Emine UÇAK ERDOĞAN
Ölümü çarpıtmak

Ölümü çarpıtmak

Komşumun evinde iftar sonrasındayken duydum 'Silvan’da evde iftar vakti yiyecek bir şey olmadığı için intihar etti” haberini. Ezan okunalı epey olmuştu, çocuklarla uğraşmaktan anca ilk lokmamı yiyebilmiştim. Mükellef bir sofrada değildim ama o ilk lokmanın boğazımda düğüm düğüm olduğunu söyleyebilirim. Haberi okuyup da aynı hislere kapılmayacak kimse yoktur zaten.
 
Sözün bittiği yerdi bu haber benim açımdan, vuku bulduğu yer Güneydoğu olunca… Eğer Güneydoğu’da biri açlıktan intihar edecek seviyeye gelmişse ‘insaniyet ölmüştür’, başımız sağ olsun deme vaktidir çünkü. Sadece güneydoğu için değil aslında Türkiye’nin hiçbir yerinde açlıktan ölüm olmayacağını düşünüyorum. Yoksulluk elbet var azımsanmayacak kadar, ama hele de ramazanda 'açlıktan ölecek kadar kimse yalnız değildir bu topraklarda çok şükür halen' diye düşünüyorum. O kadar tükenmedi insaniyet. Sosyal devlet hiç olmasa da insanların birbirine olan bağlılığından, paylaşma duygusundan.
 
Haberi bu yönden değerlendirince iki ayağı da sakat geldi bana. Birincisi insanların konu komşunun, akrabanın ilgisizliği bu seviyede olamazdı. Diğeri kendi oraya çok uzak olmayan kendi ilçemdeki sosyal yardımlaşma vakıflarının çalışmalarını düşünürsek, devletin de vatandaşına en azından açlığa terk edecek kadar sırt dönmemiş olduğunu bilmem idi.
 
Hemen telefona sarıldım yerel gazetecilerle, siyasi temsilcilerle görüştüm. Aynı zamanda ajanslardan haberin ilk haline ulaşmaya çalıştım. Haberi iki ajans geçmiş biri benim de uzun yıllar çalıştığım İHA diğeri Fırat Haber Ajansı.
İHA haberinde Hacı Oruç’un maddi imkansızlıklar sebebiyle intihara teşebbüs ettiğini ve kaldırıldığı Diyarbakır Hastanesi’nde 3 gün süren tedaviye rağmen kurtarılamadığını yazıyordu.
AFP ise ertesi gün bazı gazetelerde yer alan 18 Ağustos tarihli haberinde Hacı Oruç’un iftar vakti eve geldiğini ve eşinin ‘evde yemek yapacak bir şey yok’ sözleri üzerine intihar ettiğini yazıyordu. Oruç’un iftar vakti eve geldiği haberin en önemli detayı olarak 5 kez kullanılmıştı haberde.
Ertesi gün “İntiharın Ardından Yoksulluk Çıktı” başlıklı uzun bir haber geçmiş aynı ajans. Kaymakamlığın aileye verdiği yardımı 13 ay önce kestiği belirtilen haberde, intihar eden Hacı Oruç’un eşinin olayı şöyle anlattığı belirtiliyor “
 “Eşim Geçen Cuma günü saat 15 sıralarında eve geldi. ‘Yemek ne var’ diye sordu. Bende hiçbir şey yok dedim. Bir şey olmadığı için hiçbir şey yapamadım. Biraz tartıştık.”
Haberin başında iftar vakti eve gelen ve intihar eden Hacı Oruç’un saat 3 de eve geldiğini eşi anlatıyor. Saat 3 Silvan için de iftar vakti değildir. Bu haberdeki önemli çarpıtma.
 
İlçeden görüştüğüm gazeteciler ve vatandaşlar Hacı Oruç’un işsizlik yüzünden eşiyle sık tartıştığını ve büyük sıkıntı yaşadıkları konusunda hem fikir ama kimse intihar olayının o akşam iftar vakti yiyecek olmadığından dolayı olmadığını daha doğrusu iftar vakti yaşanmadığını belirtiyor. Bunu ajans kendi haberinde de üzüntülü eşin ağzından anlatmış zaten.
 
Durum böyleyken yani işşizlik, yoksulluk sebebiyle intihar zaten yeterince önemli bir konuyken haberi daha ilginç hale getirmek için ‘iftar vakti evde yiyecek bir şey bulamamak’ meselesini eklemek basit bir gazeteci uyanıklığı olsa çok üzerinde durmayacaktım. Ancak ertesi gün geçilen haberde, kaymakamlık ve diğer devlet kurumlarının eleştirilirken, BDP’li Belediye’nin hiç anılmaması durumun bir gazetecilik uyanıklığından öte olduğunu düşündürtüyor.
İnternet sitesinde STK’lara iftar verdiği belirtilen Belediye Başkanı’nın sosyal belediyecilik gereği vatandaşlarını da düşünmesi gerekmiyor mu?
AFP’ye göre gerekmiyor anlaşılan.
 
Olayın daha vahimi haberin duyurulmasının ve yardımların yapılmasının ardından aile ve çevresinin de ‘bu iftarda yiyecek bulamama’ teatraline devam etmesi.
 
İşte bunda zorunlu göçlerle gelen maddi ve manevi yoksullukların parmağı var. ‘Başbakan açlıktan ölen kimse yok’ diyemez olarak ‘hayır’ kampanyasına kullanan CHP’lilerin eğer samimilerse bunu görmesi gerek.
Köşe yazarlarının ve masa başı sosyal ağ yönlendiricilerinin de, işin kolayına ve romantikliğine kaçmadan biraz daha araştırıcı olmaları birbirimize ve insaniyete olan inancımızın sağlığı açısından elzem.
 
 
 
 


emine.ucak@10yazar.com

Yorum Yaz   

YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (1)
selime tarafından 2010-08-20 21:54:37 tarihinde yazılmış
yazar ölümü çarpıtırsa
bu ölümün güneydoğu'da olmasıyla, balıkesir'de olması arasında fark yok. yazar, güneydoğu'daki ölümün daha vahim olduğunu söyleyerek, bir çarpıtma daha eklemiş aslında. kadının türkçe değil de kürtçe konuşuyor olmasından etkilendi herhalde
Ayın En Çok Okunanları