğunu ve bunu düşünenlerin Tüklüğünden şüphe ettiğini söyleyerek cevap verdi.  Elbette, bırakın Gen. Kurm. Başkanını, sıradan bir kurum yöneticisi bile kurumuna gölge düşürecek ifşaatlarda bulunmaz.

İçiniz rahat olsun. Bizde zaten bu iddia doğruysa, iddiaya konu olanların Türk olduğuna inanmıyoruz. Ne zamandır biliyor musunuz?

Tarih boyunca ordu-millet olan bu milletin zihnindeki ve kalbindeki “peygamber ocağı” imajına gölge düşürecek kadar halkı düşman gibi gören uygulamalardan beri. Acaba bu uygulamaların fikir babaları ne kadar Türk?

İçiniz rahat olsun. Bizde ordu içinde eğer varsa, Ergenekon-pkk-mossad bağlantısı olanların, "Millete Balyoz" planıyla gündeme gelen cami bombalama v.s türünden hastalıklı projeler üretebilecek kadar bu milleti düşman görenlerin kafalarının  ve kalplerinin bu topraklara ait olduklarına   inanmıyoruz. Üstelik her taşın altından İsrail’in çıktığı bir dönemde ve Genel Kurmay Başkanlığı binasındaki Kozmik oda haberleri esnasında gündeme gelen İsrail’e ait dinleme odasının sırrı bile çözülememişken.

(Halk bu uygulamalardan dolayı yüreğine kan damlasa da, engin basiretiyle hiçbir zaman bunu ordunun geneline mal etmedi. Özellikle 28 Şubat süreci sonrası yaşananlar sebebiyle “Peygamber Ocağı” imajının gölgelendiği doğrudur. Ama güneş doğduğunda gölge yok olur. İçindeki varsa hainlerden arındırıldığında bu halk ordusunu elbette, hem de hasretle bağrına basacaktır).

Ergenekon ‘da İsrail, Kuzey Irak’ta İsrail , “Türk solunun şekilenmesinde İsrail”, Kozmik odada İsrail, KKTC’ de İsrail…. Artık yeter…

Siyasi arenada Deniz Baykal’ı bitirdiler. Kemal Kılıçdaroğlu’nun alevi kimliği biliniyor. Kürt- Türk çatışması çıkaramayacaklarını akılları kesince, Alevi-Sünni çatışması hedefleniyor olamaz mı? Sivas’ta Madımak’ı yakarak yapamadıklarını şimdi seçimle yapmayı hedefliyorlar.

Artık oyunu görme zamanı. Önümüzdeki süreç bu yüzden çok önemli. Hatalarıyla sevaplarıyla AK parti bu ülkenin siyasi tarihinde yıllardır yapılamayanları yaptı. En önemli dönmeçteyiz. Türkiye’nin “bağırsaklarını temizleme” süreci tıkanmamalı. Önümüzdeki seçimlerin kaderi sadece Türkiye’yi değil, bütün bir Ortadoğuyu ilgilendiriyor. Bugün Ortadoğu demek dünya demek.

Türkiye üzerindeki planlarının tutmayacağına inanırlarsa her türlü çılgınlığı  (suikast. v.s.)yapabilecekleri bir noktadalar.

İsrail her an Lübnan’a saldırabilir bölge her an bir ateş topuna dönebilir. İç siyasetteki dengelerin de hiç olmadığı kadar önem kazandığı bir süreçteyiz.

İster kehanetlerden yola çıkın, ister astrolojiden. Olmadı en sağlamı reel politikten. Naçizane benim gördüğüm odur ki, zaman safları sıklaştırma zamanı... Birlik ve beraberlik zamanı…

Eskilerin duasıyla,

ALLAH devlete  ve millete zeval vermesin!



ayse.zorlu@10yazar.com

Yorum Yaz   

YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (0)

Henüz Yorum Yapılmamış

Ayın En Çok Okunanları