Emine UÇAK ERDOĞAN
Yetmez Ama Evet

Yetmez Ama Evet

Yetmez Ama Evet, meydan muharebesine dönen referandum sürecinde en birikimli ve demokratik tavır bana göre. Ferhat Kentel’in deyimiyle “mütevazı ama onurlu” bir siyaset alanı sunuyor çünkü. Başka bir yönü ise, bu oluşumun kamplaşmalardan değil uzlaşmadan güç alan birlikteliği. Sosyalisti, liberali, dindarı, dinsizi, genci yaşlısıyla “yeni bir dil” diyenlerin ön yargılarını bir kenara bırakarak oluşturduğu bir mücadele alanı bu.

Özellikle DSİP’çiler bu konuda İstanbul başta olmak üzere bir çok ilde sokaklarda açtığı standlarda tam anlamıyla bir nefis mücadelesi yapıyor. Nefis mücadelesi diyorum çünkü “sosyalist değilsiniz”, “şeriatçısınız, AKP’ye çalışıyorsunuz”, “kimden para alıyorsunuz” gibi hakarete varan tepkilerle karşılaşıyorlar.

İyi tepkiler de yok değil. 9 ağustos akşamı Muammer Karaca Tiyatrosu’nda geniş katılımlı yapılan forum bunun göstergesi. Sıcak havaya rağmen tiyatro salonu tıklım tıklımdı. Lale Mansur, Yücel Sayman, Osman Can, Bekir Berat Özipek, Nihal Bengisu Karaca, Zeynep Tanbay, Mehmet Ucum, Ayhan Ogar, Ferhat Kentel, Cafer Solgun ve daha birçok konuşmacı niye “yetmez ama evet” dediklerini çarpıcı tespitlerle dile getirdiler. Roni Margulies’in ve foruma sinevizyonla katılan Baskın Oran’ın konuşmaları ise bir o kadar espriliydi. Kılıçdaroğlu’nun kayısıları, nikâhta bile ‘evet’ demeyen CHPliler ile herkes zaten Cem Yılmaz’ı aratmıyor, bu konudaki sözleriyle.

Forumdan bazı çarpıcı cümleleri şöyle sıralayabilirim:

Osman Can: Yargıyı demokratikleştirirsek, siyasi partilerin kapatılmasını engellersek toplumsal sorunların çözümüne sıra gelir. Çöpe atılacak bir anayasada küçük bir değişiklik bile alkışlanacak bir konudur.

Atilla Aytimur: AKP karşıtlarına zemzem suyu verseniz bile kabul etmeyecekler. Sivil diktatörlük diyenler, insanları aptal yerine koyuyor, askeri arkasına almayan bir iktidar sivil diktatör olabilir mi? Bu muhalif duruşta AKP’nin de suçu var, yeterince kuşatıcı olmamıştır.
İlk kez bir anayasa kan dökülmeden, insanların cesetlerinin üzerinden yapılmıyor, bu çok önemli. Daha iyi bir anayasa için evet.

Yücel Sayman: Hayır diyenleri anlıyorum. Ama boykotçuları anlamıyorum. Boykot bir hak değildir, siyasi bir mücadeledir. Boykot ile bu hakka karşı insanlar yabancılaştırılıyor. Halk oylamasının ise bir anlamı var. Anlamı da şu; ilk defa kendi hukukumuzda, siyasetimizde anayasa halk oylarıyla tamamlanacak. Askerî yargının sınırlarının daraltılması ve adlî yargıya verilmesi nedeniyle yeter yetmez ama evet diyorum.

Baskın Oran: AKP’yi değil referandumu onaylayacağız, AKP’ye seçimde hayır diyeceğiz. Boykotçular neyi boykot ettiklerini bilmiyor. AKP'nin paketi makyaj yaparak sunduğunu, yetersiz olduğunu biliyoruz. Ama bir daha böyle bir fırsat ele geçmeyecek. 'Hayır' ya da 'boykot' diyenler, AKP üzerinde baskı yapmanın tek yolunu kaçıracaklar."

Cihat Gökdemir: Evet dememek için insanlığını unutmuş olmak lazım. Babam 12 Eylûl’de gözaltına alındı, çocuktum ama olayları hatırlıyorum. Eve döndüğünde tanıyamadım babamı, saçı sakalını kesmişlerdi. O günlerle ilgili babam hiç konuşmadı, 12 Eylül’de babamın konuşması için ‘evet’ diyeceğim.

Cafer Solgun: Yıllarca 15. maddenin kaldırılması için mücadele ettik. Şimdi neden bu sözümüzü yiyoruz. Cunta anayasasına 'hayır' demek için bu değişikliğe 'evet' demeliyiz. Bu referandumda sadece 12 Eylûl cuntacılarıyla değil 12 Eylûl anayasasına evet diyenlerle de yüzleşme imkânı bulacağız. 48 yaşındayım, ilk kez sandığa gidip oy kullanacağım.

Ferhat Kentel: Evet diyenlerin, hayır diyenlerin, boykot diyenlerin de sosyolojik yönleri var. Biri statükonun devamında hayır görüyor, kendini korunaklı hissediyor hayır diyor, biri beni ilgilendiren bir şey yok oynamıyorum diyor, biri değişimden yanayım evet diyor. Bu üç hal de sosyolojik ve doğru ama boykot siyaseten yanlış. Yetmez ama Evet kampanyası mütevazı ama onurlu bir mücadele alanı sunuyor. Yeryüzü cennet değil ancak onu cennet etmek için mücadeleye devam etmeliyiz.

Roni Margulies: Hayır'cılar 13 Eylül günü anayasa değiştiğinde her şeyin birdenbire değişeceğini, sömürünün birdenbire biteceğini mi umuyor? Toplum yasalarla değil mücadeleyle değişir. Millet “askerin anayasasını ben bozarım” deyince, oylarıyla askere nanik yapmış olacak.

Konuşmaların ortak noktası; referandumdan sonra yani 13 Eylül sabahı yeni bir mücadele alanının doğacağı konusuydu. Bu da daha sivil, daha özgürlükçü, daha kapsayıcı bir anayasa. Yetmez ama Evet’çiler olarak 28 Ağustos cumartesi günü saat 15.00’da İstiklal Caddesi’nde işte bunun için yürüyeceğiz. Gerçek bir özgürlükten yana olan herkesi bekleriz.



emine.ucak@10yazar.com

Yorum Yaz   

YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (1)
cuma rüzgarı tarafından 2010-10-08 16:16:05 tarihinde yazılmış
kesmez ama evet
sosyalisti,libareliyle,muhafazakarıyla iş yaptık eywallah ama bu sadece anayasa için bir birleşme olmasını ümid ediyorum.çünkü dindar insanların hiç bir şekilde diğer kesimlerin duygularını hissedebileceklerini sanmıyorum..
Ayın En Çok Okunanları