Zümrüt SÖNMEZ
Bir tıkla devrim olur mu?

Bir tıkla devrim olur mu?

Ortadoğu’da birbiri ardına alevlenen devrim hareketleri internetin ve sosyal ağların reel dünyaya olan büyük etkisini bir kez daha kanıtlamış oldu. Yaşananlar aynı zamanda sosyal medyanın bundan sonra da tarihin akışını değiştirecek olaylarda aktif rol oynayacağının habercisi. Peki, sözünü ettiğimiz sosyal ağlar bu gücü nereden alıyor? Facebook, Twitter, Friendfeed ve oluşturulan kişisel bloglar birer araç mı, yoksa sandığımızın aksine onlar mı bizi yönetiyor?


Tek adres sokaklar değil!
 
Sosyal medya kavramıyla literatürdeki ve zihinlerdeki yerini iyice sağlamlaştıran sosyal ağların adını son günlerde Arap dünyasında yaşanan devrimler dolayısıyla daha sık duymaya başladık. Hatırlanacağı gibi Tunus’ta üniversite mezunu işsiz bir gencin seyyar satıcılık yaparak geçimini sağladığı sebze arabasına polis el koymuş, bunun üzerine genç kendisini ateşe vermişti. Halk olayı protesto etmek için sokaklara dökülmüş, çığ gibi büyüyen tepkiler halk ayaklanmasına dönüşmüş ve sonunda hükümet istifa etmişti.
 
Tarih bundan önce yaşanan halk ayaklanmalarının da benzer şekilde başladığını, tek bir kişinin kişisel protestosunun kitleleri harekete geçirdiğini yazıyor ancak bugün aynı sahnede çok farklı ve etkili bir başka aktör daha var. Tunus örneğinin diğer Arap ülkelerini bu kadar kolay harekete geçirmesinde sosyal medyanın rolü yadsınamaz boyutta. Artık kitleler Facebook, Twitter ve Friendfeed gibi sosyal paylaşım siteleri üzerinden örgütleniyor, eylemler bu adreslerde organize ediliyor. Dolayısıyla devrimlerin başlangıcının bildiğimiz reel dünya ama ateşin şiddetlenip hızla yayıldığı alanın internet olduğunu söylemek mümkün.
 
İktidar ve muhalefet aynı sahnede
 
İlk olarak Amerika’da Obama’nın seçim kampanyası için yoğun bir şekilde kullandığı Twitter şimdi bütün dünya liderleri tarafından kullanılıyor. Son İran seçimlerinde muhalefetin sesini tüm dünyaya duyurmasında ve o donem ülkede şiddetli gosterilerin meydana gelmesinde de sosyal medyanın rolü oldukca fazla. Sosyal paylaşım ağlarında ozgür kullanıcıların bir araya gelerek oluşturduğu gruplarla muhalefet edilen resmi kişi ve kurumların kendi sayfaları ve taraftarları aynı mecrada bir arada bulunuyor. Dolayısıyla farklı görüşler reel dünyadan önce sanal ortamda karşı karşıya gelebiliyor, tartışma buralarda olgunlaşıp şiddetlenebiliyor.
 
Ancak aynı sistem tersten okunduğunda manipüle edici güce de sahip. Çünkü tek tek kişileri ikna etmeniz, detaylar üzerinde uzun uzun düşünmeniz gerekmiyor bir tıkla kendinizi milyonlarca gruptan birinin içinde bulabiliyor, neden çıktığını tam olarak bilmediğiniz bir kavganın tarafı olabiliyorsunuz.
 
Protestolar internet kullanımını tetikliyor
 
Arap dünyası için internetin diğer toplumlara nazaran çok daha anlamlı ve fonksiyonel olduğunda kuşku yok. Uzun yıllar egemenliği ellerinde bulunduran liderlerin baskıcı politikaları altında yaşayan Arap halkları için internet reel dünyada bulamadıkları geniş bir özgürlükler alanını ifade ediyor. Onlar için internet hem yeni fikirlere erişebildikleri hem de kendi görüşlerini özgürce ifade edebildikleri belki de tek mecra. Sanal da olsa yumruk sallayıp slogan atmak için elverişli bir meydan.
 
Öte yandan Arap halkının sosyal medyaya olan bu büyük ilgisinin altında nüfusun büyük oranının genç olması da önemli bir rol oynuyor. Tunusluların yüzde 24'ünü 14 yaşın altındakiler meydana getiriyor. Yıllık yüzde 1,9 nüfus artış hızına sahip Mısır'da ise bu oran yüzde 30'u aşıyor. Gençler, yalnızca kişisel bilgisayarlarında değil, mobil cihazlarında da sosyal medya uygulamalarını sıklıkla kullanıyor, çektikleri görüntüleri sosyal ağlar aracılığıyla anında tüm dünyaya servis ediyorlar. Medya organları da yayınlarında göstericilerin çektiği videoları kullanıyor. Bunun en son örneği Bahreyn’de yaşanmış, BBC, Bahreyn’in başkenti Namana'da bir göstericinin cep telefonu ile kaydettiği görüntüyü yayınlamıştı. Videoda, askerlerin göstericilere ateş açtığı görülüyor. Bu video daha önce Youtube, Facebook ve Twitter gibi sosyal paylaşım sitelerinde de paylaşılmıştı.
 
Liderlerin yeni düşmanı internet
 
Yaşanan bu son gelişmeler bugün baskıcı rejimler için en büyük tehlikenin sosyal medya olduğunu gösteriyor. Çünkü kullanıcıları her geçen gün hızla artan sosyal paylaşım siteleri, muhalif görüşlerin kısa zamanda gelişip yayılabilmesini ve yerel sınırları aşıp dünyada yankı bulabilmesini olanaklı kılıyor.
 
Bazı ülkelerde belirli siteler için sansür ve hatta internetin fişini tamamen çekme gibi uygulamalara gidiliyor. Çin yönetimi dünya üzerinde internet sansürü ve denetimini neredeyse mükemmelleştiren ülkelerin başında geliyor. Birçok Arap ülkesinde internet bağlantısı sık sık kesiliyor. Mısır’da protestoların gelişmesini önlemek için gösteriler süresince internete erişim engellendi. Ancak Hüsnü Mübarek’in devrilmesinin ardından Mısır ordusunun da bir Facebook grubu kurmuş olması sosyal medyanın gücünün kabul edildiğinin bir göstergesi.
 
Libya'da da halkı rejim muhalifi gösterilere katılmaya çağıran sayısız Facebook sayfası bulunuyor. Ancak olayların büyümesi üzerine Libya yönetimi de ülkede internet bağlantısını kesti. İktidar sahiplerinin internetteki örgütlenmeye tepkisi bağlantıyı kesmek ile sınırlı değil. Görüşlerini internette ifade eden muhalifler tutuklanma riski ile de karşı karşıya. Örneğin Libya’da kısa bir süre önce Facebook üyesi ve blog yazarı Celal El Kavafi tutuklandı. Kavafi, bu sitelerde gösterilere katılma çağrısı yapıyordu. Suriye’de de bir süre önce 20 yaşındaki blog yazarı olan Tal El Maluhi beş yıl hapis cezasına çarptırıldı. Genç yazar, ABD adına casusluluk yapmakla ve devlet sırlarını ifşa etmekle suçlanıyor. Suriye’de Facebook ve Youtube’a erişim ise engelli.
 
Sosyal Medya’nın kısa tarihi
 
Harward öğrencisi Mark Zuckerberg tarafından 2004 yılında kurulan Facebook, bugün dünya nüfusunun büyük bir çoğunluğu tarafından kullanılan en geniş sosyal ağ olma özelliğini taşıyor. Zuckerberg’in hayatını anlatan 2010 yapımı Oscar ödüllü The Social Network adlı filme göre Facebook, çok zeki ama asosyal bir gencin ayrıldığı sevgilisine ve çevresindekilere kendisini fark ettirmek için kurduğu sadece Harward Üniversitesi öğrencilerini kapsayan küçük bir sosyal paylaşım sitesiydi. Muhtemelen Zuckerberg’in kendisi de bu girişiminin bugün varacağı noktayı tahmin etmiyordu.
 
Facebook, Twitter, Friendfeed ve bloglar artık özellikle çalışmalarında sosyal gruplardan faydalanmak zorunda olan iş alanları için çok geniş bir network ve hazır insan kaynağı demek. Siyaset, sanat ve medya çevrelerinin aktif kullanımı ile haber akışının gazeteler, televizyon kanalları ya da haber siteleri yerine daha çok sosyal ağlar üzerinden sağlanmaya başlaması bu yeni sanal mecrayı medyanın etkin bir kolu haline getirmiş durumda. Başlarda TV ya da gazetelerden takip edilen gündem sosyal ağlar üzerinden paylaşılırken artık klasik medyanın hızının bu yeni iletişim mecrasının çok gerilerinde kaldığı görülüyor. Artık sosyal ağlar klasik basına sadece ilham vermekle kalmıyor üstüne bir de kaynaklık ediyor.
 
* Bu yazı "Zaman Biritanya" gazetesinin 4 Mart 2011 tarihli nüshasında yayınlanmıştır.


zumrut.sonmez@10yazar.com

Yorum Yaz   

YORUMLAR
Toplam yapılan yorum sayısı (1)
hilal sönmez tarafından 2011-03-07 23:07:39 tarihinde yazılmış
...
evet bencede internetin esiri olmuş durumdayız :)
Ayın En Çok Okunanları