Medyanın ve kamuoyunun ‘taş atan’ bizim ise ‘TMK mağduru’ olarak adlandırdığımız çocuklarla ilgili yasal düzenlemeler nihayet yapıldı. Ve bu yüzden Çocuklar İçin Adalet Çağırıcıları üyeleri çok haklı bir sevinç yaşıyor bugünlerde. Nasıl olmasınlar yaklaşık 2 yıllık bir kararlılığın sonucu olarak çocukları cezaevinden kurtaracak yolun önündeki kanuni engeller aşıldı.
Bu sevincin başka bir sebebi ise, birlikten kuvvet doğarın yaşanarak, sınanarak görülmüş olması. ÇİAÇ, Türkiye’nin şimdiye kadar hiç alışık olmadığı bir birliktelik haliydi. Farklı mesleklerden, farklı dünya görüşlerinden, hayat biçimlerinden, farklı kimliklerden, farklı durumlardan insanlar ilk kez bu kadar yakın bir çalışma disiplini içinde oldular. Herkes kendi imkânıyla, yeteneğiyle katkıda bulundu. Yazabilen kalemini, sanatçısı sahnesini, yönetmeni kamerasını, şairi şiirini, grafikçisi tasarımını, gazetecisi köşesini, kimisi kocaman yüreğini, kimisi güçlü vicdanını… Hukukçular yasal süreçlerini titizlilikle yürüttüler.
Kısacası tam bir imece haliydi bütün bu süreç. Amaç belliydi ve yol uzundu o yüzden hedefe kilitlenildi. Kamplaşmalara, ötekileştirmelere gözler ve yürekler kapatıldı.
Bundan bir ay önce, Kuledibi’nde artık ‘sözün bittiği yer’de olduğumuzu düşündüğümüz ve açlık grevini konuştuğumuz günlerden sonra bu mağduriyetin yasal yolla çözülüyor olmasını görmek çok büyük bir mutluluk. ÇİAÇ, ‘başka bir dünyanın mümkün’ olduğunu gösterdi. Bu oluşumun bundan sonraki tüm özgürlük girişimlerine örnek olacağı kesin.
Ülkenin ihtiyacı olan duruş bu bana göre… Farklılıklara rağmen vicdan ve adalet duygusuyla bir olabilmek… Çocuklar söz konusu olduğu için bu ortak vicdanı yakalamak daha kolay oldu belki. Ancak bu buluşmanın diğer mağduriyetlerin giderilmesinde de sürmesi gerekiyor.
Bu sevincin çok mimarı var. Ünlü ünsüz yaklaşık 8 bin kişinin bu başarıda emeği var. Ancak isim sayılacaksa “herkesin çocuklar için yapacak bir şeyi vardır’ sloganıyla bitmeyen enerjisi ve kararlılığıyla bizleri de itekleyen Mehmet Atak, hukuki süreçleri titizlikle yürüten Mehmet Ucum, Gülçin Avşar’ı en başta saymamız gerek. Bir ÇİAÇ’lı olarak herkese binlerce teşekkür